Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

İklim Değişikliği

@The Last Outlaw @Muhammed

Can sıkılması gerekiyor zaten. Çok daha fazla sıkılması gerek insanların. Mesela yaklaşık sadece son bir ayda olan gelişmeler veya yayımlanan raporlardan bazılarını atayım.



- Hindistan'da, 7 milyon kişinin yaşadığı Chennai şehrinde su bitmek üzere ve bu yüzden şehirde protestolar ve çatışmalar gerçekleşmeye başladı. 550 kişi tutuklandı. Hindistan'da 21 şehrin 2020 yılında suyunun bitmesi bekleniyor. 2030 yılında, Hindistan popülasyonunun %40'ı suya ulaşamayabilir.

[sup]Not: Bu sene Ocak'ta yayımlanan bir çalışma, Suriye'deki savaşın çıkmasının sebeplerinden birisinin küresel ısınma sebepli kuraklık olduğunu göstermişti. Yıllardır duyduğumuz su savaşları başlıyor.[/sup]

[sup]- Geçtiğimiz Haziran ayı, kaydedilmiş tarihteki en sıcak Haziran ayıydı. [/sup]

[sup]- Almanya'ya göç eden böcek oranı %76 azaldı. Ancak belirteyim ki bu bir bilimsel çalışma sonucu bulunan bir şey değil. Almanya'daki böcek gözlemleyicilerinin ortak çalışmasının bir ürünü. Bu yüzden yöntemsel hatalar olabilir. Bu arada verdiğim yüzde kütle bakımından.[/sup]

[sup]- Böcek demişken, bir çalışmaya göre dünyadaki böcek türlerinin %40'ı tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak bu çalışma hakkında ciddi tartışmalar olduğunu da belirteyim. Bir çok böcek bilimci, çalışmayı yöntemsel sebeplerle eleştirdi ve durum kötü olsa da, bu kadar kötü olduğunu gösteren bir veri olmadığı fikrindeler. Görünüşe göre, daha fazla çalışma yapılması gereken bir konu.[/sup]

[sup]- 40.000 penguenden oluşan bir kolonide, bu sene sadece 2 tane yavru hayatta kaldı. [/sup]

[sup]Not: Zaten şöyle bir şey var. 1970'den beri, dünyadaki omurgalı hayvanların populasyonları ortalama olarak %60 oranında küçüldü. Bu insanlık sebebiyle gerçekleşti. Kirletme, istila, avlanma, küresel ısınma... sadece 50 yılda verdiğimiz zarar bu kadar büyük bir düzeyde.[/sup]

[sup]- Birleşmiş Milletler'in bildirdiğine göre, her hafta ortalama bir İklim Krizi felaketi gerçekleşiyor. [/sup]

- Amazon Ormanlarının yok oluşu geçen seneye oranla %60 hızlandı. Bolsonaro denilen herif seçildiğinden beri bir çok kişi bunun gerçekleşeceğini biliyor ve korkuyorlardı. Dar görüşlü, bencil gerizekalılar seçilirse olacağı bu.

- Sri Lanka'daki mercan resiflerinin %90'ı öldü. Ağardı demiyorum, öldü. Eğer böyle devam ederse, geri kalan %10'un da 10 yılda yok olacağı düşünülüyor.

Not: Yüzyıl sonuna kadar mercan resiflerinin %70-90'ının yok olması şu an kaçınılmaz. Gidişata dur demezsek, tamamı yok olacak.

-İklim değişikliği, şimdiden ekinlerin verimliliğini düşürmeye başladı. Yaklaşık olarak %1 bir düşüş var. Bu oldukça önemli çünkü insanların tükettiği kalorinin yaklaşık %83'ü sadece 10 ekinden geliyor ve küresel olarak %1 düşüş bile, sene başına 35 trilyon kalori demek.

Not: Küresel olarak, yeterli beslenemeyen insan sayısı 2014'ten beri artışta. 2014'te yeterince beslenemeyen insan sayısı 784 milyon iken, 2017 yılında (en son veri tarihi) 821 milyona çıktı. Çalışmayı yapan bilim adamları, küresel ısınmayla bunun bağlantılı olabileceğini düşünüyor.

