Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Genel Tanrı düşüncesi nasıl oluşmuştur?

Thanos

Kahraman Baykuş
Tecrübeli Kullanıcı
Bu bir soru ben kendi ulaştığım sonucu anlatıyım. Ama olabildiğince kıt bir bilgiyle ulaştığım için saçma gelebilir öğrenmek istiyorum doğrusunu.
Bence tanrı süperegodur:D çünkü insan kafasında kendinden büyük olduğunu düşündüğü sesler duyduğu için kendinden üstün bir varlık aramak düşüncesine varmış olabilir. Daha bilinçsiz olduğumuz zamanlarda yırtıcı hayvanlardan kaçma veya olumsuz durumlardan sakınma içgüdüsü bilinçlendikçe süperegoya ne yapmamız gerektiği konusunda tavsiyeler veren bir tanrıya evrilmiş ve sürekli yüksekten konuştuğu için insanda acaba yukarda birimi var diye düşünmeye başlamış olabilir. Yoksa insanları yönetebilmek için biri tarafından oluşturulmuş bir kavram mıdır sizce? bana sanki tanrı diye bir şeyin olmadığı kimsenin bu varlığı düşünmeden hareket ettiği dolayısıyla toplumdan hiçbir etki görülmeyen zamanlarda bile her insanın kafasında şekil alma potansiyeli taşıyan bir inanış vs gibi geliyor. İnanç bilinmeyene duyulur ama hiçbir bilgi yoksa bir anda ortaya da çıkmaz heralde. Ortaya çıkmasını sağlayan insanın kafasındaki bu yargılayan öğüt veren taraf olabilir mi? yani tanrı her türlü yine insandan çıkıyor. Kendimizden yola çıkarak düşünebiliyoruz onu. Başka türlüsü mümkün değil gerçi. Yoksa cidden Allah mı koyuyor kafamıza bunu? Bir sezgi mi? Eğer Allah yoksa ve bu bir sezgiyse bir içgüdüden oluşuyordur herhalde böyle düşünüyorum. Sizce tanrı denen varlık nasıl ortaya çıktı ilk ?
Evrene bakıp bir yaratıcısı olmalı diye düşünmüş de olabilirler tabi.
 
Tanrı kavramı çok değişime uğramış bi kavram. O yüksekten konuşan yargı dağıtan tanrılardan önce, yaratım ve bereket sembolü tanrıçalar vardı. O zaman insanlar toprağa tarıma doğaya bağlıydı çünkü. Malum doğa ana sembolü aslında insanın üzerindeki hakim güç tarım ve üreme endişesi olduğu için var.

Sonra şehirleşme başladı ve devreye savaşçı tanrılar, yasa koyucu tanrılar, cezalandırıcı tanrılar girdi. Bu ilkel tanrıların ve tanrıçaların hepsi, beyin ürünü değil, hayat şartlarının ürünüydü, insanlar üzerlerindeki baskıları soyut bir güç olarak şekil sahibi yapmaya ve onunla ilişki kurmaya çalışıyordu muhtemelen.

Kişisel yorumlarımı değil tarihi bilgileri aktarıyorum bu arada.

Neyse vesselam yorumunda süperegoya benzettiğin tanrılar bayağı yeni. Tek tanrı inancına gelene kadarki tanrılar/tanrıçalar çoğunlukla superegoyu varoluşsal krize sokacak tanrı tipleri. Zeus nası bi superego olabilir mesela. Olsa olsa id olur. :D

Ki İslamda da tanrı süperegoya benzemez. Yahudilikte de benzemez. Bi Hristiyanlikta benzer belki, gerçi o da şu an Zeus'a daha çok benziyor. Yani bu kişisel bi şey bence. Senin algında tanrı superegona benzeyebilir, ya da superegon tanrıya benzeyebilir. Ama genel olarak bunu söylemek doğru bi tespit gibi gelmiyor bana. Doğadan korkup dua etme ihtiyacı hissetti denilse sebep sonuç silsilesi vs daha mantıklı bi önerme gibi duruyor.
 
