Herkesin kendince bir nedeni vardır, ben biraz kişisel olmak üzere daha genel sebepleri yazmak istiyorum.
İlk başta, anime ve mangaların japonyanın açık ara en büyük gelirlerinden biri olduğu ve dünyaya kendi kültürlerini tanıtma unsuru olarak gördüklerini söyleyebiliriz. Kendilerine has anlatım üslupları ile dünyada büyük film,dizi sektörlerine bir alternatif oldular, peki nedir bu üslupları?
İlk başta bizi en çok çeken battle shoenenler ve aksiyon,macera serileri olduğu bir gerçek. Bu serilerin ise aslında çoğu kişinin izlerken şikayet etse de bırakamama sebepleriyle aynı bir özelliği var oda anlam yüklenen dövüşler. İlk önce bu serilerde başkarakterler genelde daha sıfıra yakın, diğer karakterlerin gerisinde ama hırslı olarak başlar ve seri sonunda allah olmasını görürüz. Bu karakter ise her dövüşünün karakter gelişimine bir katkısı vardır. Ya fiziksel olarak bir gelişim sergiler yada zihinsel bir aşama kateder. Bunu yaparken de mutlaka birini kurtarır. Yani basitçe bir quest vardır, karakter o queste gitmeden önce bu queste neden gidiyorum diye sana motivasyonunu anlatır. Questin bossunun taştaşlarının büyüklüğü uzun uzun anlatılır ve karakterimiz boss ile dövüşürken uzun uzun konuşur, fikir çatışması yaşar ve bossu hem zihinsel ve fiziksel olarak yener. Yada fiziksel olarak yense de zihinsel olarak o boss karakterimizde bir etki bırakır. İşin sonunda baktığımızda karakterin üzerinde bir etki bırakması şarttır yani holywoodan alıştığımız aksiyon olması için olan dövüşler animelerde yoktur varsa da çok nadirdir.
Şimdi gelelim başka bir yerden bu piyasaya giren kitleye, tabi ki cyperpunk ve meccha dünyaları. Nedir burada ilgi çekici olan?
Bunun hakkında birkaç teorim olsa da, en baskın gelen erkeklerde ki teknoloji sevdası. Evet,evet teknoloji sevdası. Büyük robotların birbirine vuruşması, inanılmaz büyük topların havada çarpışması, çok iyi dizayn eidlmiş uzay gemilerinin birbirine girmesi.... Peki bundan mı ibaret? Tabi ki hayır büyük holywood yapımlarına fikir vermiş olan bir piyasadır bu. Akira,ghost in the sheel,evengelion,ergo proxy,ttgl,serial experiments lainler gibi dolu seri var bu piyasada. Özgün tasarımları, sınır tanımayan uçuk fikirleri,uçsuz bucaksız anlatımlar şüphesiz ki büyük bir kitlenin ilgisini fazlasıyla çekiyor. Bence burda japonlara özgün olan en büyük özgünlük konuyu çok dalı budaklı anlatıp, abartıdan sakınmaması. Şöyle bir örnekle daha iyi anlatabilirim.
Holywooda bir bilimkurgu filminde bir kız, uzaylılar tarafından kaçırılmış olsun. Başkarakterimiz 3. denemesinde bossu yendikten sonra, kız ölecek gibi olur, uzaylılar defedilir ve kız kurtarılır.
Japon versiyonunda ise kız yine uzaylılar tarafından kaçırılır, karaterimiz yine birçok denemesi sonrası bossu yener ama bu sefer kızı kurtaracaken, kız uzaylılar tarafından hamile olur ve kızı herşeye rağmen kurtarmaya deneyen başkarakterimiz, uzaylı bebek tarafından ele geçirilir ve meğerse kız başka daha büyük bir uzaylı örgütünün üyesi çıkar ve başkarakterimiz içinde ki uzaylıyla kızdan vazgeçmeden onu kurtarmayı dener, büyük örgütü içinde ki uzaylıyla anlaşarak yener ama bilmediği birşey vardır ki kız aslında hiçbir zaman bu düzlemde varolmamıştır. Dünyayı kurtarmıştır ama kız uzaylılar yok olunca, varlığı doğal olarak sonlanmıştır. Sonra içinde ki uzaylıya büyütüp bakma kararı verir ve dünya o uzaylı ırkla birleşip daha büyük bir düzleme ulaşır.
Yani işin özeti japonlar abartmayı çok sever ve bunu bazen saçma şekilde yapsalar da, ayarını tutturunca cidden harika bir eser çıkartırlar.
Peki bu 2 büyük mecradan bahsettik,bunları da genelleyecek olursak bence bizi en çok çeken element uçuk kaçıklığın ve sınırların çok az olmasından gelen garip veya inanılmaz özgün hikayeler. Ve tabi ki kendilerine özgün abartılı ve detaycı anlatım tarzları. Peki siz neden animeleri ve mangaları seviyorsunuz?