---​
Not kısmında belirttiklerim hariç, bu haberlerin hepsi yaklaşık son 1 ayda gerçekleşmiş veya bulunmuş şeylerin bir kısmı. Durum oldukça kötü. O kadar kötü ki yeni bir terim oluşmaya başladı: iklim çaresizliği (climate despair). İklim krizi hakkında edinilen bilgiler insanların hayatlarını etkiliyor ve onları çaresizliğe itiyor. Amerikan Psikiyatristler Derneği'nin, 2016 yılında bu konuda yaptığı bir açıklama bile var. Bir çalışmaya dayanıyor, yani sadece fikir belirtme değil. Akıl sağlığına bu etkiyi kastederek, "İklim değişikliği ve akıl sağlığı söz konusu olduğunda, bağlantıları kurarsan ortaya çıkan tablo şaşırtıcı değil," diyor, Çevresel Psikolog Susan Clayton. "Ancak insanlar bağlantıyı kurmuyor." Bu bağlantı kurulduğunda, insanların moralinin bozulması, anksiyete yaşamaları falan normal yani.

İklim krizini sınırlamak için, bir dünya savaşındaki kadar bir mobilizasyona, yani işbirliğine, çabaya ve planlamaya ihtiyaç var. Yapmamız gereken işin büyüklüğü düşünülürse, hiç de şaşırtıcı değil. Aşağıda karbon seviyelerini getirmemiz gereken nokta var. Mavi çizgi, şu ana kadar atmosferdeki CO2 seviyesi. Kırmızı çizgi, yapmamız gereken.


[img='https://cdn.discordapp.com/attachments/558324520725905408/600032169704030234/dl7cilvtvu831.png',none,619][/img]​

En fazla 5 yıl oynamayla, karbon seviyelerini 2050 yılına kadar net sıfıra indirmemiz gerekiyor. Eğer ısınmayı 1.5 derecenin altında tutmak istiyorsak bunu yapmamız gerekiyor. Eğer 2.0 derecenin altında tutmak istiyorsak şunu yapmamız gerekiyor.


[img='https://cdn.discordapp.com/attachments/558324520725905408/600033007302344724/s00_2018_Mitigation_Curves_2.0C.png',none,639][/img]​

Siyah çizgi, şu an yapmamız gereken. Eğer şu an başlarsak, sene başına %5 bir düşüş gerekiyor. Eğer 10 yıl beklenirse, sene başına %9 düşüş gerekecek. Eğer 2000 yılında başlamış olsaydık, sene başına %2 düşüş gerekecekti. Beklediğimiz her an, yapmamız gereken işi daha da zorlaştırıyor.

İnsanlar belediyelerin ve hükümetlerin bu konuda bir şeyler yapmasını bekleme lüksüne sahip değil.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
@Child of Darkness

Şu en son İklim Aktivisti kızın çıkışından sonra bu konuyla ilgili olanlar alaya alınmaya başladı bazı zümrelerce. : /
Biliyorum, bahsi geçen bu kitle olayın detaylarına bakmayı ve sorgulayarak incelemeyi hiç düşünmeyen ve sadece yüzeysel bir şekilde kendi taraflarına çekerek tepki veren insanlar. Kısacası önyargılarının yarattığı duygular üstünden böğüren insanlar. Ne yazık ki yalanlarıyla ortalama bir insanı da yanlarına çekebiliyorlar. Soner Yalçın'ın şu yazısı durumu bayağı iyi özetlemiş.

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/soner-yalcin/greta-thunberg-5354270/

Bu tepkici (reactionary) insan tipi uzun süredir var olan bir şey. Ağızlarından sadece yalanlar ve iftiralar saçılıyor. Ancak ne kadar çırpınsalar da düşüncelerinin sonları gelecek.

[img='https://akm-img-a-in.tosshub.com/indiatoday/images/story/201909/greta_thunberg_trump_0-770x433.jpeg?tTX9OztqeDeinRrGz_Fp6djmaMROG7pE',none,529][/img]
 
Yakında iklim diye bir şey de kalmayacak zaten. Kış geliyor hala yarı çıplak dolanıyorum.
 
20 Eylül'de bütün dünya çapında olan iklim krizi eylemleri ülkemizde sönük geçti. Sıfır Gelecek diye bir oluşum bir şeyler yapsa da yeterli olmadı. Greta Thunberg yeni eylemler için çağrı yaptı ve bu zaten ondan bağımsız olarak da planlanan bir şeydi. Greta değerli ve doğruları söyleyen bir kız ama sadece bir sembol olduğu unutulmamalı. Bu lidersiz bir hareket ve tek bir kişiden büyük bir şey. Eylül eylemlerinin sadece bir başlangıç olması en başından beri planlanıyordu. Zira zamanımız kısıtlı. Ancak bu sırada Türkiye devleti bir kez daha şahaneliğini gösterdi ve Ankara'daki iklim değişikliği eylemini yasakladı.

"DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 26 Ekim’de Çankaya ilçesindeki Anadolu Meydanı’nda “Ekolojik yıkıma ‘Dur’ de” sloganıyla toplanmak istedi.

Ancak eyleme valilik tarafından izin verilmedi. Vali yardımcısı Kemal Kardağ’ın imzasını taşıyan yazıda, eylemin ‘uygun görülmediği’ kaydedildi."


ekoloji-eylem1.jpg


Kaynak
Türkiye'nin iklim kriziyle savaşmadığını ve konulan hedeflere ulaşma açısından en kötü kategoride olduğunu hatırlatırım.
 
Niye savaşsınlar ki? Ekolojik yıkımın ülkemizdeki sebeplerinden bazıları ormanlık alana bira şişesi atmak, izmarit atmak, mangal yapmak ve yeni yapılar inşa etmek olmuşken ekolojik yıkıma dur denileceğini sanmıyorum zaten. Umarım insanoğlu felaketin sadece ateşli veya biyolojik silahlardan gelmeyeceğinin farkına varır. Silahlı her tür olayda halkımız ülkemizin arkasındayken, herkesin muhtaç olduğu doğayı korumak için küçük bir azınlık var maalesef.
 
Niye savaşsınlar ki? Ekolojik yıkımın ülkemizdeki sebeplerinden bazıları ormanlık alana bira şişesi atmak, izmarit atmak, mangal yapmak ve yeni yapılar inşa etmek olmuşken ekolojik yıkıma dur denileceğini sanmıyorum zaten. Umarım insanoğlu felaketin sadece ateşli veya biyolojik silahlardan gelmeyeceğinin farkına varır. Silahlı her tür olayda halkımız ülkemizin arkasındayken, herkesin muhtaç olduğu doğayı korumak için küçük bir azınlık var maalesef.
Dediklerinde haklısın, bunlar da zarar veriyor fakat inşaat harici diğer konular asıl sorunların yanında oldukça küçük. Doğanın yıkımı konusunda iki sebep çok önemli.

1. CO[sub]2[/sub], metan ve diğer sera gazlarından kaynaklı gerçekleşen küresel ısınma. Küresel sıcaklık ortalamasının artması sonucu gerçekleşen iklim değişikliği.

2. Endüstri devrimiyle birlikte gelen sanayi. En başta tarım ve şehirleşme oldukça kötü etkiledi. Özellikle tarımın doğaya ne kadar zarar verdiği genellikle bilinmiyor.

İkinci konuda bir ara bir yazı yazmayı düşünüyorum. Doğanın durumu raporları var. En sonuncusunu okuduğumda oldukça moralim bozulmuştu. Tahribat akıl almaz derecede. İnsanlık ölümün bir gücü haline gelmiş durumda.

Her şeyin artık hızlandığı bir döneme girdik. 21. YY değişim dönemi olacak. Doğa tahribatı, iklim krizi, ekonomik eşitsizlik, toplumsal sorunlar, uluslararası siyaset vb. alanlarda eski sistemler hep çöküyor. Ne zaman ve ne yönde olacağı bilinmiyor fakat çok önemli bir noktadayız. Bu noktada benim ulaşılabilir gördüğüm iki somut hedef var. Sonuçta sadece eleştirmek ve hiçbir şey üretmemek yetmez. Bu iki öneri gerçekleşmesi gereken şeyler.

1. Ulus-devlet sistemi kesinlikle terk edilmeli. İklim krizinin bize gösterdiği bir şey varsa, o da herhangi bir ülkenin "Önce ben!" politikası gütmesi bütün insanlığa zararlı bir şey. Bir ülkenin ürettiği sera gazları ve kimyasallar bütün dünyayı etkiliyor. Bir ülkenin doğal kaynaklarına davranışı bütün dünyayı etkiliyor. Örneğin, Brezilya'daki hükümetin Yağmur Ormanları'nın kestirmesi bütün insanlığa bir sorun oldu. O ormanlar sadece onlara ait değil. Yeryüzü'nün Ciğerleri diye boşuna denmiyor. Bu mantık bütün ülkeler için geçerli. Bunun dışında, herhangi bir bölgeye sırf önceden gitti diye, bir insan grubunun "burası bana ait, kimse giremez" demesi kadar saçma bir şey yok.

