Serial Experiments Lain
Piyasada ne kadar ruh hastası seri var izlemeye okumaya yemin etmiş biri olarak, eksiklerimizden biriydi.
Olabilecek en soyut anlatımlardan biri var, kendince çok yaratıcı bir de konsepti var. Bugünlerin internet teknolojisini o günlerden görmüş.
Ancak serinin hikâyesi, bilim kurgu arka planı sadece motif. Tıpkı Evangelion ve FLCL’de olduğu gibi. Hissizlik, yabancılaşma, toplumdan kopukluk gibi hisleri izleyiciye aktarmak buradaki mesele. Yani detaylara çok hakim olunmasa da sıkıntı yok çünkü kimse bu serileri hikâyesi için izlemiyor. Depresif yanını doyuruyorsa sen mesajı almışsın zaten.
Ha, elbette arka planda takip etmen gereken şeyler var ama ana odak farklı.
Sanal dünya “Wired” ile gerçek dünya arasındaki çizginin silikleşmesi, kablolar ile insanların giderek iç içe geçmesi olabilecek en depresif şekilde aktarılıyor. Tam benim kalemim mesela.
Lain’in ayı pijamaları çok tatlı bu arada almak lazım bir tane.
87/100 diyelim.
Don’t toy with me Nagatoro-san 2. sezon
İlk sezonu izlemiş ve burada epey gömmüştüm. İnsanların böyle bir shitfest’i nasıl sevdiğini de hiç anlamlandıramamıştım.
Ancak ikinci sezonu öylesine açıp izlediğimde seriye olan bakış açım ve duygularım değişti. Çünkü ikinci sezon bayağı olmuş.
Çok tatlı bir romcom’a evrilmiş seri, ilk sezonda toksik gelen ilişki bu sezon epey rayına oturmuş. Bir kızın, dört göz bir oğlana zorbalık yapmasını ilk sezonda ne kadar irrite edici işlemişlerse bu sezon gayet hoş ve tatlı bir şekilde işlemişler. Nagatoro ve senpai’nin ilişkisi bu sezon fazlasıyla oturmuş.
İlk sezona 3 vermiştim sanırım, bu sezona ise 6 verdim. İlk sezon da bu kafada olsa romcomlar arasındaki yeri çok daha sağlam olurdu diye düşünüyorum.
Magi
Yıllar önce animesini izleyip sevdiğim, ne zamandır da mangasını okumayı planladığım bir seriydi. En sonunda mangasını da bitirdim.
Oldukça hoş, sıcak, felsefik, bol aksiyonlu ve komik bir manga. Ana karakterler kadrosu inanılmaz tatlı. Morgiana tüm zamanlarda favori kadın karakterlerimden biri. Ve Alibaba. Ben de Aliybaba. İkimiz de babayız. Tek fark o soylu, ben sefil. Ama olsundu.
Final arcı gerçekten kötü ama iyi final yapan battle shounen manga zaten çok çok az olduğundan bir eksi değil. Uzun soluklu serilerde default olarak geliyor zaten.
83/100 çalışır.
Pick Me Up
Webtoonlara birkaç seri dışında oldukça uzak birisiyim. Hele İsekai olunca. Bu seriye de bir arkadaşın gazıyla başlamıştım dalgasına ve pek umudum da yoktu. Ve seri oldukça ağır başladı, ilgi çekicilikten uzaktı. Ancak giderek gelişti ve ilgi çekici bir hal aldı seri. Bölümler uzun olmasına rağmen günde 50-60 sayı okutuyor kendini.
Ana karakteri özellikle epey iyi tasarlanmış diye düşünüyorum, gördüğüm olaylara en gerçekçi ve duygusallıktan uzak bakan ana karakter olabilir. Yani bir Baam'a bakıyorsun bir de Han'a. Arada uçurumlar var. Olgun, OP ana karakter severler için bulunmaz nimet.
Çizimleri oldukça güzel, aksiyonu bayağı iyi, tempo sorunu yaşıyor bazen sıkabiliyor ancak oldukça akıcı tarafları da var. İsekai, gacha game tarzı serileri sevmeyenlerin bile hoşuna gidebileceğini düşünüyorum.
80/100 diyelim.