Zaten kişisel birşey herkes kendi kafa yapısına göre düşünüyor tanrıyı. Tanrının olması gerektiği düşüncesinin temelinde ne yatıyor diye soruyorum. psikolojik bir şey mi dediğin gibi. Beyin zaten hayat şartlarına göre düşünebiliyor. Aslında aynı şeyi yazmışım gibi "insanlar üzerlerindeki baskıları soyut bir güç olarak şekil sahibi yapmaya ve onunla ilişki kurmaya çalışıyordu muhtemelen" O baskı süperego değilmi:D yada daha genel bir anlamda düşünmek gerek bunu belki. İnsanın daha olumsuz tarafımıdır artık nedir bilmiyorum.
 
Nietzsche'nin Ahlakın Soykütüğü Üstüne kitabını bir daha tavsiye ediyorum. Bakunin'in Tanrı ve Devlet kitabı da okunabilir. Çıkardığım kimi notlar var, isteyen bakabilir. İkisi de doğrudan bu soru üstüne değil ama alakalı konuları işliyorlar.

Şahsen ben Freudçu bir açıyla bakmıyorum ve bazı çok muğlak genellemeler ve Ödipus dönemi harici Freud'u mantıklı da bulmuyorum (güncel psikoloji bilimi de böyle yaklaşıyor). Ancak Tanrı kavramının toplumda bir düzen oluşturmak için kullanıldığı bariz. Bu düzenin yararlı olup olmadığı tamamen ayrı bir konu fakat benim gördüğüm, yaşadığımız toplumlarda bir düzen kurulmaya çalışıldığında bir inanç sistemi oluşturulması gerektiğidir (bu illa dini bir inanç olmak zorunda değil). Ha, İbrahimi dinlerin peygamberleri bunu bilen Makyavelist kişiler miydi? Bilmiyorum ve zaten çıkış noktasından öte şu anki işlevi ilgimi çekiyor.

İbrahimi dinler dışındaki diğer inançlara din denilip denilmemesi gerektiği bile tartışılan bir şey. Kimileri bunu, farklı kültürel olguları tek bir kalıba sokmak ve bu yüzden diğer kültürlerin hepsini kendi kültürümüzmüş gibi yorumlamak olarak görüyor. Lafı daha uzatabilirim ama bu konuda @Sae bir şeyler dese daha uygun olur.

Bakunin'e göre İbrahimi dinlerden önceki inanışlar, bildiğimiz anlamıyla bir dinden öte, var olan doğal durumların abartılmasıdır. İnsan doğada gördüklerinden etkilenir ve onları kafasında abartır. Böylelikle doğaüstü bir konuma getirir.

Nietzsche'ye göre, bizim bildiğimiz şekliyle Tanrı kavramının ortaya çıkması güçle alakalıdır. Ruhban sınıfına dönüşecek olan kişiler, toplumda yüksek konumlara gelmek için böyle bir kavramı ortaya çıkarmış ve kullanmışlardır. İslam bu açıdan incelendiğinde oldukça ilginçtir çünkü Hristiyanlığın aksine, İslam'ın peygamberi başarılı olmuştur. İsa çarmıhta ölmüşken, Muhammed kendi devletini kurmuş ve başına geçmiştir. Kendi haremini kurmuş ve hatta kendisi öldükten sonra eşleriyle başkasının evlenmesini yasaklamıştır. "Akşam bana misafirliğe gelmeyin artık," diye bir sure, yani kutsal bir emir bile "indirtmiştir". Tüccar bir adamdan da bu beklenirdi :D Neyse şaka bir yana, Nietzsche'nin bahsettiği güç dinamiğini burada görebiliyoruz (Bakunin de aynı güç olayından bahseder).

