Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Uzile Prickett in İbretlik Hikayesi

KocaYusuf53

Kahraman Baykuş
Üstat Kullanıcı
On dokuzuncu yüzyılın ortalarında Amerikan spor kültürü, toplumun geçirdiği büyük endüstriyel, sosyolojik ve demografik değişimlere paralel olarak köklü bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönem, sporun salt fiziksel bir rekabet aracı olmaktan çıkıp, ticari bir gösteriye, kumar ekonomisinin etrafında şekillendiği bir eğlence endüstrisine dönüşmeye başladığı kritik bir eşiği temsil eder. Eski dünyanın olimpiyat ideallerine dayanan, onur ve dürüstlük üzerine kurulu geleneksel atletizm anlayışı, yeni kıtanın sınır boylarında ve hızla gelişen sanayi kasabalarında yerini manipülasyona, gösterişe ve finansal kazanca bırakmıştır. Bu tarihsel geçişin en çarpıcı, en karanlık ve belki de en sembolik figürlerinden biri, amatör güreşin meşru zemininden profesyonel dolandırıcılığın yeraltı dünyasına uzanan kısa ama son derece sarsıcı hayatıyla Uzile Prickett'tir. Prickett'in yaşam öyküsü, yalnızca yetenekli bir sporcunun bireysel serüveni değil, aynı zamanda Amerikan İç Savaşı dönemi ve sonrasındaki toplumsal kaosun, ırksal gerilimlerin, hukuk sisteminin işleyişinin ve "kayfabe" (spor eğlencesinde kurgusal gerçeklik) kavramının doğuşunun detaylı bir sosyokültürel haritasıdır. Onun doğumundan vahşi cinayetine ve katilinin idamına kadar uzanan olaylar silsilesi, Amerikan yeraltı kültürünün ve spor tarihinin en karmaşık sayfalarından birini oluşturmaktadır.
Uzile Prickett'in hikayesinin kökleri, doğduğu coğrafyanın gizemli ve izole atmosferinde yatmaktadır. Prickett, 5 Ağustos 1840 tarihinde, dönemin el değmemiş doğasıyla bilinen New Jersey eyaletinin Hunterdon County bölgesinde, Hannah ve Uzile Sr. çiftinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Doğduğu yer olan Cold Run (Soğuk Dere), Delaware Kasabası sınırları içinde, Reading Road'a paralel uzanan ve bölgenin can damarı olan Wickecheoke deresine dökülen küçük ama tarihi açıdan zengin bir su yolunun etrafında şekillenmişti.


Wickecheoke_Creek%2C_Lower_Creek_Road_truss_bridge%2C_Delaware_Township%2C_Hunterdon_County%2C_NJ_-_looking_north.jpg



Bu bölge, 19. yüzyılın ortalarında halen eski kolonyal dönemin izlerini taşıyan, Charles Sergeant ve oğlu Green Sergeant'a ait tarihi değirmenlerin su gücüyle çalıştığı, Kensyl Reading gibi eski yerleşimcilerin izole evlerinin bulunduğu kapalı bir kırsal ekosistemdi. Cold Run'ın çevresi, ilk yerleşimcilerin baltalarının henüz tam olarak yok edemediği "ilkel ormanlarla" kaplıydı ve bu ormanlar, bölge halkının zihninde sayısız efsaneye ev sahipliği yapıyordu. Öyle ki, yöre halkı arasında ünlü korsan Kaptan Kidd ve onun acımasız mürettebatının okyanusu aşıp New Jersey kıyılarına ve ormanlarının derinliklerine hazineler gömdüğüne dair köklü inanışlar mevcuttu. Böyle efsanelerle, gizemlerle ve doğanın zorlu şartlarıyla yoğrulmuş bir çevrede büyüyen Uzile Prickett'in karakteri, doğduğu bu coğrafyanın yabaniliğinden ve gizlilik kültüründen derin izler taşımıştır. O dönemin Hunterdon County'si gibi kırsal Amerikan topluluklarında fiziksel güç, bir erkeğin toplum içindeki statüsünü belirleyen en önemli unsurdu. Özellikle İngiliz kökenli göçmenlerin yaşadığı Kuzey Amerika orta batısı ve Ontario, Kanada bölgelerinde, çiftçiler arasında büyük bir popülariteye sahip olan "Side-Hold" (yan tutuş) güreş stili, omuz ve kalça oyunlarına dayanan sert bir halk sporu olarak Prickett'in ilk yeteneklerini sergilediği alan oldu.