2. Tüketim toplumu terk edilmeli. Bununla alakalı bir yazı da yazacağım. Günümüzde lüks ve gereksiz, sahte ihtiyaçlar sonucu bir çok ürün üretiliyor. Örneğin kimsenin her sene yeni telefon almasına gerek yok, kimsenin habire kullan et şeyler almasına gerek yok. Ancak bunlar sadece ve sadece daha fazla satış yapmak için üretilmiş sahte arzulardır. İşin sonunda tüm dünyadaki ekolojiyi bozduk ve bütün insan medeniyetini temellerinden etkileyen bir kriz yaratıldı.

Bu iki madde gayet ulaşılabilir şeyler. Artık gelecekten sadece korkmanın ve vizyonsuz bir şekilde bakmanın devri geçiyor. Tekrar, alternatif sistemler ve hayaller kurmanın devri geldi. Ancak bu kesinlikle garantili bir şey değil. İşler çok daha kötü bir yöne kayabilir, çok daha köleleşmiş toplumlara dönüşebiliriz. Bu yüzden olabildiğince fazla öğrenmeli ve mücadele etmeli. Geleceğe konforlu bakanlar, rahat yaşayacağımız düşünenler olabilir ama ben onlardan değilim. Böyle bir dünya yok, çalkantılarla yaşayacağız. İnsanlar bunun farkına varmalı. Güvenli alanlarını terk etmeli ve daha cesur düşünmeli, daha cesur davranmalılar. Yoksa sahip olduğumuz her şey, sevdiğimiz her şey bir kabusa sürüklenecek.

Sözün özü, mücadele devrine girdik. Doğru tarafta mücadele ettiğinden emin olmak gerek. Buradaki herkes insanlara ulaşma gücüne sahip, etrafıyla konuşma gücüne sahip. Düşünme ve sorgulama kapasitesi var. Bunları sivriltmeli ve iyice kuvvetlendirmeli. Gerektiğinde doğru uğruna mücadele etmekten çekinmemeli.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Tarımın bir tehdit oluşturduğu yayılsa bile maalesef engellenmez. Yaşlı çiftçi bir çiftin, kalantor zengin bir artık ne denir bilmiyorum veya tek geçim kaynağı tarım olan insanların bunun ya tehdit oluşturduğuna inanmayacağı veya inansa bile yapacağından geri durmayacağına eminim yani bu adamları geri adım atıp doğayı koruyalım derken düşünemiyorum ben.

Sera ve metan gazlarının doğaya ne kadar zararlı olduğu bile kaç yıldır biliniyor. İlaç firmalarının ve özellikle kimyasal bazlı fabrikaların ki ilaç firmaları bu konuda bayağı bir kendini aşmış durumda doğaya verdikleri zarar çok ötede. Özellikle ilaç firmalarının da yavaşlayacağını düşünmüyorum. Kanserin vs tedavisinin de ortaya çıkmamasının sebebi bu arkadaşlar zaten.

Buna bağlı olarak yakında muson yağmurlarının da azalacağını yada etkisini kaybedeceğini düşünüyorum. Hemen her ülkede doğa için bir yapı taşı var ve dediğin gibi her ülke onları tapulu malı sanıyor bu yüzden de istediği gibi davranıyor. Bu zihniyetle doğayı kaybedeceğimiz yakındır uzak değil. Zaten azalan su kaynakları ve küresel ısınma yüzünden bir kaç ülke veya şehir ki şuan bildiğim özellikle Amsterdam, Atina, Dublin, Barselona, Helsinki, İstanbul, İzmir, Lizbon, Londra, Napoli, Stockholm, Hollanda'nın büyük bir kısmı ve Maldivler sular altında kalma tehdidi içinde ki bunların bazıları bize göre uzun vadede bazıları da 20-30 yıl içinde sular altında kalacak ülkeler.

Tüketim toplumu'nun azaltıması konusunda adım atılabileceği ve bunun düzeltilebileceğini ben de düşünüyorum. Alınan her gereksiz (bunun sadece teknolojik olması da şart değil) eşya dünyaya büyük zarar veriyor. Hep üretim, hep üretim, bu da sonsuz sandığımız ancak sonu olan kaynaklarımızı kurutacak er yada geç. Belkide yakın bir tarihte "Su parayla mı satılırmış!" (çok değil 20 sene önce falan söyleniyordu bu) noktasından suyu benzinden pahalı hale getireceğiz. Su sadece insanlığın, hatta sadece canlıların değil dışarıya çıkıp baktığımızda, evimize girip göz gezdirdiğimiz her şeyde mutlaka suyun da payı var. Su olmadan üretimi yapılan ne var ben bilmiyorum. Ama bunun tükenmez olduğunu, bitmeyeceğini yada bitse bile nasılsa ben görmem mantığıyla çözülmeyeceğini düşünmüyorum, hatta daha da ileriye gideceğini hepimiz görüyoruz.

