Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Genel Toriko

Ascalon

Ulak Baykuş
Ulak Baykuş
[img='https://static.zerochan.net/Toriko.full.577620.jpg',none,987][/img]
Yayın Tarihi: 19 Mayıs 2008

Bitiş Tarihi: 21 Kasım 2016

Mangaka: Mitsutoshi Shimabukuro

Dergi: Shonen Jump

Türler: Aksiyon, Drama, Fantezi, Korku, Shounen

Cilt: 43

Bölüm Sayısı: 396

Yiyeceklerin tadı ve dokusunun yaşamın son derece önemli bir parçası olduğu bir dünyada, sahip olduğu gurme hücreleri ile insanüstü becerilere sahip bir adam yiyecek avcısı Toriko. Yeni tanıştığı aşçı Komatsu'yu ortağı yaparak hayallerindeki yiyecek menüsünü oluşturmak için nadir ürünleri aradıkları bir maceraya atılırlar.
 
Muhteşem canavar ve yaratık çizimleri olan manga. Okuyacaklara tavsiye ederim.

Edit. Çizimlere dair bir iki resim atmak istedim.
Not; Spoiler olabilir özellikle üçüncü resim.

2.jpg

14.jpg

sketch-1561135388678.png
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Önce bir context vereyim yazacaklarımla ilgili.

Mangaturk'de ilk kez altforumu açıldığında sürekli adından bahsedilen, konusunun yemek olan bir seri olarak tanıdım ilk. Seri gözüm inanılmaz overrated ve de saçma gelmişti ki trolleyesim tuttu.
Ama bir seriyi trollemek için iyi tanımak gerek öncelikle o yüzden okumaya başladım.

Bir bölüm, iki bölüm, kırk bölüm, seksen bölüm derken neredeyse bir gece yarısı tüm seriyi okudum. Gecenin 5'inde falan yorgunluktan ara vermek zorunda kaldım yoksa devamını da okurdum.

Toriko kendisine başlamamla beraber favori serim olmayı başardı. Bu serinin bana verdiği sevgiyi, epikliği, heyecanı, sadakatlığı ve yarattığı inanılmaz bu evreni şimdiye kadar hiçbir okuduğum başka hiçbir manga veremedi.

Toriko okuyucusuna vaat ettiğini yerine getiren bir seridir.

Toriko tuğla tuğla üstüne koyularak oluşturulmuş herkesin hayal ettiği güzel bir evdir.

Toriko ilk bölümden son bölüme kadar epikliği yaşatan bir evrendir.

Bu seri için anlatacaklarım bitmez, herkesin okuması için tavsiye ederim.

Anime adaptasyonu ne yazık ki manganın ruhunu anlayamayıp bir fiyasko ile bitti. Kanın gövdeyi götürdüğü bir seriyi çocukların izlediği bir saatte yayınlayınca böyle biter tabii ki. O yüzden animesine bakmayın ve direk mangasını okuyun.
Illa merak ediyorsanız mangadan sonra izleyin.
 
2 kere başlayıp ilk deneme de 9. ikinci deneme de ise sanırım 18-19 gibi bir bölümde bırakmıştım.

3. denemede @ugur_tatli nın hatrı için dişimi sıktım ve 5-6 günde sıfırdan 170 küsür bölümlere geldim. Hoş, samimi bir seri, kesinlikle ilgi çekici ve detaylı bir evren.

Enteresan bir biçimde benim temel de bazı konularda çok benzettiğim ancak birinin iyi yaptığını diğerinin yapamadığı bu sebeple çok çok farklı iki seriymiş havası veren Hunter X Hunter ve One Piece 'in bir buluşması gibi evren ancak bu iki evrende de çok başlarda terkedilen o keşfetme, bir şeyler öğrenme, yeni şeyler başarma ve avlanma hissini bu seri daha iyi veriyor. Garip bir şekilde bu iki serinin eski seksenler sonu, doksanlar başı tadında battle shounen manga çizimi tarzı ile buluşmasından oluşmuş gibi duran kendine has bir seriymiş.

Woaah aman tanrım, bunu okumadığım her geçmiş güne lanet olsun falan diyeceğim ya da bunun yakınından geçen bir seri değil ancak cidden çok keyif alarak okudum. Eğer bozmazsa bende özel bir yer edinir gibi.