Genç Uzile'in fiziksel kapasitesi ve güreşe olan doğal yatkınlığı, çok geçmeden bölgedeki spor organizatörlerinin dikkatini çekti. Henüz on beş yaşındayken, Andy Hikes adında bir adamın himayesine girerek doğduğu Cold Run'ın izole ormanlarını arkasında bıraktı ve ülke çapında seyahat eden göçebe bir sporcu hayatına adım attı. Hikes'ın rehberliğinde kasaba kasaba dolaşarak güreş müsabakalarına katılması, Prickett'e sadece teknik bir üstünlük sağlamakla kalmadı; aynı zamanda ona kitlelerin psikolojisini okuma, yerel halkı manipüle etme ve bahis oranlarını kendi lehine çevirme gibi karanlık yetenekler kazandırdı. Bu erken yaşta başlayan "barnstorming" (kasabaları dolaşarak gösteri yapma) kültürü, onun ileride sergileyeceği kibirli, övüngen ve sınır tanımaz dolandırıcı personasının temelini oluşturmuştur.
Prickett'in karakterindeki bu karanlık eğilimler, spor sahalarının ötesine taşarak gerçek bir suçlu profiline dönüşmekte gecikmedi. Amerikan İç Savaşı'nın tüm ülkeyi kan gölüne çevirdiği 1863 yılında, başkent Washington D.C., sadece askerlerin ve politikacıların değil, aynı zamanda savaşın yarattığı kaostan faydalanmak isteyen casusların, fırsatçıların ve dolandırıcıların da akınına uğrayan bir merkez haline gelmişti. Bu kargaşa ortamı, Prickett için mükemmel bir avlanma sahasıydı. 24 Ağustos 1863 tarihinde Prickett, başkent Washington D.C.'de son derece cüretkar bir suçlamayla tutuklandı. Suçu, bir polis memuru kılığına girerek resmi bir otorite figürü yanılsaması yaratmak ve bu sahte kimliği kullanarak sıradan bir aileyi gasp etmekti. Dedektifler tarafından yakalandığında ve sorgulandığında, New Jersey doğumlu olduğunu belirtmiş ve asıl mesleğinin "kasaplık" olduğunu iddia ederek kimliğini gizlemeye çalışmıştır. Soruşturma derinleştikçe suçunu itiraf eden Prickett, çalınan ganimetten gümüş para cinsinden 100 dolarlık bir pay aldığını kabul etmiştir. Bu olay, Uzile Prickett'in sadece güreş sahalarında rakiplerini alt eden bir sporcu olmadığını, aynı zamanda kaba kuvvetin işe yaramadığı durumlarda zekasını, kılık değiştirme yeteneğini ve otoriteyi kullanarak insanları dolandıran tescilli bir suçlu olduğunu akademik bir netlikle ortaya koymaktadır. İç Savaş yıllarında edindiği bu manipülasyon pratiği, kısa süre sonra şekillenecek olan profesyonel güreş endüstrisine taşıyacağı en değerli sermayesi olacaktır.
Suç dünyasındaki bu macerasının ardından Prickett, enerjisini yeniden güreşe yöneltti ve 1864 yılında, spor kariyerinin en meşru ve en prestijli zirvesine ulaştı. Yirmi dört yaşına geldiğinde yetenekleri, dönemin en saygıdeğer ve korkulan "Collar-and-Elbow" (Yaka ve Dirsek) stili güreşçilerinden biri olan Harry Hill'e meydan okuyacak seviyeye ulaşmıştı. Aslen İngiltere'nin Epsom bölgesinden olan 45 yaşındaki Harry Hill, New York'ta tanınmış bir bar sahibi, şiddetli bir boksör ve ilginç bir şekilde alkol karşıtı (temperance) hareketin önde gelen destekçilerinden biriydi. Hill'in New York'taki spor ve eğlence dünyasındaki ağırlığı, bu maçı sadece bir spor müsabakası olmaktan çıkarıp ulusal bir olaya dönüştürdü. 17 Ağustos 1864 tarihinde, New York City'nin 72. Sokak ve 3. Cadde köşesinde yer alan ünlü Cremorne Gardens eğlence merkezinde, Amerikan spor tarihinin bilinen ilk resmi Profesyonel "Side-Hold" Güreş Şampiyonası gerçekleştirildi. Ortada, 1864 yılının ekonomik şartlarında muazzam bir servet olan 1.000 dolarlık devasa bir ödül vardı. Genç ve çevik Uzile Prickett, 45 yaşındaki tecrübeli rakibi Harry Hill'i iki net tuşla (iki rauntta) mağlup ederek sadece 1.000 dolarlık ödülü almakla kalmadı, aynı zamanda "Championship of America" (Amerika Şampiyonluğu) unvanını da kazandı. Modern dönem güreş tarihçileri ve resmi şampiyonluk listeleri Harry Hill veya Uzile Prickett isimlerini genellikle göz ardı etse de, o dönemin yazılı basını, yerel gazeteleri ve halk kültürü bu maçı tamamen meşru kabul etmiş ve Prickett'i haklı olarak "Amerika'nın Şampiyonu" ilan etmiştir. Bu zafer, Prickett'in ismini tüm ülkeye duyurmasını sağlamış; ancak o, bu şöhreti dürüst bir rekabet sürdürmek yerine, kendi itibarını gazeteler aracılığıyla yapay olarak şişirmek, gittiği kasabalarda bahis oranlarını manipüle etmek ve organize dolandırıcılık ağları kurmak için bir araç olarak kullanmayı tercih etmiştir.