İbrahimi dinlerdeki Tanrı kavramının bu toplumu düzenleyici yanı önemli fakat bu düzenin kime hizmet ettiği de önemli. Çok basitleştirirsem, bir maymun diğerine bakıp "Yukarıdaki senin malını bana vermeni emrediyor," dediğinden beri dinler var.

İşin diğer bir yanı, İbrahimi dinlerin insanı evrenin merkezine oturtmasıdır. Sadece toplumu düzenleyici bir işleve sahip değil, aynı zamanda "Abicim çok güzelsin, çok iyisin, koskoca evreni, her şeyi senin için yarattık," diye insanın içindeki narsist yana da hitap ediyor.

Bir de elbette insanın sonsuza kadar yaşama arzusu var.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Zaten kişisel birşey herkes kendi kafa yapısına göre düşünüyor tanrıyı. Tanrının olması gerektiği düşüncesinin temelinde ne yatıyor diye soruyorum. psikolojik bir şey mi dediğin gibi. Beyin zaten hayat şartlarına göre düşünebiliyor. Aslında aynı şeyi yazmışım gibi "insanlar üzerlerindeki baskıları soyut bir güç olarak şekil sahibi yapmaya ve onunla ilişki kurmaya çalışıyordu muhtemelen" O baskı süperego değilmi:D yada daha genel bir anlamda düşünmek gerek bunu belki. İnsanın daha olumsuz tarafımıdır artık nedir bilmiyorum.
Benim bildiğim kadarıyla süperego tam olarak o değil. Süperego bi çeşit ahlak bekçisi nihayetinde (her ne kadar direttiği şeyin ahlaklı olup olmaması çağa, mekana göre değişse de). Lakin tanrılar ahlaklı olmak durumunda değil, ahlakı dayatmak durumunda değil, hatta tarihteki çoğu tanrı düpedüz ahlaksızdır. Aslında mitolojik tanrılar, krallara daha çok benzerler. Tıpkı ortaçağ masallarındaki devlerin, aslında feodal lordların bilinçaltına bi yansıması olması gibi.

Kasdettiğim baskı; hayat şartları. Bildiğin gerçek hayattaki zorluklar. Fırtına koptu, volkan patladı, sel geldi... Savaş çıktı, kıtlık oldu falan... Kişinin çocuğu olmadı, hasta oldu, sanatsal bunalıma girdi... gibi gibi. En küçüğünden en büyüğüne tüm baskı unsurları tanrılara dönüşüyor. Çağ değiştikçe, hayat şartları değiştikçe baskı unsurları değişiyor, yeni yeni tanrılar ortaya çıkıyor. Bi denizcinin Callipso'ya, ne bileyim Nil kıyılarında oturan birinin Khnemu'ya yakarması gibi. Ben bunları süperegoya benzetemedim. Süperego daha çok sana "tanrıya hürmet etmeni telkin eden şey" olmalı eğer teistsen.

Bir de Freud enişte bu konuda ne diyor hatırlamıyorum ama benim bildiklerimi toplayınca ortaya zaten doğuştan bir süperego çıkmıyor. Süperego dış dünya ile etkileşim sonucu bi anlamda "oluşan" veya "şekillenen" bi şey. Kişiliğin en geç oluşan bölümü. Ortada bi medeniyet yokken, kural yokken, ödül ceza yokken, süperego ne kadar vardı ki acaba? Bence yoktu. Id'i baskılaman gereken bi ortam yoksa süperego neden var olsun? E bu durumda tanrı kavramı belki de süperegodan daha eski. :)

Ha bi de şunu eklemek isterim: teistsen zaten insanlık tarihine bakış açın farklıdır. Haliyle tanrının kendisi, tanrı kavramından eskidir. Ama ateistsen maymunların evrimin hangi aşamasında tanrı kavramını yarattığını bilmek gerekiyor ki onu da bilmiyoruz. Elimizde done yok. Sadece tahmin edebiliriz. O yüzden bu sorunun bence net bi cevabı olamaz ikinci durumda, bilgi yok çünkü.