İlk başta, anime ve mangaların japonyanın açık ara en büyük gelirlerinden biri olduğu ve dünyaya kendi kültürlerini tanıtma unsuru olarak gördüklerini söyleyebiliriz. Kendilerine has anlatım üslupları ile dünyada büyük film,dizi sektörlerine bir alternatif oldular, peki nedir bu üslupları?
İlk başta bizi en çok çeken battle shoenenler ve aksiyon,macera serileri olduğu bir gerçek. Bu serilerin ise aslında çoğu kişinin izlerken şikayet etse de bırakamama sebepleriyle aynı bir özelliği var oda anlam yüklenen dövüşler. İlk önce bu serilerde başkarakterler genelde daha sıfıra yakın, diğer karakterlerin gerisinde ama hırslı olarak başlar ve seri sonunda allah olmasını görürüz. Bu karakter ise her dövüşünün karakter gelişimine bir katkısı vardır. Ya fiziksel olarak bir gelişim sergiler yada zihinsel bir aşama kateder. Bunu yaparken de mutlaka birini kurtarır. Yani basitçe bir quest vardır, karakter o queste gitmeden önce bu queste neden gidiyorum diye sana motivasyonunu anlatır. Questin bossunun taştaşlarının büyüklüğü uzun uzun anlatılır ve karakterimiz boss ile dövüşürken uzun uzun konuşur, fikir çatışması yaşar ve bossu hem zihinsel ve fiziksel olarak yener. Yada fiziksel olarak yense de zihinsel olarak o boss karakterimizde bir etki bırakır. İşin sonunda baktığımızda karakterin üzerinde bir etki bırakması şarttır yani holywoodan alıştığımız aksiyon olması için olan dövüşler animelerde yoktur varsa da çok nadirdir.
Şimdi gelelim başka bir yerden bu piyasaya giren kitleye, tabi ki cyperpunk ve meccha dünyaları. Nedir burada ilgi çekici olan?
Bunun hakkında birkaç teorim olsa da, en baskın gelen erkeklerde ki teknoloji sevdası. Evet,evet teknoloji sevdası. Büyük robotların birbirine vuruşması, inanılmaz büyük topların havada çarpışması, çok iyi dizayn eidlmiş uzay gemilerinin birbirine girmesi.... Peki bundan mı ibaret? Tabi ki hayır büyük holywood yapımlarına fikir vermiş olan bir piyasadır bu. Akira,ghost in the sheel,evengelion,ergo proxy,ttgl,serial experiments lainler gibi dolu seri var bu piyasada. Özgün tasarımları, sınır tanımayan uçuk fikirleri,uçsuz bucaksız anlatımlar şüphesiz ki büyük bir kitlenin ilgisini fazlasıyla çekiyor. Bence burda japonlara özgün olan en büyük özgünlük konuyu çok dalı budaklı anlatıp, abartıdan sakınmaması. Şöyle bir örnekle daha iyi anlatabilirim.
Holywooda bir bilimkurgu filminde bir kız, uzaylılar tarafından kaçırılmış olsun. Başkarakterimiz 3. denemesinde bossu yendikten sonra, kız ölecek gibi olur, uzaylılar defedilir ve kız kurtarılır.
Japon versiyonunda ise kız yine uzaylılar tarafından kaçırılır, karaterimiz yine birçok denemesi sonrası bossu yener ama bu sefer kızı kurtaracaken, kız uzaylılar tarafından hamile olur ve kızı herşeye rağmen kurtarmaya deneyen başkarakterimiz, uzaylı bebek tarafından ele geçirilir ve meğerse kız başka daha büyük bir uzaylı örgütünün üyesi çıkar ve başkarakterimiz içinde ki uzaylıyla kızdan vazgeçmeden onu kurtarmayı dener, büyük örgütü içinde ki uzaylıyla anlaşarak yener ama bilmediği birşey vardır ki kız aslında hiçbir zaman bu düzlemde varolmamıştır. Dünyayı kurtarmıştır ama kız uzaylılar yok olunca, varlığı doğal olarak sonlanmıştır. Sonra içinde ki uzaylıya büyütüp bakma kararı verir ve dünya o uzaylı ırkla birleşip daha büyük bir düzleme ulaşır.
Yani işin özeti japonlar abartmayı çok sever ve bunu bazen saçma şekilde yapsalar da, ayarını tutturunca cidden harika bir eser çıkartırlar.
Peki bu 2 büyük mecradan bahsettik,bunları da genelleyecek olursak bence bizi en çok çeken element uçuk kaçıklığın ve sınırların çok az olmasından gelen garip veya inanılmaz özgün hikayeler. Ve tabi ki kendilerine özgün abartılı ve detaycı anlatım tarzları. Peki siz neden animeleri ve mangaları seviyorsunuz?