Prickett'in stratejisi, müsabakaları dürüstçe kazanmak veya izleyicilere sadece estetik bir "eğlence" sunmak değil, tam aksine, maçların sonuçlarını yasa dışı bahis sendikalarıyla anlaşarak önceden belirlemek (working) ve dürüst kumarbazların paralarını ellerinden almaktı. Spor tarihçisi Karl Stern'in araştırmalarının da vurguladığı üzere, 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanan ve güreşin o dönemde tamamen "gerçek" olduğuna dair yaygın olan mit, Uzile Prickett'in kariyeri derinlemesine incelendiğinde tamamen çürümektedir. Prickett, bu karanlık sistemin merkezinde yer alıyordu ve halkın zekasını hafife aldığı ilk büyük kriz, 7 Mart 1866 tarihinde Philadelphia, Pennsylvania'daki Tremble Hotel'de patlak verdi. Prickett, bu tarihte John Mitchell adlı güreşçiyle karşı karşıya geldi ve maçı kazanarak 850 dolar (bazı Chicago gazetelerinin abartılı raporlarına göre 1.500 dolar) tutarında bir ödül elde etti. Ancak müsabaka öylesine bariz bir şekilde şaibeli, öylesine kötü kurgulanmış bir "şike" izlenimi veriyordu ki, maçı izleyen kalabalık John Mitchell'in haksızlığa uğradığını ve maçın sonucunun masa başında belirlendiğini hemen anladı. İzleyicilerin öfkesi hızla kontrolden çıkma noktasına geldi; kalabalığın şiddete başvurmasını engellemek ve düzeni sağlamak için olay yerine çok sayıda polis sevk edilmek zorunda kalındı. İşin daha da ilginç sosyolojik boyutu, adaletsizliğe uğradığını düşünen öfkeli izleyicilerin kendi aralarında bağış toplayarak mağlup edilen Mitchell'e maddi destek sağlamasıydı. Bu olay, Amerikan halkının artık kurgulanmış spor müsabakalarına karşı uyanmaya başladığının ve Prickett'in kurduğu sistemin ne kadar kırılgan olduğunun ilk büyük sinyaliydi.
Ancak Philadelphia'da yaşanan bu kriz, sadece aylar sonra yaşanacak olan çok daha büyük ve tehlikeli bir skandalın sadece bir provası niteliğindeydi. Prickett'in kariyerindeki en büyük infial ve hayatını az kalsın sonlandıracak olan olay, 15 Ekim 1866 tarihinde Nashville, Tennessee'deki Racetracks (Yarış Pistleri) alanında gerçekleşti. İç Savaş'ın henüz sona erdiği, "Yeniden Yapılanma" (Reconstruction) döneminin derin siyasi ve ırksal gerilimlerinin yaşandığı Güney eyaletlerinde tansiyon son derece yüksekti. Prickett, bu patlamaya hazır ortamda karşısına rakip olarak güreş eğitimi dahi almamış, Simon Thompson adında Afrikalı-Amerikalı bir demirci ustasını aldı. Bahislerde, Amerika Şampiyonu olan Prickett ezici bir çoğunlukla favori olarak gösteriliyor ve üzerine devasa paralar yatırılıyordu. Ancak müsabaka başladığında Prickett, hiçbir varlık göstermeden kasıtlı olarak yere yattı ("took a dive") ve maçı amatör siyahi demirciye bilerek kaybetti. Thompson'ın bu dolandırıcılığın bilinçli bir parçası olup olmadığı tarihsel kayıtlarda kesin olarak bilinmemekle birlikte, sonuç devasa bir yıkım oldu. Yüzlerce insan, kurgulanmış bu mağlubiyet yüzünden ciddi meblağlarda para kaybetti. Kaybedilen paraların yarattığı öfke, dönemin beyaz üstünlükçü Güney toplumunda "beyaz bir Amerikan Şampiyonunun" siyahi bir amatöre yenilmesiyle oluşan toplumsal ego zedelenmesiyle birleşince ortaya korkunç bir şiddet potansiyeli çıktı. Öfkeli kalabalık, o gece Prickett'in kaldığı oteli basarak onu linç etmeye kalkıştı. Prickett canını zor kurtararak şehirden kaçarken, bu olay ulusal basında bir fenomene dönüştü. Chicago'dan Wisconsin'e, Tennessee'den Georgia'ya, Michigan'dan Kaliforniya'ya ve Vermont'a kadar ülkenin dört bir yanındaki gazeteler aylarca "Amerikan Güreş Şampiyonu Bir Zenci Tarafından Mağlup Edildi" ("American Wrestling Champion Defeated by a Negro") manşetleri attılar. Basının bir kısmı olayı açık bir kumar dolandırıcılığı olarak rapor ederken, büyük bir kısmı da dönemin ırksal çatışmalarını sömürmek amacıyla olayı sansasyonel bir ırk meselesi olarak kitlelere sundu.