Bi ek daha: Nietsche'nin güç - tanrı ikilemini tartışmak mümkün bence. CoD'un özetlediği önerme, yani "ruhban sınıfına dönüşecek olan kişiler, toplumda yüksek konumlara gelmek için böyle bir kavramı ortaya çıkarmış ve kullanmışlardır", üstten alta doğru bir tanrı kavramı "aşılaması" içeriyor adeta. Ama tam tersi de olabilir. İnsanlar kendi içlerinde birilerini daha üstün görüp, bunların "tinsel güçlerden el aldığına" da karar vermiş olabilirler. Belki ikisi de oldu, bazı toplumlarda uyanık birileri çıkıp "tanrı var ve beni seçti" dedi, bazı toplumlarda hayran olmaya meyilli birileri "olm ne kadar muhteşemsin sen kesin seçildin" dedi tabiri caizse. Belki tek bir toplumda bile bunlar birbirini tetiklemiş olabilir. Birinin (ya da birkaç kişinin) çıkıp da "ben bi şey uydurayım da hayatım kolaylaşsın" demesi, sonra da efendime söliim bunun böyle evrensel bi hale gelmesi biraz da karikatürize bana göre. Felsefecilerle bu gibi noktalarda hep ters düşerim zaten. Böyle şeylerin tek bir açıklaması, tek bir mekaniği olamaz. Ki herhangi bir konudaki bu minvalde açıklamalar yeterince temele de inmiyor, benim için yeterli olmuyor en azından.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
@Child of Darkness Nietzsche'yi anlamaya fazla taktım her okuduğum cümleden anladığımı yanda metin belgesine yazdım. Yirmi sayfa falan dayanabildim. Yarın devam ederim diye bıraktım ama gelmedi tabi devamı. Tekrar bi deniyim okumayı çünkü anlamak için sağlam bir altyapım olması gerektiğini düşünüyorum o yüzden de erteliyorum sürekli.
@Lorem Ipsum Hocam ben zaten kurgu gibi bakıyorum o olaya üstte yazdığım düşünceyi benimsemedim ciddi ciddi. Ama medeniyet yokken de idin baskılanması gerekmiyormuydu sonuçta her zaman sürü halinde yaşamışız. Tanrı kavramı insanlar konuşmaya başlayınca çıkmışsa süperegoda vardı o zamanlar büyük ihtimal. Tabi gerçek bir tanrı yoksa.
İnsanların kafasında dünyaya tepeden bakan kendini alçaltıp sanki ayrı bir bilinç gibi düşünen tarafın (tabi varsa böyle bir taraf) dış dünyaya bir tanrı olarak yansıması gibi bir şeyden çok dış dünyadan gelen baskıların yada insana üstün gelen şeylerin bilinçli bir varlık gibi görülmesi mi oluyor yani bunu anladım.Daha mantıklıymış aslında daha basit derinlere indikçe ipin ucu kaçıyor. Hz. Muhammed yada başka biri kurduğu dine ve tanrısına inanıyormuydu acaba gerçekten yoksa inanılmaz zekilerdi de mi yaptılar inatla merak ediyorum çünkü şu aralar insanlar bilinçli olarak dünyaya veya tarihe etki edebiliyormu gerçekten buna takığım. Mesela küresel ısınma birçok hayvanın neslinin tükenmesinde insanlığın suçu var ama kimse bile bile şu hayvanın neslini tüketelim hadi demiyor. Yaptıklarının farkında bile değiller yaparken. Sonradan öğrenince farkedince birşeyler değişiyormu bilmiyorum. Doğanın dengesi varsa bu dengede bilincimiz, zekamız birşeyler değiştirirmi yoksa yaptığımız her hareket önceden belirlimi. Düşüncelerimizi bile kendimiz yoktan varetmiyoruz bize verilenle birşeyler oluşuyor beynimizde. Bu beni kaderin olduğu düşüncesine yaklaştırıyor sanki kader değilse de özgür irade konusundan emin değilim. Şu anda böyle sonuçlara varan çok fazla insan vardır büyük ihtimalle çünkü yaşadığımız çağda aklımızı beslediğimiz şeyler aynı yada aynı şeylerden çıkıyor. İzlediğimiz filmler okuduğumuz kitaplar hep birbirinden etkileniyor tüm bilgi başka bilgilerle karışıp farklı zihinlerden yeniden ortaya çıkyıor. Önceden bununla ilgili konuştuk ama ordada iç açıcı şeyler yazmadınız sanırım öyle hatırlıyorum :D umarım düzgün anlatmışımdır bu sefer bu özgür irade konusunda aydınlatıcı birşeyler lazım bana.
 
