Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Türk TV Dizileri Genel Paylaşım ve Tartışma Başlığı

Yalnız bundan 8-10yıl önce TV'de Behzat Ç'ler, Leyla ile Mecnun'lar, İşler Güçler'ler, Kardeş Payı'lar oynarken şimdi iptiri boktan yapımlar oynuyor onu kast ediyorsan katılırım.
O saydığın diziler bile global standartlarda kaliteli ya da özel şeyler değillerdi aslında. Güzeldi izleniyordu ancak o kadar işte.


Adamlar Westworld, Çernobil, House of Cards, Peaky Blidners, Lost vs vs vs çekerken leyla mecnun falan :D çok da fifi yani.

Biz de bir de varyasyon ve farklılık çok az.


Şahsiyet ise politik olarak ödüllendirildi. Azra Akın'ın kainat güzeli, Orhan Pamuk'ın nobel sahibi, Nuri Bilge'nin cannes gibi biraz. Hiç biri kötü değil ancak "top of the world" de değildi yani.
 
Yalnız bundan 8-10yıl önce TV'de Behzat Ç'ler, Leyla ile Mecnun'lar, İşler Güçler'ler, Kardeş Payı'lar oynarken şimdi iptiri boktan yapımlar oynuyor onu kast ediyorsan katılırım.
O saydığın diziler bile global standartlarda kaliteli ya da özel şeyler değillerdi aslında. Güzeldi izleniyordu ancak o kadar işte.

Adamlar Westworld, Çernobil, House of Cards, Peaky Blidners, Lost vs vs vs çekerken leyla mecnun falan :D çok da fifi yani.

Biz de bir de varyasyon ve farklılık çok az.


Şahsiyet ise politik olarak ödüllendirildi. Azra Akın'ın kainat güzeli, Orhan Pamuk'ın nobel sahibi, Nuri Bilge'nin cannes gibi biraz. Hiç biri kötü değil ancak "top of the world" de değildi yani.
Peaky Blinders asıl o kadar kalite bir iş değil. Ben 5 sezonu da severek izledim, çok akıcı bir dizi. Ancak Behzat Ç'nin derinliğinin yarısına sahip değil. Son sezon biraz Mosleynin girmesi ile değişti.

Sopranos falan dense okey derdim ama. Oz'dur, Wire'dır onlar daha ayrı. Onlar ile kıyaslamam zaten.

House of Cards ve Çernobil'i izler tekrar yazarım.

L&M son sezonunda çok bozuyor, ona aşırı kalitelidir diyemem ama diğer üçü öyle. Top the world olmak ayrı bir şey, kimsenin öyle bir şey beklediğini de sanmıyorum zaten. Olmaları da gerekmiyor.

Pek çok Türk dizisi Avrupa'ya diğer ülkelere satılıyor ama kaliteli olduklarından değil. Daha yaşlı nene dizisi veya ergenlere hitap eden işler bazı ülkelerde deli rağbet görüyor. Ezel ve birkaç örnek dışı bu böyle.

İşler Güçler gibi tamamen bizim ülkenin mizahına has bir işten dünyada başarı bekleyemezsin.

Politik mevzuları bilmiyorum, hele Şahsiyet için bir tane bile böyle bir iddiaya rastlamadım. Dizi ayı gibi tuttu Türkiye dışında beğenildi. Pek politik bişi yok. Ha ödül politik midir bilmiyorum ama dizi tuttu yani yurt dışında da.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Ancak Behzat Ç'nin derinliğinin yarısına sahip değil.
Aga Behzat Ç'yi çok sevdiğin için ona ayrı bakıyorsun ancak ben 3-4 bölüme baymıştım kendisinden. O sıralarda türkiye de olmayan bir şey olmanın ekmeğini yedi. Polisiye dizi olup da o kadar argo ve o kadar koyu tonlar barındırabilen birazda politize olan bir dizi yoktu(Hala da yok sayılır). Ancak bu çekimleri, oyunculuğu, senaryosu top seviye idi demek değil. İyiydi yani.



ona aşırı kalitelidir diyemem ama diğer üçü öyle.
Katılmıyorum buna. "kaliteli" belki ama "aşırı kaliteli" sanmıyorum.



