Roma
Bu filmi duymayanınız kalmamıştır eminim, (en azından sinemayı takip edenler biliyordur) bu filmi büyük beklentilerle izledim çünkü "Yılın en iyi filmi!" etiketi pek çok çevre tarafından yapıştırılmıştı bu filmin üzerine. Filmi izlerken sıkılmadım ama çok eğlenceli bir film de değildi. (Neden eğlenceli olsun?) Filmin böyle bir amacı yok çünkü.
Bir Tarantino filmi gibi ya da Guy Ritchie filmi gibi sizi dinamik bir senaryoyla, hızlı sahne geçişleriyle, bol kamera açıları ve sıra dışı karakterleriyle eğlendirecek bir film hiç değil bu. Hayır. Bu film çoğunlukla sabit ve uzun süre kesilmeyen kamera açıları olan, sahneden bağımsız müziklerin olmadığı dolayısıyla pek müzikleriyle sizi etkilemeyecek, karakterlerin oldukça sıradan oldukları bir film.
Tıpkı gerçek hayat gibi. Sakin. Sıradan.
Tabii bu film 70'lerin başında, Meksika'daki ayaklanma zamanında geçtiği için az çok aksiyon var.
Mesela fragmanlarda gördüğümüz şu sahne:
Ama bu sahneler çok fazla gördüğümüz türden değil. Gerçek hayatın sıradanlığı içerisinde deneyimliyoruz bu olayları.
Eğer eğlenceli vakit geçirmek için bu filmi izleyecekseniz size önermem bu filmi. Ama Alfonso Cuarón'un çocukluğundan kalan anılarıyla oluşturduğu, sakin ve gerçekçi, sinematografik olarak etkileyici bir film izlemek istiyorsanız bu filmi size öneririm.
Filmle ilgili tek
olumsuz eleştirim, bu filmin yer yer duygu yoğunluğunu kaybettiği için fazla uzun olmasıydı, ayrıca karakterlerde kendinizden bir şeyler bulamayıp pek etkilenmeyebilirsiniz. Yine de bir kısmınız çok etkilenecek, etkilenmeyenler de en azından sinematografiyi başarılı bulacaktır.
8/10