@Thanos

Cevap yazicam ama önce "önceki tartışmamız" dediğin neydi hatırlatır mısın? Forumdadır herhalde ama nerde konusmustuk ne demiştik, link atarsan makbule geçer. Aklıma gelmedi çünkü.
 
Bilinci ve yeterli farkındalığı olan bir varlık varoluşa bir anlam kazandırmaya çalışır bununda nihai sonucu bir tanrıdır çünkü nedensel düşünürüz.
 
@Thanos

Cevap yazicam ama önce "önceki tartışmamız" dediğin neydi hatırlatır mısın? Forumdadır herhalde ama nerde konusmustuk ne demiştik, link atarsan makbule geçer. Aklıma gelmedi çünkü.
http://community.kahramanbaykus.com/index.php?thread/1248-özgürlük-nedir/şu konu birde en son okuduğunuz kitap konusundaydı galiba.
CoD ile konuşmuşsun burda, benle değil :D Son okuduğunuz kitapta hele tek bi mesajım var orda hiç konnuşmadık senle.

@Child of Darkness hocam görüyo musun senle karıştırılacak mertebelere ulaştım. Ben zirvede bırakayım en iyisi ne diyosun? 8)

Ek:

Kardeş hangimize ne diyosun walla şaşırdım ben. Öncesinde son etiketlediğin ben olduğum için üstüme alındım açıkçası :D
 
@Thanos

Cevap yazicam ama önce "önceki tartışmamız" dediğin neydi hatırlatır mısın? Forumdadır herhalde ama nerde konusmustuk ne demiştik, link atarsan makbule geçer. Aklıma gelmedi çünkü.
http://community.kahramanbaykus.com/index.php?thread/1248-özgürlük-nedir/şu konu birde en son okuduğunuz kitap konusundaydı galiba.
CoD ile konuşmuşsun burda, benle değil :D Son okuduğunuz kitapta hele tek bi mesajım var orda hiç konnuşmadık senle.
@Child of Darkness hocam görüyo musun senle karıştırılacak mertebelere ulaştım. Ben zirvede bırakayım en iyisi ne diyosun? 8)
Önemi yok kimle tartıştığımızın önemli olan düşüncelerdir hocam :D
 
Önemi yok kimle tartıştığımızın önemli olan düşüncelerdir hocam :D
Oooo çok güzel laftı bu :D

O zaman cevabımı yaziim artık, sürü halindeyken illa süperego gerekiyor mu? Hayvanlar sürü halinde yaşıyor, ortada süperego varlığını gösteren bi şey yok. Mesela aslanları ele alalım: av yakalanır, önce erkek aslan, sonra dişi aslanlar, sonra çocuklar yer. Erkek aslan başka bir erkek aslanla savaşır yenilir, yeni kral haremi ele geçirince eski kralın yavrularını öldürür. Bunlar superego işine benzemiyor, üstünlük kurma mekanizmasının sonucu sadece. Sosyal olmak illa ahlaki denetim mekanizması gerektirmiyor bana kalırsa.