İşler Güçler gibi tamamen bizim ülkenin mizahına has bir işten dünyada başarı bekleyemezsin.
Kaliteli ve elit bir sanat ya da zanaat eseri zaman, toplum gibi şeylere takılmaz. Takılıyorsa da demek ki o kadar çapı geniş bir şey değil demektir. Haa bu onu kötü yapmaz. Ancak işte ancak bizim içimizde sevilen bişi olabilir. Ancak @LuLu konuşmasının başında yerli yapımlara ısınamadığını söylüyor sonra yabancı dizilerin daha çok izlendiğini söylüyor ayrıca ne zaman gelecek "daha" kaliteli işler diyor. Yani memlekette kalite namına bir şey yok demiyor. Bir yerli yabancı kıyası var. Hani o yüzden ben de oradan girdim konuya. Nitekim tartıştığımız şeye bakınca bize has mizahı olması çok da benim dediğimi ya da Lulu'nun dediğini değiştirmiyor.

Ha bir amerika, ingiltere, hindistan ile kıyaslanalım demiyorum. Ancak Arjantin'in, Japonya'nın, Korenin, İspanya'nın, Canada'nın, İtalya'nın vs vs , hatta Danimarka, İsveç, Norveç gibi ülkelerin bile son yıllarda global arenada parlatıp satabildikleri dizileri düşününce burada "satmak" fiilinden kastım ülkelere dizi ithal etmek değil. Geniş kitlelerce, global anlamda popüler olmak diyorum. Yoksa Türkiye ciddi anlamda orta doğu, balkanlar, avrupa gibi yerlerde dizi ve film satabiliyor. Zaten aktörlük, ses sanatçılığı vs gibi şeylerde dünyadaki pek çok ülkeden iyiyizdir.

Ancak daha önce dediğim gibi bizde çok yönlülük yok. Ya dram var, ya zengin kız fakir oğlan romantizmi var ya absürt komedi var ya da militarist, mafyacı ya da aşiretçi nispeten aksiyon işleri var. Bu döngünün dışında şeyler çok çıkamıyor.

Şahsiyetin ilk 30 oluşuna gelince , şahsiyetten daha kötü diziler şahsiyetin üstünde olabilir orada :D Şahsiyetten daha iyileri de onun altında yani o çok aldatıcı olabilir ancak elbette IMDb gibi bir yerde 30. sırada olması güzel ancak 39K oyla orada(bir örnekleme yaparsak eğer bir diğer platform dizisi olan ve IMDb notu 7.1 olan Atiye de 21K). Yani tüm dünyaca izlenen bir dizi oyu gibi değil bu ya da çok isim yapmış. Örnek vermek için söylüyorum yayımcılığını Amerika ve İngiltere'nin üstlendiği ancak Prodüksiyonunun Litvanya ya ait olduğu Çernobil dizisi (ki çok büyük dizi izleyicisi kitlelelerinden bazıları olan Kuzey ve Güney Amerika ülkelerine konusu çernobil olan bişi izletmek zordur) 655K oy ile 5. sırada.

Ya da listenin ikincisi Breaking Bad 1.7 Milyon oy ile orada (Breaking Bad'in en iyi 2. dizi olarak anılacak bişi olmadığını az izlememe rağmen ben bile biliyorum bu arada :D )


Ha bak gene diyorum başarı başarıdır helali hoş olsun. Ama "Ayı gibi tutan" bişi de değil. Kritik açıdan ödüllendirilmiş bir iş sadece ha bu da çok önemli ama durum bu.

Ayrıca yayın hayatına girdikleri tarih 2008ler 2010lar olan 3-4 türk dizisinin iç pazardaki başarısı bir de nadir bir şey olan Şahsiyetin başarısı LuLu'nun dediklerini çok da değiştirmiyor aslında.