Tavsiye eden dostlara teşekkürler. En azından şimdilik.
 
Az önce bitirdim çok karışık duygular içindeyim. Öncellikle spoiler girmeden bazı artı ve eksilere değineyim.


Eksiler:

- Anatomi, perspektif ve rakursi bu abimizde pek yok. O yüzden yer yer çok aynut buynut çizimler göreceksiniz. Bazen şaşırtıcı derecede düzgün iken bazen WTF diyeceksiniz.
- Zaten var olan o bizim topraklarımızda "arabesk" ya da "arabeskleşme" dediğimiz aşırı melodrama olma durumu var. Hele sonlara doğru melodrama ve ajitasyon tavan yapıyor hatta grotesk bir hal alıyor. Bunun getirdiği özgün, ürpertici bir hava var ve bu yer yer pozitif bir şeye de dönüşmüyor değil. Ancak şahsen ben de "La biz ne için anlaşmıştık şimdi ne aldık ?" hissi oldu.
- Güç dengeleri çok kötü değil ancak power up olayı bazı durumlar hariç oldukça sıkıcı. Bazı serilerdeki gibi ihtiyaç halinde gelmiyor belki (ki bunun olduğu da oluyor ama neyse) yine de çok belirgin oluyorlar.
- Karakterler çok da derin değil. Mevzu bahis o "arabesk" hal sayesinde hatta bayağı kalın kafalı, gerizekalı, güdüsel takılan tipler.
- Elbette her shounen de baş karakter biraz torpillidir ancak bu torpil aşırı bir şekilde iki baş karaktere birden yayılınca biraz bunaltabiliyor. Tek diyebileceğim "Ne komatsuymuş arkadaş."
- Özellikle sonlara doğru çok fazla önemli olay off-panel yaşanır oluyor. Gerçi yazar bunu kendi notlarında belirtiyor, final arkının kendi istediği gibi olmadığı ve sıkıştırıldığını ancak yine de final arkı ve öncesinde o kadar çok yemek büyüsü mambo jambosu yapılıyor ki :D O vakitle daha önemli bilgiler verilemez miydi diyorsun kendi kendine.
- Bence serinin benim açımdan en büyük 2 sorunundan biri clarification. Nedir bu melet peki ? Bu meledin açıklaması şu ; "Açıklığa Kavuşturma" ya da "Açıklığa Kavuşma Hali" diyebiliriz. Bunu tek kelimeye indirmek istersem de bence en güzel çevirisi "Berraklık" olacaktır.

Bu eksiklik hem yazımsal hem çizimsel olarak var. Ancak yazımsal kısmı daha büyük sıkıntı. Bazen yazar o kadar çok kurgu ve edebiyat kasar hale geliyor ki , esas olay olan hikaye yani anlatı kendinden geçebiliyor. Pek çok kere lan bir dakika neydi şimdi o denilen/çizilen diye onlarca sayfa geriye gidip bir şeye bakıp sonra tekrar aynısını yapıp tekrar baktığım oldu ancak bu eylemi bana her yerinde bir bilmece, bulmaca barındırdığı için değilde , kafa açtığı için yaptırdı.
- Diğer büyük bir sorun da plot idi. Yani hikayenin hem girizgahı hem güzergahı anlamında çelilkiler vardı onu da geçtim bu girizgaha hadi bu güzergahı seçtin de bu güzergaha bu son oldu mu ? Bilemedim, biraz "konuyu kapatalım artık !" sonu olmuştu.
-Zaten seride pek komplike bir karakter yok o yüzden komplike bir kadın karakter hiç yok. Serideki tüm iyi, kalburüstü kadın karakterler tamamıyla anne figürleri. Bu kadar .
- Aşırı melodrama olan ve sonlara doğru giderek kökenine yabancılaşan ve groteskleşen seri bu sebeple aynı zamanda pek çok plothole ya da loophole denebilecek an ve dönemeçlere de sahip.
-Biraz fetiş bir seri (peeek çok açıdan) .



