Bölüm Müziği:
-----------------------
// Kalabalık henüz tarafını belirtmemişti, iki tarafın da en sadık olanlarından oluşan iki ayrı ufak grup hariç, kalabalığın çoğunluğu olacak olanı beklemekte idi. Çünkü, onlar bile biliyordu ki, bu dövüşün sonucu klanın ve onların geleceğini tamamı ile değişebilirdi. Yeşile çalan gri bir sisin altında iki delici bakış havada birbirlerini kesiyordu adeta.//
Karyumaru:
- Sanki, bunca zaman benden saklanabiliyormuşsun gibi konuşman beni hüzünle karışıkta olsa eğlendirdi Fukitsu !
- Bu zamana kadar bu küçük protest eylemlerine devam edebildi isen bu ben izin verdiğim ve seni ihbar etmediğim içindi.
Fukitsurumaru:
- Hadi ya !! Bense benimle karşılaşmak için yeterli cesaretin olmadığı içindir diye düşünmekte idim Karyuu !
Karyûmaru:
- Bugün yaramazlık ve taşkınlıklarının sona ulaştığı gündür. Bir kaç yıl önce dersini vermiştim, yine aynısı olacak.
//Karyûmaru elindeki bastona sıkıca tutunur, bacaklarını hafifçe açar ve mavi gözleri iyice parlar. Bununla beraber içerideki herkes mağarayı terkeder. Fukitsurumaru ise parmaklarını dışarıdan sesi rahatça duyulabilecek kıtlama ve gerilme sesleri eşliğinde açar, ellerini birer pençe yapar ve yere doğru çömelir.
Ellerini ise biri geride biri önde duracak şekilde yüzü hizasında tutar. Loş bir ışığın haricinde içeride parlayan yegane ışık iki yılanın gözleri idi. Biri ürkütücü de olsa okyanuslar gibi engin ve dingin havası olan mavi bir yılan gözü iken, diğeri de ininde pusuya yatmış zehirli bir canavarın can yakan yeşilimsi sarı gözler idi. Ve gözler birbirlerine yakınlaşmaya başlar.//
/ Fukitsurumaru çevikliği ve güçlü parmakları ile biliniyordu. Her bir parmağı ayrı bir yılan başı gibi hareket eden çevik, hızlı ve amansız bir atağı vardı. Karyûmaru ise bastonu ile bôjutsu ve taijutsu karışımı akıcı ve efektif bir dövüş stiline sahipti.
Fukitsurumaru sağ elini pençe olarak rakibinin suratına basmak istemişti, hatta yapacağı teknik sonucu kırılacak yüz kemiklerinin hesabını yapmanın verdiği neşeyi daha hamlesini yapmadan, yüzünden okumak mümkün idi. Daha tecrübeli ve soğukkanlı Karyûmaru ise Ateş Püsküren Ejder karşısında dahi taviz vermeyen bir şavaşçı gibi idi, tek fark kendisinin de ejderimsi bir yaratık olduğuydu./
Fukitsurumaru el mühürleri yapmaya başlar. Karyûmaru girişimi engellemekte geç kalır.
Fukitsurumaru:
- Bir yılan iki şekilde ölür, ya bir yırtıcının pençelerinde ya da daha güçlü bir yılanın zehri ile. Bende ikiside mevcut Kaaarr-yuuuuuıı ! -
Ninpô: dokufuzan no jutsu !
/ Deli yılanın haykırışının yankısı dağılmamışken, tazyikli sarı-mor karışımı sıvı zehir bir ok gibi Karyûmaru'ya yönelmiştir. Sonra Karyûmaru hamlesini yapar. Sakallarının arasından çıkan bir yılan dişinden fırlattığı zehir ile geleni karşılar. İki kimyasalın karşılaşması sonucu havada ufaktan da olsa bir safran, kükürt renkleri karışımı bir toz bulutu oluşur.