Yukarıda saydığım ülkeler neredeyse yılda bir ya da bir kaç yılda bir hit işler üretebiliyorlar (globalde) . Yani LuLu "Ülkede hiç kaliteli bir iş görmedik" deseydi sana katılırdım yani ses etmezdim çünkü belli ki kaliteli işler üretebilmeye muktediriz yani. Ancak adam hem son dönemi kastediyor hem de "daha kaliteli" diyor. Yani daha global ve de hit işleri kastediyor.


Şahsiyetteki politik yatırım olayına gelince, dizinin tüm başarısı budur demedim ancak Haluk Bilginer ödül alana kadar kimse diziyi duymadı bile :D 2018 çıkışlı bu dizi. Dünkü mesele değil yani. Dizinin yönetmeninin ilk dizisi (hatta ilk uzun metraj işi) ve dizinin yazarının da ilk büyük işi (şimdi bu ikisi uysallar adlı bir dizide çalışıyorlar) . Ancak bu ikiliyi finanse eden ekip son yıllarda bizim ülkemizde WB destekli, hollywood tarzı filmler çekmeye başlayan sinema ailesi ile aynı ( müslüm, neşet, ayla, naim gibi filmleri yapanlar, hani ayla ile şu oscar'a aday tartışması çıkanlar) . Nitekim bir yazar ile bir yönetmen daha ilk büyük işlerinde bu kadroyu nasıl toplar ? Hadi topladı nasıl o kadar diziden sıyrılıp o ödülleri alır. Dizinin ilk bölümünü izledim ve pek Emmy'lik bişi görmedim açıkçası.

Parçalaları bir araya getirince bana "natural" gelmedi alınan sonuçlar. Mahsun Kırmızıgül'ün bile ödüllü yönetmen olabildiği ülke burası :D :D Bir şeyi duymamız bir şeyler olmadığına gelmiyor (ha aksine de gelmiyor elbette) ama parçaları birleştirince biraz kıllanıyorsun.
 
@Nabu

Breaking Bad en iyi dizidir diyene ben çok itiraz etmem, anlaşılabilir sebepleri var. Ancak ben de en iyidir demezdim tabii. Bir de Breaking Bad ilk 2 sezondan sonra çok fena açılan ve asıl popüleritesini son sezonlarına borçlu olan bir dizi. İlk bölümlerle yargılama devam et bence.

Abi ben Türk dizilerinin çoğunluğu kalitelidir demedim ki. Bunu diyen çarpılır zaten, öbür sayfada da söyledim. Ama tamamen çöpte atılacak bir noktada da değiliz(internet dizileri de dahil değildiğinde yoksa TV furyası çöp), LuLu'ya söylediğim şey oydu.

Ki daha adını sayamadığımız nice internet dizileri var, misal Bozkır.

TV piyasasının çöp olduğunu zaten öbür sayfada söylemiştim.

İlk sezon ısınma turu gibi biraz Behzat Ç'de, karakterlerin konuşmalarının oturması falan zaman alıyor. Bence 3-4 bölümle yargılanacak bir dizi değil ancak senin seveceğini ben de düşünmüyorum.

Bu arada Behzat Ç favori Türk dizim evet, ancak kalkıp da zirve yapımlardan daha iyi demem. Behzat Ç> Baba üçlemesi dersem eğer aforoz edin beni ona bir şey demem. :D Peaky Blinders özelinde söyledim. Çok pose bir dizi. Güzel yine de.

LuLu'nun mesajını az önce tekrar okudum ve verdiğim cevapta bir tuhaflık bulamadım, gayet doğru anlamışım bence demek istediğini.


Ancak daha önce dediğim gibi bizde çok yönlülük yok. Ya dram var, ya zengin kız fakir oğlan romantizmi var ya absürt komedi var ya da militarist, mafyacı ya da aşiretçi nispeten aksiyon işleri var. Bu döngünün dışında şeyler çok çıkamıyor.
Hocam bu söylediğin TV için geçerli. İnternet dizilerine baktığında durum pek öyle değil. Şu an Gibi ortalığı kasıp kavuruyor mesela. :D Dönem dizisi olarak Kulüp, güzel bir dram olan Bir Başkadır falan var. Bunlar hiç de o sınıfa girmiyo.