Artılar:

- Anatomi, perspektif ve rakursi eleştirilerime rağmen, gölgelendirmelerini, hacim ve doku duygusunu en çok beğendiğim serilerden biri oldu. Yani çok yaratıcılık gerektiren oldukça fazla özgün materyal, mimari ve içerik yaratımına sahip bir eser ve pek çok abidik gubidik canlı ve cansız materyal var ancak ona rağmen önüme getirilen şeylerin %90'ına ikna olmuştum. Yani evet bunlar var olabilir gibisinden ya da evet gerçekliğini, dokusunu, ağırlığını hissedebiliyorum gibisinden.

- Tüm o melodramasına rağmen, bu melodrama yer yer müthiş bir "epiklik" hissini de getirmeyi başarmıyor değil. Ya da müthiş bir duygu patlaması. Kesinlikle abartılı ve epik anlatıma sahip bir seri. Ve yine tüm o grotesk gidişata rağmen gerçekten günün sonunda umursadığın, sen de tat bırakan karakter sayısı azımsanır bir şey değil. Yaklaşık 400 sayılık bir seri için bence karakter kadrosu az bile sayılır ancak her arktan arka değişen yan karakterler ve bir sürü farklı canavarlar ile o açık fazlası ile kapanıyordu.

- Evet Toriko torpilli idi. Ancak iş bedel ödemeye, acı çekmeye, sabretmeye ve de minnettar olmaya geldi mi de başı çekebilecek karakterlerden birisi en azından bu yönü ile o aşırı torpilli havasını biraz törpüleyebiliyorsun (Komatsu için yorum yok) .

- Son arc sıkıştırılsa da , pek çok önemli başarı ve olay off-panel e denk getirilse de , evrenin daha önceki yazımından ve geleneklerinden çok çok dışarı çıkmamayı başarıyordu. Bu bir artı değil bence ancak en azından eksisinin acılığını biraz alan bir etmen diyeyim.

- Plot'u anlamaya çalışmak ve anladıktan sonra bile "niye" ve "neden" sorularına yanıt vermeye çalışmak ne kadar yorucu ve sıkıcı olsa da ne olursa olsun sizi, "binge read" yani kısa zamanda çoklu okuma moduna sokabilecek kadar da heyecan yaratıcı, akla takılan bir yazımı var. Bunu da es geçmemek gerek. En küfür ettiğim bölümlerde bile sonraki bölümü merak etmekten kendimi alamadığım oldu.

- Ben hayvansever biriyim ve mistisizme de uzak değilimdir o yüzden canavarlar, mistik canavar ruhları, değişik varlıklar ve mevcudiyetler kısacağı hayvanlar alemi kabarık ve insanlar ile çok içiçe geçmiş bir high fantasy eseri zaten benim için birkaç sıfır önde başlar. Naruto da bile beni en çok çeken şeylerden biri hikayenin 9 kuyruklu tilki ile başlaması ve de sonrasında kuchiyose hayvanlarını görmekti. Toriko da işin bu kısmına resmen doyuyorsun.

- Belki çok derin ya da çok yönlü bir kadın karakter yoktu ancak bir shounen için pek çok güçlü ve de çok etkili (impactful) kadınlar vardı. Ayrıca bu kadınlar seksi ya da hafif meşrep falan da değillerdi. Çoğu da yaşlıydı. Bu da beni bir diğer artı puana getiriyor.

- Bu seri bir shounen için epey yaşlı. Yani baş karakter bile seriye 25 yaşında başlıyor ve başladığında bu adam yolun başında biri değil. Zaten insan dünyasındaki en ünlü ve tanınır simalardan birisi. Dünyadaki yemeğin %2 sini keşfetmiş bir "avcı gurme". O yüzden bu bir "zero to hero" hikayesi değil (sıfırdan kahramanlığa). O tarzın sembolü de Naruto'dur ve Naruto sonrasında bu tarz giderek de artar. Boku no Hero Academia, Kimetsu no Yaiba, Black Clover, Katekyo Hitman Reborn vesaire vesaire hep zero to hero eserleridir.

Ancak Toriko bir "hero to legend" eseri yani kahramanlıktan efsaneliğe gidiyor. O yüzden tüm o melodrama ve çocuksu, 1-2 boyutlu karakterlere rağmen gene de ne olursa olsun daha olgun ve ergen edgyliğinden biraz daha uzak bir seri.