Nashville'de ölümün kıyısından dönmesi, mantıklı düşünen bir insan için hayat tarzını değiştirmesi adına yeterli bir uyarı olmalıydı; ancak Uzile Prickett'in kibri ve kolay yoldan para kazanma hırsı, hayatta kalma içgüdüsünün önüne geçmişti. Ülkeyi dolaşarak şaibeli maçlar yapmaya devam etti ve nihayetinde 1868 yılının yaz aylarında, kaderinin son durağı olan Ohio eyaletinin Butler bölgesindeki Hamilton kasabasına ulaştı. O dönemde Hamilton, hızla büyüyen bir ticaret merkezi olmasının yanı sıra, Vahşi Batı'nın sınır kasabalarını aratmayan kumarbazları, barları, kanunsuzlukları ve yeraltı dünyasıyla meşhur tehlikeli bir şehirdi. Hamilton'ın bu dönemki ekonomik coğrafyasında Miami-Erie Kanalı büyük bir önem taşıyordu. 1826 yılında William Murray adındaki bir arazi spekülatörü, kanal güzergahının yarattığı ekonomik potansiyeli görerek eşi Debby'nin adını verdiği "Debbysville" adında yeni bir yerleşim yeri planlamıştı. Kanalın 1828'de faaliyete geçmesiyle birlikte, Devrim Savaşı gazisi Pierson Sayre ilk geçiş ücreti tahsildarı olarak atanmış, James McBride, Thomas Blair, Jesse Corwin ve Dr. Robert B. Millikin gibi yerel liderlerin çabalarıyla Hamilton Basin inşa edilerek bölge ticaretin kalbi haline gelmişti.


3b9d9451353087879b0db66f21eff8d8.jpeg

Debbysville zamanla bağımsız bir liman olma hayalini yitirip Hamilton'ın içine asimile olsa da, bölgenin adı halen yöre halkı arasında yaşamaktaydı. Prickett'in hayatına mal olacak olan son müsabakası, işte bu tarihi Debbysville bölgesi yakınlarında gerçekleştirilecekti.
Tarihler 12 Haziran 1868 Cuma gününü (bazı gazete kaynaklarında hatalı olarak 10 veya 15 Haziran olarak geçse de, resmi mahkeme zabıtları 12 Haziran'ı işaret etmektedir) gösterdiğinde, Uzile Prickett, Tim Waller (bazı kayıtlarda Tim Walker) adındaki bir güreşçiyle "Side-Hold" stilinde bir maça çıktı. Maçın öncesinde her türlü fiziksel ve algısal avantaj Prickett'in elindeydi. Amerika Şampiyonu, rakibi Waller'dan tam 60 pound (yaklaşık 27 kilogram) daha ağırdı. Bu devasa siklet farkı, maçı izlemeye gelen yaklaşık 200 kişilik kalabalığın ve kumarbazların neredeyse tamamının paralarını Prickett'in galibiyeti üzerine yatırmasına neden oldu. Ancak Prickett, alıştığı dolandırıcılık yöntemini bir kez daha devreye soktu. İki raunt süren müsabakada Prickett, kendisinden çok daha hafif olan rakibine kasıtlı olarak yenilerek maçı sattı. Seyirciler, Philadelphia ve Nashville tecrübelerinden çok daha hızlı bir şekilde, Prickett'in bahis paralarını hortumlamak amacıyla bilerek yere yattığını fark ettiler. Kalabalıktaki öfke inanılmaz boyutlardaydı; zira o günün şartlarında insanlar devasa servetler kaybetmişti. Resmi kayıtlara ve dönemin gazetelerine yansıyan bilgilere göre, izleyiciler arasında bulunan sadece bir adamın kaybı tek başına 900 doları buluyordu ki bu, bir işçinin yıllarca çalışarak kazanabileceği bir paraydı.