Toz bulutunun içinden bir el feneri gibi önünü aydınlatan iki mavi göz belirir. Bastonu ile rakibinden geç gelen pençe darbesini savuşturur ve boşluğa düşen rakibini, rakibinin direkt yüzü ve ardından gövdesine gelecek şekilde sağ yumruk ve ardından dönerek sol dirsek ile rakibini uçurur.Geriye doğru bir takla sonucu bir Dizi ve bir eli ile yerde biraz sürüklenerek düşmekten kendini kurtarır Fukitsurumaru./
/ Daha sonra alışılmadık bir şey olur, kayaların arasından, çatlaklardan, mağaranın girişinden, tavanından, sarkıt ve dikitlerin arasından bir sürü irili ufaklı, zehirli zehirsiz yılan çıkagelir ve hepsi Karyûmaru'ya doğru saldırırlar./
Karyumaru:
- Gerçekten de acınacak haldesin, bir yılan efendisinin, yılanlarca saldırıya uğrayabileceğini mi düşündün. Beni incitebileceklerini mi düşündün, sen ki yılan gözüne bile sahip olmayan sefil bir isyankârsın.
/ Derken, Karyûmaru'nun yaptığı tüm karşıt mühürler ve de göz hareketlerine rağmen, yılanlar gelmeye devam eder. Şok içerisinde ki Karyûmaru devam eder.../
Karyûmaru:
- Bu yılanlar normal dürtüleri ile hareket etmiyorlar. Kuchiyose mührü de yapma..dı.. Yoksa ?!
/Karyûmaru, üzerini arar ve koltuk altı hizasından aşağı doğru belinin biraz üzerinde kuşağının üstündeki mührü görür ve de hemen eliyle kostümünün o kısmını yırtıp atar ve eline topladığı yıldırım çakrası ile yakar.Bu Fukitsurumaru'nun
Ninpô: hebimarô fujin tekniği idi. Rakibine yerleştirdiği mühür sayesinde çevredeki tüm yılanlara bir hedef tahtası oluyordu./
Fukitsurumaru sırıtarak:
- Çıplak bedenine bırakamadım, bırakmış olsam hem yılanlarım daha hırçın olacaktı. Hem de çıkarman bir miktar etine mal olacaktı.
Karyûmaru:
- Zehir sisinin içinde tek pençeni savuşturduğum sırada boştaki elin ile yaptın değil mi ?
Fukitsurumaru:
- Geç oldu ihtiyar, artık anlamışsındır ben senden daha zeki,hızlı ve de kurnazım, mavi gözlü gerzek !.
Karyûmaru:
- Gerçekten de benden hızlı ve kurnazsın. Fakat ne ihsan ne erdem ne de tecrübe sahibisin ve en önemlisi, elementlere hükmedemeyen, ninja sanatlarını hakkıyla kullanamayan bir shinobi bozuntususun ve sana bugün sanat nedir sergileyeceğim çıyan.
/ Mavi gözlü ulu yılan bastonunu yere vurur ve el mühürlerini hızlıca yapınca tekniğini salar. /
-
Doton: Kokôzan no jutsu !
/Yerden göğe doğru çapları 50-70cm kadar olan 3 kaya topu yükseldi ve havada asılı kaldı. Fukitsurumaru, gardını almış, kabarmış bir kobra gibi bekliyordu ancak gelen giden bir şey yoktu. Sonra hayal kırıklığı ve alaycılık ile karışık bir şekilde sessizliği bozar./
Fukitsurumaru:
-Yaşlanmışsın mavi gözlü çıyan, daha bir tekniği bile tamamlayacak kadar çakranı kontrol edemiyorsun. O içinden koşarak geldiğin zehir bulutu da seni etkilemiş gibi. Hani bana sanatı ve ihsaniyeti gösterecektin ha ?! Seni.....khukıskhukıs
/ Derken, Karyûmaru sabah doğan güneşin diriliği ve dinginliğini andıran o aura ile tek gözünü açar ve tek el mührü ile etrafta ki çatırdamalar arasında bir ejder gibi kükrer. /
-
Ninja Sanatları: Saçılım !
Bir süre önce yukarı dikilen kayalar bu sürede çapları 1,5 metreyi bulmuştu. Ve büyük bir çatırdama sonrası minik iki ucuda keskin kaya parçaları olarak etrafa yağmaya başladılar. Kalan yılanların hepsi parçalandılar. Belli ki tekniği iki kademeli idi. Fakat daha ilk çatırdama sesleri ile durumu farkeden Fukitsurumaru'da el mühürlerini yapmaya başlar. Buna karşın, bu arada daha hızlı davranan Karyûmaru ikinci bir ninjutsuyu aktive eder.