Ha, çoğunluğu elbette öyle ona bir şey demiyorum.


Şahsiyet ise çıktığı zamandan bu yana sükse uyandırmıştı. Ben ilk çıktığı dönemde deli gibi övüldüğünü hatırlıyorum.

Politik mevzusunu bilmiyorum dediğim gibi, o konuya bir şey diyemem.


Şahsiyetin ilk 30 oluşuna gelince , şahsiyetten daha kötü diziler şahsiyetin üstünde olabilir orada Şahsiyetten daha iyileri de onun altında yani o çok aldatıcı olabilir ancak elbette IMDb gibi bir yerde 30. sırada olması güzel ancak 39K oyla orada(bir örnekleme yaparsak eğer bir diğer platform dizisi olan ve IMDb notu 7.1 olan Atiye de 21K). Yani tüm dünyaca izlenen bir dizi oyu gibi değil bu ya da çok isim yapmış. Örnek vermek için söylüyorum yayımcılığını Amerika ve İngiltere'nin üstlendiği ancak Prodüksiyonunun Litvanya ya ait olduğu Çernobil dizisi (ki çok büyük dizi izleyicisi kitlelelerinden bazıları olan Kuzey ve Güney Amerika ülkelerine konusu çernobil olan bişi izletmek zordur) 655K oy ile 5. sırada.
Ben tuttu derken daha çok "kabul görme" anlamında kast etmiştim. Yoksa popüler dizinin ne demek olduğunu idrak edebiliyorum, bir Şingeki no Kyojin ya da dönemindeki Game of Thrones popüleritesinde olmadığının ben de farkındayım.
 
Abi ben Türk dizilerinin çoğunluğu kalitelidir demedim ki.
Öyle dedin demedim zaten. Öyle anlaşılmasın yani.


Ama tamamen çöpte atılacak bir noktada da değiliz
Onu diyen olmadı zaten. Hak veriyorum sana.



LuLu'nun mesajını az önce tekrar okudum ve verdiğim cevapta bir tuhaflık bulamadım, gayet doğru anlamışım bence demek istediğini.
Yok Tuhaflık yok zaten. Sadece adam hiç kaliteli şey çıkmıyormuş gibi yanıt gelmiş biraz hatta bu mesajında da "tamamını çöpe atamayız" diyerek gene bu şekilde anladığını düşünüyorum. Yani konu bizden iyi dizi çıkıyor mu ? Değil. Bizden istikrarlı bir şekilde iyi dizi çıkabiliyor mu ve bunların kaçı global hit olabilecek çapta olabiliyor. En azından bana biraz böyle geldi @LuLu söylesin doğrusunu elbette.


Hocam bu söylediğin TV için geçerli. İnternet dizilerine baktığında durum pek öyle değil. Şu an Gibi ortalığı kasıp kavuruyor mesela. Dönem dizisi olarak Kulüp, güzel bir dram olan Bir Başkadır falan var. Bunlar hiç de o sınıfa girmiyo.
Tamam da bunlar da daha çok taze henüz ana akım olmadılar. Kaldı ki Kulüp falan gayette benim saydığım o "drama" kısmına giren bir iş ona da baktım biraz. Platform dizileri elbette TV'den daha iyi çünkü daha özgürler o kesin. Ancak ispanyolların la casa de papel'i sattığı gibi sattığımız bir dizimiz de yok ha bu demek değil ki dizilerimiz ondan kötüdür. Ancak bizim diziler çok uzun, elalemin dizileri ancak gizem, drama, polisiye, siyaset ya da fantezi vs barındırıyorsa uzun oluyor. Aksi takdir de gündelik şeyler, sitcomlar, komedilerin çoğu, animasyonlar, belgesel dizileri kısa oluyor. Biz de komedisi, draması, polisiyesi alayı uzun. Ee LuLu gibi kardeşler de "Ya ben bir TR Dizisine harcadığım sürede bir yabancı sitcom + bir yabancı dizi + bir anime lüpletebiliyorum" dediğinde bu işte yabancı hanesine bir artı oluyor.