Özgür irade mevzusuna dair minik bi şey söylemek istedim şu an bi de :D Nörologlara göre (yorum değil tabi bunlar deney sonucu), bi düşünce daha "aklımıza gelmeden", beynimizde oluyor. Biz daha karar vermeden, beynimiz karar verme prosesini tamamlamış oluyor falan. Bu mekanizmalar çözülmeden insan bilincini açıklamak mümkün değil, ama şu ana kadar görünen hadisede ortada bi düşünce bile yok. :D

David Eagleman - Incognito'yu tavsiye ederim. Ama biraz beyin yakabilir.

Diğer yandan kişisel bi tavsiyem var, bu tip konulara takılıp da kendini düşünemeyen, etkisiz, anlamsız, iradesiz göreceksen ve eğer bu düşünceler senin aksiyon almanı, hatta düşünmeni ve yorum yapmanı engelleyecekse, takılmamalısın bence. İnsan her ne olursa olsun hayatın dışına itilmemelidir.

Ek:

Hz. Muhammed yada başka biri kurduğu dine ve tanrısına inanıyormuydu acaba gerçekten yoksa inanılmaz zekilerdi de mi yaptılar
Kardeş bunu bi müslümana sorarsan "tabii ki inanıyodu" bi ateiste sorarsan "çok zekiydi inanmıyodu" veya "sara hastasıydı inansa da hayal görüyodu". Bu tartışılabilecek bi konu değil ki yahu :D

Hz. Muhammed haricinde konuşmak lazım. Mesela İmparator Constantine'den bahsedelim, İznik konsülü falan. Orda siyaset konuşmuş, adam zekiymiş ve ölüm döşeğine kadar pagan kalmış. Ya da Martin Luther, muhtemelen hem siyaset hem inanç mevzusu. Ya da Theodore Herzl, o biraz daha manyak sayılır, onda terazinin inanç kefesi baya ağır basıyor. Peki etkilere bakarsak fark etmiş mi inandı mı kurnaz mı davrandı? Etmemiş bence.
 
Hocam İncognito kitabını yazdığın alıntıya kadar okudum gerisini niye okumadım bilmiyorum. En çok okumak istediğim kitap şu anda ama bi türlü okumuyorum. Oku emrinin gelmesini bekliyorum beyinden. Bu düşünceler beni hayattan alıkoymuyor şimdilik ama iyice köklerini salarda kafamda yer ederse sıkıntı olabilir.
 
İnsan korkup geri çekilecekse bunları sorgulamasının bir manası yok. Nereye varırsa varsın, sonuca mantığın ve eleştirinin götürdüğü şekilde gidilmeli. Korku yüzünden bırakıp, ardından bunları ciddi bir şekilde düşündüğüne ve "aştığına" kendini ikna etmeye çalışarak değil. Yarım kalan düşünceler hiç düşünmemekten daha tehlikeli olabilir çünkü insan cehaletini mutlak bilgi zanneder.
 
Hiçbir şey insanı pasif bi hale getirmiş, yaşam zevkini almış, iç huzurunu mahvetmiş bir düşünceden daha tehlikeli olamaz bence. Bunun korkmakla ilgisi yok. Insanın kendine en önemli borcu yaşamaktır. Bi de üretebilirse şükela. Bunları yok eden bi şeyleri sırf diğer insanlardan entelektüel olarak üstün olmak için hamal gibi beyninde taşımanın anlamı yok. Nihayetinde o zaman da "aşmış" insan olmuyosun çünkü. Çok entelektüel(?) ama faydasız insan oluyosun.

Öğrenmeye saygım sonsuz, felsefeye "düşünmeyi öğrettiği" için de sonsuz, lakin bu bi alışveriş meselesi. Bedeli yüksekse, verdiğinden çok alıyorsa, mesela "özgür iradem var mı" düşüncesi seni kendin ve çevren için anlamlı olabilecek aksiyonlar almaktan caydırıyorsa örneğin, buna sınır koymalı ve gerisine takılmamalısın. Enerjini seni pasifize edecek, faydasız bi insan haline getirecek şeylere harcamak, kendine de, faydan dokunabilecek insanlara da ihanettir bi yerde.