Karyûmaru:
-Çok geç, acemi çıyan !
Dôton: Kabuseikki no Jutsu !
/ Yerden çamurumsu kıvamda bir toprak çok hızlı, sarmal bir biçimde Fukitsurumaru'yu sarmaya başlar. Teknikten kaçamamaktadır, zira yağan keskin taşlar henüz bitmemiştir. El mühürlerini bu yoğun yağış altında bitirmeye çabalıyor fakat, gelen taşlar engel oluyordu. Sonunda onu saran çamur omuz hizasına gelince birden bire katılaşır.
Ve Fukitsurumaru'nun kollarında çatlaklar, kaburgalarında kırıklar oluşur. Karyûmaru bir adım daha yaklaşırken, hala etrafta ufak tefek son taşlar yağmakta idi. Tüm bu toz,duman ve gürültünün içinde bastonu ile ağırca yanaştı rakibine ulu yılan./
Karyûmaru:
- Son sözlerin neler, ey genç lider ?
Fukitsurumaru kanlar içinde hala aynı parlaklık ile parlayan gözlerini rakibine diker ve sırıtır. Bunun hayra alâmet olmadığını anlayan Karyûmaru bastonuna sıkıca sarılır ve gardını alır. Ve son sözlerini söyler Fukitsurumaru:
- Kuc-hi-yose no juts-u ! haHauheaHahahısphıshıi...ögh, öghrü.. (öksürük ile karışık hain bir kahkaha)
/ Dumanın ardından tek gözü bandajlı o gözüne tam zıt yönde sol gözünün üst tarafından çıkmış bir karış kadar boynuzu olan diğer taraftaki boynuzu kökten kırık olan, zümrüt yeşili teni üzerinde turuncu lekeleri olan dev bir yılan belirir.
Yılan, tuzağı parçalar ve sandallarını çıkaran Fukitsurumaru yılanın üzerine çıplak ayakları ile atlar ve adeta onu bir sal gibi kullanır. Hızla giden yılanın üzerinde duran çılgın adam bu sırada geriye sıçramış olan rakibine doğru hızlıca gelmekte ve gelirken de az önce yaptığı zehir atağının benzerini ağzından bir biri ardına gelen kurşunlar gibi çıkarır. Ancak, rakibinin mühürlerini gören Karyûmaru da defansını yeterli hızda aktif eder./
Karyûmaru:
-
Dôton: Douryuheki !
/Bir taş duvar atılan tüm zehir mermilerini karşılar. Zehirlerin düştüğü yerlerde ufak oyuklar oluşmuştur. Yılanı Hôda duvarın etrafından dolaşmıştır ve Karyûmaru yılanın başını görür görmez gardını alır. Fakat sahibi üstünde değildir. Arka tarafından iki pençe ona vurur.
- Gyaahhhh !
/ Bir kürek kemiği ve bir kaburga kemiğine bedel olan bu hata sonucu, bir miktar zehirlenmiş fakat, tecrübesi ile yılan çakrasını kontrol ederek gözeneklerinden zehri dışarı atmıştır. Fakat yinede sersemlemiştir./
Fukitsurumaru:
- İşte bu ihtiyar solucan ! Sizler elementlerinize ve de çakralarınıza güveniyorsunuz. Ancak, bir yılanın yegane ihtiyaç duyduğu becerisi güçlü bir zehir ve de kuvvetli bir kavrayıştır. Bunun dışında bir şeyine güvenen her yılan günahkârdır. Ve benim tarafımdan yutulacaktır. hyıeeeeeghghhh !
Karyûmaru:
- Sen ve senin batıl, kör inançların. Bir yılanda olsan, etrafında dönen yaşama, doğaya ve bahşedilen enerjiye minnettar olmadıkça gerçek gücü bilemezsin Fukitsu...
Fukitsurumaru:
- Bu çok bilmiş, burnu büyük, sakin tavırların beni çıldırtıyor Karyuuuu !
/ Yılanın üzerine atlayan Fukitsurumaru yaralarına aldırmadan amansızca saldırır. Tam yanaştığı sırada yılanın üzerinden atlar. Yılan direkt üstüne doğru saldırır. Yılan'dan biraz daha gecikmeli olarak ise havada takla atıp vücudunu küçülterek ivmesini artıran Fukitsurumaru saldıracaktır. Zaman aralıklı bu çift saldırı, sersemlemiş yaşlı Karyûmaru için zor bir çıkmaz idi. Sonra ikilinin gözleri hariç parlayan bir nesne daha çıktı ortaya...