Yaşlılık ile ilgili bir diğer olgu da şu; maalesef Shounenlerde bazen bu gençlik hegomonyası sebebi ile Evrenin yaşlıları , eskileri geçilecek engellerdir ve dünkü bebeler bunları tokatlarlar bu yüzden de bazı kesimlerce shounenlere en büyük eleştirilerden biri de "Tecrübenin hiç bir fark yaratmaması" durumudur.

İşte Toriko böyle bir seri değil. Yaşlılar aşırı güçlüler, yaşlı ve tecrübeli olmak, eski şeyleri bilmek çooook önemli. Bu yüzden yaşlılar gençleri bu arayı kapatabilsin diye özel eğitimlere, sınavlara vesaire sokuyorlar gene aslında bir bakıma, o gençlerin günü kurtarması için gerekli olan şeylerde onlardan öncekilerin çizdikleri planlar oluyor. Gençler sadece bu uğurda asla pes etmeden çabalıyorlar gibi bir durum var. Bu da shounen piyasası için epey farklı bence.

- Tüm yazımsal ve tekniksel eksikliklerine rağmen , sevilerek ve özenilerek yazıldığını hissettiriyor. Yani evet hayal kırıklığı oluyordu ancak bu hayal kırıklıkları yazar seni trollediği için değil (bknz Kubo, bknz Oda ) gerçekten adam kendi işini zorlaştıran seçimler ve editör sıkıştırmaları yüzünden olduğunu anlıyorsunuz. Hem yazar notları hem de Toriko'nun tüm menü sunumundaki geçmişe dönütlerde bunu anlamak mümkün oluyor.



Genel olarak, ben de kendisine özgün, ancak ona has olan bir tat bıraktı ve hafızama yer etti.Hem çok ürkünç, hem de çok karizma pek çok açıdan epik sahne ve karakteri kurgu tüketicisi olarak benliğime işlemeyi başardı. Ancak gönlümde özel yeri olan bir seri olmayı ıskaladı. Son 100-150 bölüm özellikle buna sebep oldu diyebilirim. Yer yer "ebenin hörekesi" ya da "ya bi s....ir git" demekten kendimi alamadım.



Spoiler içeren isyanlı kısım:


- Kardeşim bu acacia, froese ve üç kardeş bildiğin plotun arkasındaki mitolojinin dünya bazlı temeli. Zaten uzaydan gelen varlıklar, ruhani boyuttan gelen varlıklar haricinde plotu ittiren yegane varlıklar bu beşli ve belki de tek dünyevi olanları. Ya bu 5 karakter de acaip sıçış var. Yani hem serinin en güzel, en merhametli, en epik, en hoş anları bu grupta hem de en salakça, en aptalça, en arabesk, en grotesk, en çirkin anları gene burada.

Acacia'nın yaptıklarını ona yaptıran Neo muydu ? Son dövüşlerde nereye kadar Acacia, nereye kadar Neo idi konuşan anlamadık. Çünkü en son Acacia'yı pişman, yıkılmış baba olarak görüyoruz. ne gerek vardı ? Midora, Ichiryu'yu neden öldürdü ? Yani olayların geldiği noktaya bakınca bunların arasında bir conflict olmasına bile gerek yokmuş ki . Ichiryuu, dünyanın başına gelecekleri bile bile niye kendisi gibi güçlü bir varlığı bu kadar kolay ölüme gönderebiliyor ? Hem de iki kere :D (2.sinde yeniden dirilmeyi kabul etmedi ki hala çözebilmiş değilim) . Yani tamam çok babacan, harika bir abi ve rol model çok tatlı karakter ama neden amk dedim.

Midora desen ailenin edgelord ergeni. Tamam froese ile olan geçmişi mükemmel, tamam abilerine tapıyor. Tamam adam bundan sonra "manlyhood" denince aklımda belirecek ilk imaj belki de ama neden o olduğu kişi ne neden gurme şirketini kurdu ? Madem bu adam biraz cevval biraz kendinden emin birinin lafıyla gülebilecek, işini gücünü ona emanet edebilecek, kimeye de minnet etmeyecek biriydi ? Ne demeye organizasyon yürütmüş ki ? Ya da neden hikayenin ilk yarısı antagonist idi bu ?

