Ben daha çok küçükken anneannemlerin köy evindeki eski kitaplıkta okumayı çok sevdiğim iki şey vardı. Biri öğretmen olan büyükbabamın zamanında aldığı Hayvanlar Alemi Ansiklopedisi (baya teksir kağıdına yapılmış bir ansiklopedi idi o kadar eski) idi diğeri de en küçük dayımın zamanında okuyup işi bitince köye bıraktığı Teksas, Tommiks, Conan gibi avrupa çizgi romanları idi. Bilinçsiz bir şekilde ilk o zaman başladım sanırım. Hatta daha okumayı bilmezken bile onlara bakardım. Ama ben okumayı büyükbabam sayesinde erken söktüğümden (5 - 5.5 yaşlarında falan) çok uzun sürmedi okumaya başlamam.
Sonra Sivas'da okula gitmeye başladıktan sonra nereden geldiğini bilmediğim ancak bir şekilde babamın ya da annemin bulup getirdiği Spider-Man ve Captain America çizgi romanları vardı. Kimi siyah beyaz olurdu kimi ise renkli ama onları okumaktan çok içindeki kahramanları makasla kesip onları resim defterine kendi çizdiğim hikayelere yapıştırıp, kendi yarattığım karakterlerle iç içe sokmak hoşuma gidiyordu. Nitekim daha cross-over nedir bilmezken icra ediyormuşuz
Bilinçli bir çizgi roman okuma yoktu. Ancak çocukluğu doksanlarda geçen biri olarak doksanlı yıllardaki süper kahraman çizgi filmlerine kapılmamak elde değildi.
1941 yılı çıkışlı ( o zamanlar bunu bilmiyordum tabi) eski Superman serisinin TV'deki dublajlı haliyle başlayan yolculuk Thundercats, TMNT, Batman TAS, X-Men TAS, Spider-Man TAS ile devam etti. Ancak Batman: TAS 'in her zaman ayrı bir yeri oldu çünkü diğer tüm çizgi filmlerden o kadar farklıydı ki her haliyle abondene oluyordunuz.
Tabi yine de bilinçli bir comics okuması yoktu zaten Sivas'da öyle güncel marvel, dc, image comics eventlerini okuyabileceğiniz çizgi romanlar bulmak imkansız. Hatta ülke genelinde epey zor bişi.. Ancak biraz daha orta okul-lise çağlarına geldiğimde yani İzmir'e geldiğimde. Karikatür dergileri ile tanıştım Abim ve sokağımızdaki 3-4 yaş büyük hafiften cüretkar bir abla sayesinde

(çılgın detaylar bende kalsın)
O dönem Kötü Kedi Şerafettin, Otisabi, Daral ve Timsah, Bezgin Bekir gibi sürekliliği olan, maceralardan geçen ve aynı karakterler üzerinde dönen evrenleri olan karikatürize işler ile tanıştık.
Tabi gazetelerdeki comics bantlarında Karaoğlan, Tarkan, Kara Murat gibi eserlerin minyatür hallerini de günlük takip etmeye çalışırdım. Sanırım ilk bilinçli okuyuculuk bunlardı.
İşte bu manga ve çizgi roman okuma siteleri çıkmadan çok önce bizim günlük - haftalık okuyup heyecanlandığımız, arkadaşlarımızla tartıştığımız işler bunlardı. Gerçi ben de bu döneme denk gelmiş son nesildenimdir esas bu gazete kipürlerini deli gibi bekleyip okuma ve tartışma benden öncesinin işidir ama bizde ucundan denk geldik.
Evet sanırım çizgi romanlara böyle başlamışız farkında olmadan