Baston/asasından wakizashi (kısa katana/ninjato) uzunluğunda bir kılıç çıkmıştır. Ve içeri vuran az bir ışık onun üstüne vurduğu anda çoktan
Hôda'nın kafası kopmuştur. Fukitsurumaru sinirle saldırır ve o sırada konuşur.
Fukitsurumaru:
- Sürprizlerle dolusun ihtiyar, fakat en yakınında olan rakibi seçtin ve bu da benden kaçamama nedenin oldu hgehh!
/ İki pençe halinde ardı ardına parmak darbeleri sol omuzdan köprücük kemiğine doğru gelmiş, gelen çatırtı ve kırılma sesleri mağara duvarlarında yankılanmıştı ve Karyûmaru'yu geriye doğru sürüklemişti. Sonuçta, kırılmış köprücük kemiği ve çatlamış omuz başı ile acı çekmekte idi. Fakat, o da pes etmiş değildi. Daha rakibi vururken aktif ettiği tekniğini rakibine doğru korkunç bir gürültü ile kusarken gözleri her zamankinden daha parlak idi. Ve bağırdı !/
Karyûmaru:
- R
aitôn: Kaminari no Jutsuu!
/ Ağzından kımıl kımıl, mini havai fişekler gibi yıldırım okları kusmakta idi.Dev bir yılanın zehir kusması gibiydi ancak bu sefer zehirli bir sıvı yerine mini şimşekler vardı... Fukitsurumaru bundan kaçamayacak kadar yakındı. Hali hazırda yaralı idi. Yapabileceği tek şeyi yaptı, odaklanabildiği kadar çakrasını o pençemsi ellerine topladı ve gelen atağı elleri ile olabildiğince durdurmaya çalıştı bir yandan da hafiften de olsa bağırıyordu.
Sonuç; yer yer kemikleri görünen, tamamen yanmış ve bozulmuş iki el. Hatta, dirseğe kadar olan ön kolun rengi bile bordolaşmış idi, üzerinden dumanlar çıkıyor ve etrafta hala cızırdayan minik bir elektrik akımı vardı. /
Fukitsurumaru:
- Seni burnu havada öhghö..huı.. mavi gözlü iblis. HaheHaghe ghök högh uhö uhö hürrüh hü .u..ıı..(Kaburgaları kırık iken şeytani gülüş yapmaya çalışır.)
- Büyük Mavi dedikleri kadar varsın ihtiyar ancak işimi bitirdiğini sanıyorsan çok yanılıyorsun !!
//O yanmış elleri ile üfleye puflaya, sızıdan yer yer çığlık atarak yavaş yavaş mühürler yapmaya çalışır. Takâti kalmayan Karyûmaru yapabileceği en hızlı ve etkili şeyi yaptı shikomizue tipi kılıcına (baston/asa içinde saklı kılıç/kama türlerinin genel adı.) yıldırım çakrası ekleyerek, karşısında duran ve de gözündeki cehalet ve şiddet dolu ,korkunç, lanetli ışığı biraz olsun sönmemiş olan düşmanına doğru fırlattı.
Zar zor mühür yapmaya çalışan, yer yer kemiği bile görünen erimiş elleri kılıcı tutmak için yeterince hızlı değildi.Zaten tutsa bile yıldırım çakrası sebebiyle, hali hazırda erimiş elleri yok edecekti. Sol omzunun biraz aşağısından zıpkın gibi giren shikomizue, yıldırım çakrasınında etkisi ile Fukitsurumaru'yu kendinden geçirir.
Fakat, inatçılığı ve adanmışlığı bir şekilde onu ayakta tutmaktaydı. Sırıtarak elini kılıca doğru götürür. Çığlıklar atarak kılıcı kavrar, omzundan çıkarır, vücudundan gelen kemik, kan ve diğer mekanik sesler eşliğinde, ilk denemesinde düşmesine rağmen ayağa kalkar ve rakibinin bir nebzede olsa ışığı sönmüş mavi gözlerine bakar.. ve derki...//
Fukitsurumaru:
- Teknik yapacak enerjim kalmamıştı, ellerim de yılan dişleri tekniğimi yapamayacak kadar fena haldeler. hiheHahiy...Bana bir silah verdiğin iyi oldu pis ihtiyar !