- Jiro desen Ichiryuu'yu kurtarabilecekken kurtarmadı. Midorayla konuşabilecekken konuşmadı. Bizimkileri eğitebilecekken eğitmedi. Hikaye boyunca yedi içti, göt gezdirdi. Hikaye sonunda mühür açtı 3 sayı sonra da öldü. Tamam çok hoş bir "figür" idi. Adam baştan aşağı epiklik ve daşşak idi ok ama niye yani ? Bu kadar güç ile bu kadar imkan ile bir insan her şeyi ıskalar, kaçırır , uzaktan izler ve bu kadar kaygısız olur mu ? Oluyor işte :D

- Neo örgütü ile Gurmet Birliği arasındaki geçiş nasıl oldu. Gurme Birliği ne yapıyordu ki zaten ? Kaç kişi kendi seçimiyle bu gruplarda rol aldı kaç kişinin zihni elinden alınmıştı. Kim hain idi kim kurban idi. Abi ya ne yazıyorsun sen ? Beynim yanmıştı.

- Yani hikayenin ilk yarısındaki tasarımın evrenin, hikayenin son 100-150 sayısında yaşananların düşünüldüğü bir evren olduğuna kesinlikle ve kesinlikle inanmıyorum. 8 Kral, Acacia'nın Full Menü yemeği falan vardır ok ona bir lafım yok. Ancak etkileşimlerin bu şekilde olduğunu düşünmüyorum.

- Nitrolar ? Midora gibi protagonist olarak tanıtılıp aslında onlarında dünyayı neodan kurtarmaya çabaladıkları ortaya çıktı. Amaçları neo'yu mühürlemek. Yahu arkadaş evrende kimse kimseyle konuşmuyor ki . Bir ortak yok düşünülsün :D Bir konuşmaya karar verdiler miydi de ooooo kadar çok konuşuyorlar ki ne konuştuklarını unutuyorsun :D Cem Yılmaz'ın dediği bu geminin bir ayarı yok mu yap da gidelim oluyorsun.


- Son arkta tüm ataklar kıta büyüklüğünde idi (en sonda Midora ve Toriko azdıktan sonrakiler değil) ancak güya bu ataklar gidişata göre büyüyordu ancak uzunca bir süre 20 atak olsa 1. atak ile 20 atağın efekti , yıkımı aynıydı hep :D O biraz saçma olmuştu yani niye yazar dünyadan çıkmamaya bu kadar takmış anlamadım. Yani dünyaya çok fazla gelen bir savaşta dünyan ne kadar büyük olursa olsun bence uzaya çıkılmalıydı. Hem de bu verilen finali daha da hoş yapardı.

- Güce göre yavaş bir evren evet Mother Snake, Another gibi varlıklar ışık hızı, Bambina gibiler de sub-relativistic şeyler yaptılar ancak yine de o müthiş yüksek oktanlı karakterler bile (midora, joie falan gibi) 0.1 saniyeye en kısa zaman dilimi muamelesi yapıyorlardı :D Yazarın hız konusunda biraz sabit fikirli olduğu kanısındayım. Yani bir şey ya ses hızındadır ya da ışık arası yoktur gibiydi sanki :D Ancak aslında zaman zaman ikisi de değildi.

- Ya sonda Neo için "ya bu çocuğa da sahip çıkın" çok saçma oldu. Çünkü Acacia, kötü adam değilse, Neo da değilse. Ulan tüm confllict ne idi ? O kadar büyük skalalarda bir katastrofi içinde (hem fiziksel hem mental olarak çok büyük skalalarda) "her şey bir yanlış anlaışmaydı" diyemezsin yani . Hikayenin duygusal sonu güzeldi. Toriko'nun düğününde full menü yemeği süperdi. Ancak tüm o acacia, neo, dünyanın pişirilmesi, nitrolar, üç kardeşler, ruhlar dünyası gakkudu gukkudu falan ??? ?Nedir yani ?? Tam bir karambol yeminle.
 
Bu arada Nabu bitirdiğinde benim daha bitirmeme vardı o yüzden buraya yazmayı unutmuşum. :D

Şimdi de üstünden çok vakit geçti. Yine de güzel bir anı olarak duruyor kafamda. Serinin çizimleri güzel, canavar dizaynları hoş, temposu fazla yavaş ve yer yer çok sıksa da oralara dayanınca pişman olmuyorsunuz. :D Hele son 100-150 bölüm zaten mangaya hızlanmaya başlıyor ve giderek hızlanmaya devam ediyor.