Ya zaten Şahsiyet gibi bir işten GoT ya da SnK beklemiyorum canım bende :D Dediğin gibi onlar çok uç örnekler. Ancak Şahsiyet kritiklerce kabul gördü öyle çok da kendi kitlesini yaratamadı. Zaten o "kritikler" kısmı da biraz kritik ya neyse :D :D

Ama ben seni anladım yani evet Türkiye'de bu sektör de eli armut toplayan bir ülke değil. Ancak dediğim gibi TV dizileri ya da sadece yerli platformlarda izlenebilen platform dizileri biraz kendini tekrar eden bir tarza sahip ve de genel olarak çok uzunlar. Ben 50 küsür dakikalık Game of Thrones bölümleri hatırlıyorum ya :D Biz de en basit drama bile TV de ise 2 saat platform da ise 75 dk falan.

Bir de çok yönlü değiliz. Sitcom yok bizde ve komediden tek anladığımız "absürd" . Onu da son 20 yılda falan keşfettik görmemişin absürd komedisi olmuş bokunu çıkartmış durumu var. Dramalar desen zaten ya aile içi sexual tension ya da ekonomik sınıf farklılıkları :D ama en yüzeyselinden. Nadiren işte enteresan işler çıkıyor. Polisiye, detektiflik vs çok çok nadir. Aksiyonu zaten hiç beceremiyoruz ve denemiyoruz neden bilmiyorum. Ve Animasyon da koca bir hiçiz.

Ha ancak gene diyorum hafife alınmayacak işleri de üretmiyor değiliz ki kaldı ki ben zaten sinema, dizi, tiyatro dallarında sanatkarlar ve de zanaatkarlar konusunda çok avantajlı bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Sadece vizyon yok o da zaten bu memlekette tazesinden kalmadı :D :D
 
@Uncle Paulie benim demek istediğim şu. Yabancılar bir senaryo üzerinde 1 yıl çalışıyor sonuç olarak 1 saat x 10 episode çıkıyor. Bizde ise bir senaryo için 40 hafta çalışılıyor sonuç olarak 2.5 saat x 40 episode çıkıyor.

Bir tarafta 1 yıllık çalışmanın sonucunda 10 saatlik iş diğer tarafta 40 haftada 100 saatlik iş. İster istemez bizim dizilerimiz durağanlaşıyor. Adamlar senaryoların üzerinde, karakter gelişiminde, hikaye anlatımında, kurguda daha çok emek harcarken biz az zamanda çok iş yapmaya çalışıyoruz ister istemez bizim yaptığımız işler kalitesiz oluyor. Bu diğer konulardada böyle örnek olarak görsel efekt eklenmiyor bizim dizilerde. Adamlar ejderhalarla savaşırken, yapay zeka distopyası oluştururken veya aksiyon sahnelerini canlandırırken bizde kısa zaman içerisinde bu efektleri eklentileri ekleyebilecek ne imkan ne de yeterlilik mevcut.

La Casa de papel dizisinde ne aksiyon mevcut ne görsel efekt ama hikaye akıyor. Herkese kendini izlettirdi. Sadece bir binanın içinde çekildi. Öyle ahım şahım bir bütçeside yoktu. Demek ki sorun maddiyattan da değil.


Senaryoda sınıfta kaldık.
Görsel efektte sınıfta kaldık.

aklıma gelenleri yazdım, gelmeyen daha bir çok unsur olduğununda farkındayım.
 
TV'de yayınlanan yeni Türk dizileri birbirinin karbon kopyası ve kalite anlamında izlenmeyecek seviyedeler bence. Eskilerin yeri bir ayrı ya. İnternet dizileri ise daha izlenilebilir oluyor haliyle.
 
Üst