//Dedikten sonra üstüne doğru koşmaya başlar.Buna karşılık, tecrübeli savaşçı en iyi kozunu oynamaya hazırlanır. Bu final vuruşu olacaktır. Mağaranın içinden gelen sesler,kokular, çığlıklar, kemik sesleri, sarsıntılar dışarıdaki kalabalığın bile beklentilerini aşmıştır ve onların kendi aralarında çıkarttıkları uğultuda mağarayı sarmaktadır. Toz, toprak içinde; zehir, yanık et ve kan kokuları içerisinde bir mavi gözlü yılan ile bir kükürt sarısı gözlü çıyan birbirine son hamlesini yapmak üzeredir.....ki ?!//
Gök gürlemesi gibi bir ses duyulur:
- Bu kadar yeter !!
// Deminden beri ölümüne savaşan bu iki savaşçı bir anda kanları donmuşçasına dururlar. Tam ortalarında gümüşi beyaz saçları ve de yakasında beyaz tüylerden oluşma bir işli kürk olan fırtınalı deniz mavisi zırhı ve keskin göz hattının altındaki kan kırmızısı yüz lekesi olan bir adam belirir. Gelen genç ve kudretli erkek defalarca savaşlara girmiş, onlarca insanı öldürmüş, korkusuz ve de midesi kuvvetli bir shinobidir.
Ancak o bile içerideki; yanık et, kan ve zehir kokularının karışımından oluşan bu atmosferde göz bebeklerinin büyümesine engel olamamıştır. Eli, kılıfında olan kılıcının kabzasında duran Ak /Gümüş Fırtına sözlerine devam eder. //
- Yeter ! Karyûmaru-san, şikayetinizi aldım. Fakat, neden anlaştığımız gibi beni beklemediniz.
Karyûmaru:
- İşler tahminimden daha kişiselleşmişti, klanın büyük ve 1. lideri olarak hala nelere kadir olduğumu insanlarıma göstermem lazımdı. Yoksa kimse, daha üst bir merci tarafından seçilmiş olmamı yeterli bulmaz ve bir kısım bunu zayıflık olarak görebilirdi. Bu sebeple, sizi yanılttığım için üzgünüm
Tobirama-dono.
Fukitsurumaru:
- Demek çoktan, konoha büyüklerine bizleri şikayet ettin ve klanını sattın öyle m....
/Derken lafı boğazına dayanan bir kılıç ile kesilir. Ve karşısında bakışları içinden geçen gür, ak/gümüş saçları ile duran bir Senju belirir./
Tobirama:
- Laflarını iyi seç, dua etki seni suç üstünde yakalamadım. Klan içi bir savaştı. O yüzden bugün bu kılıç kafanı omuzlarından ayırmayacak, fakat düzen karşıtlarından birinin sen olduğu kanıtlanırsa... Kafanın bulunduğu konum için kesin bir şey diyemem !
// Ortamda ki tüm sis perdesi dağılır, resmen pis hava saf çakra ile dışarı itilmektedir. İçerisi temiz orman havasına döner adeta. Mağara duvarları hafiften çatırdar. İşte ormanın senjusu denen klanın özel çakrası ve de en haşinleri Tobirama'nın katı yüzü böyle bir şeydi. Karyûmaru, başını eğip, Tobirama'nın teslim ettiği kılıcını tekrar kınına koyup. Asasından destek alarak vakur bir şekilde yürür ve dışarı çıkınca o mavi gözleri kalabalığa doğru dalgalı okyanus gibi hiddet ve kudretle bakar.
Arkasından Tobirama'nın göz hapsinde elleri erimiş, kanlar içerisinde Fukitsurumaru çıkar.
Herkes, onu savaşı kaybetmiş olarak görür. Fakat, bu zehirli engerek için kaybettiği tek şey bir dövüştür aksine yürüteceği harbi henüz kaybetmemiştir. Ve iki ata yılanın kavgası böyle sonlanmıştır fakat, gerilim, hainlik, ikilem ve gizemler yakın zamanda duracak ya da soluklanacak gibi değildir.//