Bahisçilerin göz göre göre dolandırılmasının yarattığı kolektif nefret, o günün akşamında karanlık ve vahşi bir intikama dönüştü. 12 Haziran Cuma gecesi, Hamilton'da son derece ironik bir şekilde "Hole in the Wall" (Duvardaki Delik) olarak bilinen bir içkili salonda toplanan kalabalık arasında tansiyon adeta barut fıçısı gibiydi. Prickett, gün içindeki manipülasyonunun ardından hiçbir şey olmamış gibi, muhtemelen kibrinin verdiği bir rahatlıkla bu salonda bulunuyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde, "Hole in the Wall" salonunda Prickett, başı bir masanın üzerine cansız bir şekilde düşmüş halde bulundu. Salondakiler ilk bakışta onun aldığı aşırı alkolün etkisiyle sızıp kaldığını zannettiler; ancak yakından yapılan inceleme dehşet verici gerçeği gün yüzüne çıkardı. Uzile Prickett'in yüzü vahşice darp edilmiş, ağır şekilde kesilmiş ve başının arkasından bir tabancayla vurularak adeta infaz edilmişti. Henüz 27 yaşında olan, İç Savaş'ın sahte polisi, Amerika'nın Şampiyonu ve yeraltı dünyasının tescilli dolandırıcısı Uzile Prickett, kurduğu son kumpasın bedelini Ohio'da ücra bir barda hayatıyla ödemişti.

Olayın hemen ardından cinayet şüphesi, kısa süre önce salonda onunla birlikte görülen, iri yarı, neşeli tavırlarıyla bilinen İrlandalı bir demirci ustası olan John Griffin'in üzerinde yoğunlaştı.


images (51).jpeg
Uzile Prickett'in öldürülmesi, basit bir yerel adli vaka olarak kalmamış, 1869 yılı boyunca tüm Ohio eyaletinin ve hatta ulusal basının dikkatini çeken devasa ve karmaşık bir hukuki sürece dönüşmüştür. Cinayetin hemen ardından cinayet şüphelisi olarak tutuklanan John Griffin, belediye başkanı önünde yapılan ilk ön incelemenin ardından birinci derece cinayet suçlamasıyla Butler County hapishanesine gönderildi. 1868 yılının Ekim ayında toplanan büyük jüri, Griffin aleyhine resmi iddianameyi hazırladı; ancak jüri seçim sürecinde tespit edilen "şekli bir hata" (informality) nedeniyle duruşmanın başlaması aylar sonrasına, 22 Şubat 1869 tarihine ertelendi.
Soruşturma süresince ortaya atılan iddialar, şahit ifadeleri ve savunma stratejileri, cinayetin sadece kaybedilen bir bahsin intikamı olmadığını, aynı zamanda dönemin gergin siyasi atmosferinin cinayeti meşrulaştırmak veya hedef saptırmak için stratejik bir bahane olarak kullanıldığını göstermektedir. Şahitlerin mahkemedeki ifadelerine göre, cinayet gecesi saat 12:00 sularında "American Saloon" adlı başka bir mekana telaşla giren Griffin'in şapkasında taze kan lekeleri vardı ve bir eli kanamayı durdurmak istercesine bir mendille sarılıydı. Etraftakilerin durumu sorması üzerine Griffin, "Prickett ile kavga ettiğini", "onu yere serdiğini" ve "ona çok sert vurduğunu düşündüğünü" itiraf etti. Durumu daha da ağırlaştıran şey, bazı şahitlerin Griffin'in yeminler ederek "onu öldürdüğüne inandığını" veya "onu öldürmüş olmaktan korktuğunu" söylediğini mahkemede yeminli olarak aktarmasıydı. Griffin, yakalandığında Prickett'e saldırmasının nedeni olarak kumarı veya kaybedilen bahisleri değil, kasıtlı olarak siyasi bir tartışmayı öne sürdü. İddiasına göre, "Hole in the Wall" salonunda Prickett'i kendisine içki ısmarlamak üzere davet etmiş, ancak Prickett son derece küstah bir tavırla "lanet olası hiçbir Vallandigham adamıyla içki içmeyeceğini" ("would not drink with any d--d Vallandigham man") söyleyerek teklifi reddetmiş ve bu siyasi hakaret kavgayı ateşlemişti.
Griffin'in savunmasında "Vallandigham" ismini kullanması sıradan bir detay değil, 1860'ların Ohio'sunda jürinin duygularını manipüle etmeye yönelik ustaca bir hukuki hamleydi. Clement L. Vallandigham, Ohio'lu tanınmış bir siyasetçi, 1858-1863 yılları arasında Temsilciler Meclisi'nde görev yapmış, kölelik karşıtlığına (anti-abolitionist) şiddetle muhalif ve eyalet haklarını savunan bir isimdi. İç Savaş sırasında Güney'e sempati duyan, savaş karşıtı "Copperheads" (Savaş Karşıtı Demokratlar) hareketinin en ateşli lideri olan Vallandigham, 1863 yılında General Burnside tarafından yayınlanan 15 Numaralı Genel Emir'e (General Order 15) karşı gelip halkı kışkırttığı gerekçesiyle askeri mahkemede vatana ihanetle yargılanmış ve Lincoln tarafından Konfederasyon bölgesine sürgüne gönderilmişti.
