Konu ilginç ve
ilginç olmuş. Nasıl yaklaşacağımı tam bilemedim. Bunu
@teddybear01 ile biraz tartıştık. Onun sonucunda oluşan kimi fikirlerimi söyleyeyim.
- Serileri bu açıdan üç şekilde ele alabiliriz (ana hikayeyi saymadan): versus, lore (world building yani evren kurma da buna dahil) ve karakter psikolojisi. Versus'u herkes biliyor. Lore dediğin, evrenin nasıl işlediği, günlük hayatın nasıl olduğu, evrenin lojistiği, evrendeki büyü, teknoloj, hayat vb. ile ilgili bilgiler falan oluyor. Karakter psikolojisi, karakterlerin psikolojik olarak ilginçliği ve kendi psikolojilerine uygun davranıp davranmadığı.
- Rahat bir tartışma ortamıyla, tutarlı bir tartışma ortamı farklı şeyler. Hatta kimi zaman, serilerin tutarlı olmaması veya fikir ayrılığı olması, o evrenlerle ilgili daha çok tartışmaya yol açıyor. Örneğin, Star Wars Legends evreni, hatta Disney SW evreni aşırı derecede tutarsızdır. Ancak bu, fanların onu daha çok tartışmasına yol açar. Diğer bir örnek Dark Souls gibi evrenlerdir. Hikayesini ve lore'unu bütün değil, parça parça verdiği ve yoruma açık olduğu için, bu evrenlerle ilgili bol bol tartışmalar ve fikir ayrılıkları olur. Bunun diğer örneklerine Dragon Age, Hollow Knights ve Bleach verilebilir (bir de bu konuda her açıdan mükemmel olan Control evreni var

).
- Karakter psikolojisine odaklanıp da bunu batıran pek bir seri yok.
- Büyük evrenler, daha fazla malzeme sunduğu için tartışmaya daha açık oluyorlar.
Bunların sonucu olarak, "tartışması da, anlaşması da rahat" evrenler olsa da, "tartışması rahat, anlaşması zor" evrenler de var. İlgimi çeken serilere geçelim.
---
İlk olarak,
Berserk oldukça iyi bir tartışma ortamı sunuyor. Geniş bir dünyası ve işlediği ilginç konular var. Hikayesi basit ama kimi zaman şaşırtıcı derecede detaylı anlatılıyor. Hem lore hem de karakter psikolojisi açısından ilgi çekici.
İkinci bir örnek,
Shingeki no Kyojin. Evreni daha uzun serilere göre kısıtlı olsa da, bu kısa ömrüne oldukça fazla dünya detayı sıkıştırdığı için tartışması güzel oluyor.
Üçüncü olarak, henüz güncelde olmasam da,
Vinland Saga diyorum. Anlattığı tarihi devri, kimi zaman hafif insanüstü öğeler sunsa da, oldukça iyi ve dolu yansıtıyor. Geçtiği dönemin psikolojisini ve lojistik yapısını, insanı sıkmadan, gayet net bir şekilde veriyor. Bu yüzden gerek seriyi, gerekse o dönemi tartışması zevkli oluyor.
Dördüncü seçimim,
Ghost in the Shell: Stand Alone Complex evreni. İlk sezonunda anlattığı pek çok mini hikaye ve her iki sezonda anlattığı ana hikayeler, oldukça detaylı ve ilgi çekici bir evren oluşturuyor. Ana hikayeyi saymazsak, en kuvvetli olduğu yanı evren kurma kısmıdır. Oluşturulmuş en iyi cyberpunk evrenlerden birisine sahip ve bunu çok etkili bir şekilde kullanıyor. Bu yüzden insana tartışacak geniş bir malzeme sunuyor. Her işlediği konunun sosyal bir yanı olması ve bunları da tartıştırması da cabası.
Beşinci seçimim,
Bleach'tir. World building açısından aşırı zayıf olsa da, lore açısından bayağı zengin bir seri. Bu yüzden, bilen birileriyle konuşulduğunda bayağı tartışılabiliyor. Karakter psikolojisinin gelişimi olmasa bile, ilginçliği de kimi zaman buna katkı yapıyor. Örneğin, Aizen, Urahara, Ginjou, Ulquiorra.
---
Şunu da belirteyim. Episodik serilerin bir kısmı buna giriyor veya girmeye yaklaşıyor. Örneğin,
Samurai Champloo, çok yoğun tartıştığım bir seri değildir ama işlediği dönem ve bunu yansıtışı açısından ilginçtir.
Kino no Tabi için de, her bölümde farklı bir düşünsel konsepti işlemesi sebebiyle, böyle olduğu söyleniyor. Henüz bir bölüm izledim ama doğru duruyor.
Mushishi de, izlediğim kadarıyla episodik serilerin bu yanını yansıtıyor (ancak işleme tarzı fazla sıkıcı).
İşin diğer kısmında, ana konu ağırlıklı ilerlese de, evren kurmasının ilginçliği açısından
Shinsekai Yori de buna yaklaşıyor.
Animatrix ve
Psycho-Pass gibi seriler de, düşünsel deney üstünden gitmeleri ve bunu evren kurmaya yansıtmaları sebebiyle buna uygun.
---
Şimdi de, tartışması illa kötü olmasa bile, garip olan veya tartışma potansiyeli olmasına rağmen bunu kullanamamış serilere gelelim.
Naruto'yu nereye koyacağımı bilemiyorum. Çok uzun bir seri olduğu ve kimi ilginç konseptleri işlediği için, tartışacak malzeme sundu. Ancak hem konsept olarak hem de world building olarak sürekli kendisiyle çeliştiği için, tartışması çok kanser olabiliyor. Yani hem iyi hem de kötü?
Jojo evreni çok ilginç güçler tasarlasa bile, bunun dışında tartışacak pek bir şey bulamıyorsun. Ne lore, ne world building, ne de karakter psikolojisi açısından ilgi çekici. Yani odaklandığı kısmı çok iyi yapıyor ama bunun dışında, on yıllardır devam eden bir seri olmasına rağmen hiçbir şey sunmuyor. Elbette, sunması da gerekmiyor ama durum böyle.
Boku no Hero Academia, uzunluğuna rağmen hem psikolojinin hem de her şeyiyle lore'un çok basit ve hatta yüzeysel olduğu bir evren. Hatta kötü karakterlerin psikolojisi direkt kalitesiz yazılıyor.
Kimetsu no Yaiba, karakter psikolojisini güzel veriyor ama onun dışında ilgi çekici hiçbir yanı yok. Tasarladığı güçler bile çok düz.
Feng Shen Ji, sadece versus sevenler için yazılmış bir seri

Seride karakter psikolojisi veya lore niyetine doğru düzgün tartışılacak bir şey yok.
Freezing, bölüm sayısına rağmen, doğrudan kötü bir seri. Aynı şey
Fairy Tail için de geçerli.
One Punch-Man aslında bir şeyler yapmasına rağmen, parodi bir evreni çok ciddi bir şeye çevirmeye çalışması yüzünden her zaman yarı yolda kalıyor. Bu yüzden, aslında onda olmayan bir dünya kurma potansiyelini yaratmaya çalışıyor.
Ao no Exorcist, karakter psikolojisi açısından kötü bir seri. Evren kurması da iyi değil.
Sun-Ken Rock, karakter psikolojisi açısından da, lore açısından da aşırı derecede yetersiz. Oysa başta bu açıdan potansiyeli vardı. Zamanla sadece çizimlerin güzel olduğu bir seriye dönüştü.