Dövüşleri çok epik, başıyla sonu arasında inanılmaz bir güç farkı var. Villainları çok harika olmasa da güzellerdi. Midora hariç tabii. :D

Normal şartlarda bu mesleği yapanların veya bu tarz hayat yaşayanların (beğendiğinizi seçin. :D ) ömrü kısa sürer. Bu bakımdan yaşlı, emektar dayıların ve ninelerin harbiden güçlü olması gerek ki seri de bunu sürekli gösteriyor zaten.

Serideki karakterlerin %60'ında yaş 70 iş bitmemiş. :D Her yer badass yaşlı amca, teyze. Ki ben bu olayı çok sevdim. Nedeninden emin değilim bana mantıklı geldiğinden veya diğer serilere kıyasla bir değişiklik olduğu için olabilir.

Ayrıca serideki güç dengeleri iyi ayarlı. Güç bakımından çok tutarlılar ama hız bakımından o kadar değiller ne yazık ki. :D Benden 7-8/10 alır.
 
Toriko üst düzey bir seri aslında. Bugün çıksa, animesi ayrı mangası ayrı rağbet görür. Erken çıkması popülaritesini engelledi. Yoksa çok yaratıcı, çok yönlü bir seriydi Toriko. Mentörler güzel işlenmiş, villain iyi işlenmiş, sürprizler var, yaratıcı teknikler var. Yeniden çıksa acaba ne olurdu dediğim 2 seriden bir tanesi, diğeri de zaten SlamDunk.
 
Biraz uzun sürdü ancak Toriko'yu sonunda bitirebildim.

Karmaşık duygular içindeyim açıkçası, ne desem bilmiyorum bu seri hakkında. Bazı yönlerden çok memnunum, bazı yönlerde ifadesizim, bazı yönleriyle ise gerçekten sıktı beni. Güzel yaptığı şeyleri gerçekten çok iyi yapıyordu, ancak sıkıcı kısımlarında da eğlenecek bir şey bulamıyordun.

Öncelikle gerçekten aksiyonu tatmin ediciydi. Her dakika aksiyon olmuyordu ancak özellikle 200'lerden sonra serideki aksiyon bambaşka boyutlara çıkıyordu, devasa, tanrısal güçleri seven insanlar için güzel bir alternatif oluyor bence Toriko.

İkinci bir sevdiğim husus ise yaşlı karakterleri gerçekten çok güçlü ve karizmatik. Jirou, Midora, İçiryu, Setsuno nine, Çiyo nine, Chin-san, Don Slime falan derken karizmatik yaşlı karakterleri seven insanlar için adeta bir cennet. Hepsi de gayet tatmin edici bir sonla ayrılıyor. Diğer serilerde olduğu gibi sonradan karakter bozulmuyor.(Özellikle biliç op naruto.)

Evreni gerçekten çok büyük ve en ince ayrıntısına kadar işliyor, genelde bir şeyleri açıklama uğraşında olan bir seri. Ancak her şey temelde "iştah" dediğimiz şeyle ilintili, çok derin şeyler beklemeyin.

En sevdiğim şey, Komatsu'nun şaşırdığında verdiği tepkiler ve kelimeleri bile yanlış söyleyerek ağlamasıydı. Çok hoşuma gidiyordu.

Sıkıldığım kısımlar ise, okuyucuların asla umursamayacağı tenceredir tavadır türü şeylere ilk bölümer çok detay girmişti ve açıkçası sıkmıştı. Evren dizaynı için önemli olduğu düşünebiiir ama gerçekten sıkıcı kısımlardı. Bunu sonraki arklarda azaltıyor ancak yine hiç ilgimi çekmeyen tonla şey olmuştu ve zaman zaman "e hadi a..." demiştim.

Bir diğer sevmediğim şey ise, finalde Neo, Pair gibi karakterlerin de ziyafete katılmasıydı. Yani...

Uzun lafın kısası, Toriko tatmin edici aksiyonu ve hoş bir evreni olan, fakat çok da beklentiye girilmeden okunması gereken hoş bir seri. Puan vermeyi sevmem ancak memnun ayrıldığımı söyleyebilirim.
 
Üst