Clement_Vallandigham_-_Brady-Handy.jpg


Savaşın bitmesine rağmen 1868 yılında Ohio'daki siyasi fay hatları hala çok keskindi. Prickett'in güya bir "Vallandigham adamıyla" içki içmeyi reddetmesi, dönemin kutuplaşmış siyasi ortamında jürinin bir kısmında Griffin'e sempati uyandırabilecek tahrik edici bir bahaneydi. Ancak mahkemede sunulan diğer somut kanıtlar ve tanık ifadeleri, Prickett'in o gece daha önce Griffin ile zaten iki kez kendi isteğiyle içki içtiğini kanıtlayarak, bu siyasi tartışma mazeretini tamamen çürüttü.
John Griffin'in cinayet davası, 22 Şubat 1869 Pazartesi günü Ortak Pleas Mahkemesinde (Court of Common Pleas), Yargıç Gilmore'un başkanlığında başladı. Bütün bir hafta boyunca devam eden duruşmalar, sadece Hamilton halkı tarafından değil, çevre bölgelerden gelen yüzlerce insan tarafından olağanüstü bir ilgiyle izlendi; mahkeme salonu duruşma boyunca kapasitesinin son sınırına kadar dolup taştı. Dava sürecinin en kritik kırılma noktası ve Griffin'in kaderini mühürleyen an, Joe Kelley adındaki bir şahidin verdiği yeminli ifade oldu. Kelley ifade verene kadar, savcılığın elinde Griffin'in Prickett'e sadece yumruk attığını gösteren itirafları vardı, cinayet silahını onun ateşlediğine dair gözle görülür kesin bir kanıt bulunmuyordu.
Joe Kelley'nin son derece detaylı ifadesine göre olayların seyri şu şekilde gelişmişti: Kendisi ve George Shedd cinayet gecesi saat 11:00 ile 12:00 arasında "Hole in the Wall" salonuna gelmişlerdi. Onların ardından Griffin ve Thomas Connaughton içeri girmiş, her ikisi de salondakilere, aralarında Prickett'in de bulunduğu kalabalığa içki ısmarlamıştı. Birkaç kez mekana girip çıkan Griffin, en sonunda yalnız başına geri döndüğünde, salonda sadece Prickett, Griffin ve Kelley kalmıştı. Kelley köşede banjosunu çalarken, Griffin, iki masa arasında bir sandalyede arkasına yaslanmış halde oturan Prickett'e sessizce yaklaştı. Griffin önce sol eliyle, sonra sağ eliyle Prickett'e şiddetli bir şekilde vurdu ve ardından sağ yumruğunu ona doğru sertçe bastırdı. Tam bu esnada Kelley net bir tabanca sesi duydu ve Prickett'in başının cansız bir şekilde arkaya, masanın üzerine düştüğünü gördü. Kelley, yeminli ifadesinde Griffin'in elinde bir tabancanın kabzasını gördüğünden kesinlikle emin olduğunu belirtti. Silahın ateşlenmesinin ve Prickett'in öldürülmesinin ardından Griffin, şoka giren Kelley'i sokağa kadar takip etti. Kelley'nin korku içinde "Bu çok kötü bir gece işi oldu" ("This is a bad night's work") demesi üzerine Griffin acımasız ve soğukkanlı bir tavırla, "Eğer onun öldüğünü düşünmüyorsan, gidip ona bir tane daha verebilirim" ("If you do not think he is dead I will go and give him another") şeklinde cevap verdi.
Savunma makamı, cinayetin seyrini değiştiren bu ifadenin güvenirliğini sarsmak için stratejik olarak Kelley'nin karakterine ve geçmişine odaklanan bir itibarsızlaştırma kampanyası yürüttü. Kelley, mahkemeye çıkma konusunda son derece isteksiz bir tanıktı; mahkemede Griffin'e karşı tanıklık etmemek için şehirden kaçmış, yetkililer tarafından izi sürülerek zorla Hamilton'a geri getirilmişti. Kendisi, ifade vermesi halinde hayatının tehlikede olduğunu ve ölümle tehdit edildiğini iddia etmişti. Savunma avukatları, Kelley'nin toplum içindeki itibarının son derece kötü olduğunu ve yemin altında bile söylediklerine inanılamayacağını iddia eden çok sayıda şahit dinletti. Buna rağmen jüri, Kelley'nin anlattığı olayların kronolojik uyumunu, Griffin'in kanlı kıyafetleriyle diğer mekanda yaptığı itirafları ve Prickett'in cesedindeki mermi izini mantıklı bir bütünsellik içinde değerlendirerek tanıklığı ikna edici buldu. 27 Şubat 1869 Cumartesi günü gece saat 11:00 sularında, beş saat süren zorlu ve gergin bir müzakerenin ardından jüri, John Griffin'i birinci derece cinayetten suçlu buldu. Griffin, masum olduğunu ve davanın bu kadar uzun sürmemesi halinde jürinin kendisini beraat ettireceğini iddia etse de, 5 Mart 1869 Cuma günü Yargıç Gilmore tarafından 27 Mayıs 1869 Perşembe günü asılarak idam edilmek üzere ölüm cezasına çarptırıldı.