Yeni bi tartışma konusu açma pahasına şunu da söylemek istedim: bunun yerine enerjini başka şeylere yönlendir, bilimle tarihle sanatla ilgilen. Hatta ev ekonomisi, tamirat, yemek yapma bile daha anlamlı. Ama tabi bu bilgiler alt seviye bilgiler, biz übermensch olduğumuz için hepsine burun kıvırıp saatlerimizi günlerimizi "bu bilgi a priori mi a posteriori mi" diye düşünerek harcamaya layık buluyoruz kendimizi. :whistling:

Neyse vesselam benim düşüncem bu işte. Israrla savunacak değilim. Hayatta amacım hiçbi zaman her şeyi bilmek ya da en çok bilmek olmadı. Böyle bi amacı kutsal da bulmuyorum. Mantıksız çünkü, rasyonel değil. Özellikle de entelektüelliğin kutsanmasına çok karşıyım (bu da yeni çağın vebası mıdır nedir). Dürüst olmak gerekirse bana saçma görünüyor bunlar. Özür dilerim ağır bi şey söylediysem.
 
İnsan korkup geri çekilecekse bunları sorgulamasının bir manası yok. Nereye varırsa varsın, sonuca mantığın ve eleştirinin götürdüğü şekilde gidilmeli. Korku yüzünden bırakıp, ardından bunları ciddi bir şekilde düşündüğüne ve "aştığına" kendini ikna etmeye çalışarak değil. Yarım kalan düşünceler hiç düşünmemekten daha tehlikeli olabilir çünkü insan cehaletini mutlak bilgi zanneder.
Öğrenmeyi bırakamam hocam doğamda yok.

Şu soru aklınıza geldimi üstteki konuşmalara göre düşünüyorum öyleyse varım lafı doğrumudur?
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Kendimi açık oturumda gibi hissetmeye başladım yalnız. :D Hani açık oturumlarda bi tane esas konuşturulacak konuk olur, bi tane de polemik çıksın diye gelen konuk olur... hahah :D Olsun yoldayım işim yok forumda takılabilirim.

Kardeş ondan da şüphe etmeyelim artık. Düşünmüyorsam bile düşünmeme işini yapan şey olarak varım yani.

Ki bence düşünüyorum, özgür iradem de var.

Bi seferinde bi grup insana "yapay zeka zeki olmayacak, sizi zeki olduğuna inandıracak, öyle bi şey var olmayacak yani" dedim diye linç yedim ve sonunda bana dediler ki "benim için gerçekse gerçektir". E ben de benim için varım, düşünüyorum, özgür irade sahibiyim, o zaman gerçekten de varım; ki bu, yapay zeka mevzusundan çok daha mantıklı, çünkü gerçeklik biri tarafından algılanıyorsa (ben), o algılayan "var" olmalıdır. Bir tava kadar edilgen bile olsa, vardır.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Bir yazılımcı olarak eğer bir yazılım yaparsam ve yazdığım uygulama "kendinin farkına varırsa" beni bulması mutlak olur. Gerek varoluş sorumluluklarından kaçma, gerek varlığının sebebini arama, gerek varlığını devam ettirme, gerek zayıflılıklarının farkına varma gibi nedenlerle bu arayışa girer ve bir sonuca bağlı olarak kendinden daha üst bir varlığa ulaşma sonucuna varır. Bu sonuç reddetme, yok sayma şeklinde de olabilir, tapma şeklinde de olabilir. Dolayısıyla insanın tanrı düşüncesine sahip olması, insanın kendininin farkına varmasının mutlak sonucu.
 
Neredeyse tanrıyı kabul etti.

Yani yazılım. :D

Edit: ne biçim cümle kurdum. Düzgünce yazayım. Him'in mesajına göre yazılım, bir tanrısı olduğunu buldu. Çünkü/dolayısıyla kabul etti kendisinin/tanrının var olduğunu. Heheyt. Tutarlı çıkarım, güzel mantık, güzel simülasyon. Beğendim.
 
Üst