İdam kararının açıklanmasının ardından Griffin'in savunma ekibi pes etmedi ve iddianamenin hazırlanış sürecindeki şekilsel bir hatayı öne sürerek hukuki bir manevra ile infazı geciktirmeyi başardı. Yüksek Mahkeme Yargıçları Day ve White, davanın üst mahkeme tarafından yeniden incelenmesi için bir "supersedeas" (yürütmeyi durdurma kararı) çıkararak şerife infazı erteleme emri verdiler. Ancak bu erteleme Griffin'i kurtarmaya yetmedi; 1 Temmuz 1869'da Başyargıç Day, alt mahkemenin verdiği kararı onaylayarak hukuki süreci noktaladı ve idamın 29 Temmuz 1869 Perşembe günü gerçekleştirilmesine hükmetti. Süreç boyunca Griffin'in cezasının ömür boyu hapse çevrilmesi için Vali'ye ulaştırılmak üzere çeşitli imza kampanyaları ve dilekçeler düzenlendi, ancak dosyayı dikkatle inceleyen Vali yargının kararına müdahale etmeyi kesin bir dille reddetti.
İdam tarihi yaklaşırken Butler County hapishanesinde gerilim ve güvenlik zafiyetleri had safhaya ulaştı. 21 Temmuz 1869 Çarşamba günü saat 16:00 sularında, Rev. Mr. Hone adında bir Katolik rahibi Griffin'i hücresinde ziyaret ederek son dini telkinlerde bulundu. Ziyaretin bitiminde hapishane gardiyanı (turnkey) Bayless, rahibi dışarı çıkarıp Griffin'in hücresini kilitledi ve anahtarı cebine koydu. Bayless ve rahip dış kapıya yöneldiklerinde, hücresinde kilitli olan Griffin, dışarıdaki Bayless'ın dikkatini dağıtmak için parmaklıklardan ani bir el işareti yaptı. Bu işaret, o sırada koridorda serbestçe dolaşma izni olan diğer 14 mahkumu harekete geçiren önceden planlanmış bir sinyaldi. Mahkumlar aniden gardiyan Bayless'in üzerine çullanarak onu yere devirdiler ve Griffin'in hücresinin anahtarını cebinden çalmaya çalıştılar. Hapishane görevlileri ve müdür yardımcısının eşi durumu fark edip hızla alarm verince, anahtarı ele geçiremeyen mahkumlardan dördü—hüküm giymiş at hırsızı John Richards, cinayete teşebbüsten yatan Joseph Gustin, John Smith ve gaspçı John Reed—fırsattan istifade ederek dış kapıya yöneldiler ve hapishaneden kaçtılar. Ancak bu cüretkar kaçış girişimi çok kısa sürdü; yüzlerce vatandaşın gönüllü olarak katıldığı devasa bir insan avı sonucunda dört mahkum da sadece 15 dakika içinde yakalanıp hücrelerine geri getirildi. Tüm bu kaos yaşanırken Griffin hücresinden hiç çıkamamış, kaçış planı başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Hapishanedeki günlerinde ve ölüme adım adım yaklaşırken Griffin, işlediği suça dair en ufak bir pişmanlık, korku veya nedamet belirtisi göstermedi. Tabancayı kendisinin ateşlediğini inatla inkar etmeye devam ediyor, suçu sürekli olarak ya şahit Joe Kelley'ye ya da Galloway adında başka gizemli bir adama atıyordu. Dini telkinlere karşı son derece duyarsız ve alaycıydı; kendisini ziyarete gelen vaizler hakkında "Beni o tatlı sözlerle kandıramazlar" ("they can't blarney me") diyerek sistemle alay ediyordu. İdamından sadece bir gün önce, 28 Temmuz'da hapishanenin başka bir bölümünde tıraş edilirken hücresinde yapılan detaylı aramada gizlenmiş bir jilet bulundu; bu bulgu, onun son ana kadar sisteme teslim olmama niyetini veya celladın eline düşmeden önce kendi hayatına son verme planını göstermekteydi.
29 Temmuz 1869 Perşembe günü, John Griffin'in infazı gerçekleştirildi. Bu olay, Butler County bölgesinde sivil bir vatandaşa uygulanan ilk idam cezası olarak bölge tarihine geçmiştir. İnfaz, dışarıdaki devasa kalabalığa rağmen halka açık bir etkinlik değildi; Butler bölgesi şerifi R. N. Andrews tarafından özel olarak bastırılmış, üzerinde "Devredilemez" (Not Transferable) yazan biletlere sahip küçük ve seçkin bir grup (rahipler, basın mensupları, yetkililer ve Griffin'in bazı arkadaşları) hapishanenin içine kabul edildi. Hapishanenin dışında ise güçlü bir polis kordonu tarafından zapt edilen, idamı görmek isteyen büyük bir kalabalık toplanmıştı. İdam sehpası, hapishane odasının güneydoğu köşesinde, Griffin'in hücresinin tam çaprazında son derece kaba bir ahşap işçiliğiyle inşa edilmişti. Sekiz fit uzunluğunda ve beş fit genişliğindeki platforma sekiz basamaklı bir merdivenle çıkılıyordu ve ipin bağlı olduğu kirişin zeminden yüksekliği on beş buçuk fitti. Saat 11:40'ta Şerif yardımcıları Allen ve Brown, Griffin'i hücresinden alarak darağacına doğru yürüyüşe geçirdiler. Elleri önden bağlanmış olan Griffin'in elleri arasında siyah ceviz ağacından oyulmuş bir haç bulunuyordu.
Hamilton County şerif yardımcısı tarafından ölüm fermanı okunduktan sonra Griffin'e son bir sözü olup olmadığı soruldu. Seyircilere dönen Griffin son derece etkileyici, soğukkanlı ve isyankar bir konuşma yaptı: "Beyefendiler, burada, hiç bulunmayı beklemediğim bir yerdeyim. Konuşma yapabilecek durumda değilim ve buna pek niyetli de değilim... Darağacına çıkacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Kelley'nin o korkakça verdiği ifade yüzünden buradayım... Ben suçlu değilim." ("Gentlemen, I am here in a place I never expected to be. I am not able to make a speech, and not very willing... It is by such cowardly testimony as Kelley's... I am not guilty."). Katolik rahip Rev. Mr. Hone ile ettiği son duanın ardından elindeki ceviz haçı öpen Griffin, şerif yardımcılarına veda etti ve başına beyaz bir kukuleta geçirildi. Tuzak kapısının üzerinde dimdik duran Griffin yüksek, titremeyen bir sesle, "Şerif, ben hazırım" ("Sheriff, I am ready") diye bağırdı. Saat tam 12:05'te tuzak kapısı açıldı. İpin ani gerilmesiyle boynu kırılan Griffin saniyeler içinde hayatını kaybetti. Bedeni saat 12:50'de aşağı indirilerek Doktor Gale, Corson ve Hinkley tarafından resmi olarak ölü ilan edildi ve defnedilmek üzere arkadaşlarına teslim edildi.
John Griffin darağacında can verirken, işlediği cinayetin kurbanı olan Uzile Prickett'in bedeni ise Hamilton, Ohio'da bulunan Greenwood Mezarlığı'na çoktan defnedilmişti. Mezar taşında açıkça "Uzile Prickett" olarak kazınan ismi, 19. yüzyıl gazetelerinde sıklıkla yanlış yazılan adının resmi olarak teyit edilmesini sağlamış, tarihçilerin ve spor araştırmacılarının Amerikan sporunun bu kayıp ve karanlık dönemini aydınlatmasına eşsiz bir katkı sunmuştur.

SB-Pic-1.jpg

Uzile Prickett'in hayatı, sadece Amerikan İç Savaşı dönemi ve sonrasındaki bireysel bir suç dehasının adli vakalar silsilesini yansıtmakla kalmaz; aynı zamanda Amerikan güreşinin, saf ve dürüst olimpiyat ruhundan kapitalist hırslara, kumar endüstrisine ve kurgusal bir "spor eğlencesine" (sports entertainment) evrilmesinin en çıplak ve acımasız kanıtıdır. İç Savaş yıllarının başkentinde sahte polis kılığına giren bir hırsızdan, New York'un ihtişamlı salonlarında "Amerika Şampiyonu" olan bir atlete; ırksal fay hatlarını kullanarak Nashville'de halkı dolandıran bir manipülatörden, Ohio'nun karanlık bir barında şikesinin bedelini başından vurularak ödeyen bir kurbana uzanan bu çarpıcı yaşam öyküsü, profesyonel sporun köklerinde yatan tehlikeli temelleri tüm gerçekliğiyle gözler önüne sermektedir. Bugün milyar dolarlık devasa bir endüstriye dönüşen modern profesyonel güreşin yazılı olmayan kuralları, senaryoları ve kitle psikolojisini manipüle etme sanatı, Uzile Prickett gibi 19. yüzyılın sınır tanımayan aktörlerinin hayatları pahasına inşa ettikleri bir miras olarak tarihteki sarsılmaz yerini almıştır.
 
Üst