Ben şahsen insanlardan çok hayvanların çaresizliğine üzülen bir insanım. Ve maalesef hayvanların zarar görmesinin büyük çoğunlukla sebebi de biziz. Denize atılan her çöp, dışarıya bırakılan her türlü kesici alet, çöp vs bir hayvanın hayatını etkiliyor ve çoğunu bilmiyoruz bile. Bence insanın önce yaptığının bilincine varması gerekiyor en basitinden ormanlık alana atılan bir çam parçasının, denize atılan bir plastik şişenin nereye varabileceğini düşünüp ona göre hareket etmesini öğrenmek gerek. Bunu neden söylüyorum çünkü bunlar alınabilir en basit örnekler. Evet zaten geç oldu bir şeyler yapmak için ama çok geç değil en azından. Bu konuda bir kaç insanın adım atmaya başlaması bile çok olumlu, zamanla şirketler büyük firmalar ve ülkelerde işin içine girer ve bu doğayı korumanın sadece entelce bir macera değil de her insanın görevi olduğu fark edilirse işte o zaman bir şeyler değişebilir.

İnsanlığı etkileyen en büyük faktörlerin başında da para ve bilinçsiz üreme geliyor.
 
İklim değişikliğinin dünya üzerindeki etkilerini kaynaklarıyla beraber ortaya koyan interaktif bir harita

Harita İngilizce fakat güzel hazırlanmış bir derleme. Kaynakların hepsi bilimsel makaleler. Sizin de fark edeceğiniz üzere Türkiye'den hiçbir makale yok çünkü ülkemizde bu konudaki çalışmalar çok yetersiz. İklim değişikliğine karşı bilimsel, yapısal, teknolojik, toplumsal vb. bir hazırlık veya araştırma neredeyse hiç yok. Ben şahsen bir dahaki seçimlerde, bu konularda bir politakaları var mı diye adaylara soracağım. Yerel olarak da ülke olarak da bir hazırlık gerekiyor.

@Flying Raijin

Su konusunda Garou'nun şurada attığı mesaj var. Kişinin su tüketimini hesaplıyor. Nereden kısılabileceği görülüyor. Özellikle giysiler çok fazla su istiyor çünkü pamuktan yapılıyorlar.

Aşırı nüfus o kadar da büyük bir sorun değil. Dünya taşıma kapasitesine yaklaşıyor ve 2050 gibi maksimum noktaya ulaşacağımız (10-11 milyar civarı), oradan sonra hatta belki azalacağımız hesaplanıyor. Üreme oranı zaman içinde azaldı ve daha da azalacak. En büyük etkenlerden birisinin ekonomik durum olduğu çok bilinen bir şey. Başka önemli faktörler de var fakat insanın ekonomik durumu iyileştikçe üreme oranı düşüyor.

Hans Rosling'in bu konuda oldukça güzel bir TED konuşması var.

https://www.ted.com/talks/hans_rosling_on_global_population_growth?

Altyazıdan Türkçe'yi seçebilirsin(iz). Bu konuşmayı herkese tavsiye ederim.

Düzenleme: Ayrı olarak konusunu açtım.

http://community.kahramanbaykus.com/index.php?thread/1234-aşırı-üreme-mitleri/
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Bu sefer biraz farklı bir şey paylaşayım dedim.

[img='https://www.imageupload.net/upload-image/2020/01/24/Sk7A8zO.jpg',none,455][/img]

"Evet, yirmili yaşlarınız boktan olabilir. Her akşam ramen yemek, dersler için sabahlamak, yeni ailesel ve sosyal gerginlikler vb. büyümek zor bir şey! Fakat bütün bunların sonunda sizi bekleyen ödül ne biliyor musunuz? İklim Değişikliği."

Ramen yerine makarna koyun, bizim ülke için de geçerli :D
 
Şu tablonun sürekli olarak da kötüye gitmesi, yapabileceğimiz tek şey olan durdurmanın bile olmayacağını düşündürtüyor bana.
 
Uzun süredir güncelleme yapmıyorum. Aşağıda bazı başlıklar.

Paris Anlaşmasından beri küresel bankalar fosil yakıt endüstrisine 2.66 trilyon dolar aktardı

İnsan kaynaklı metan salınımları sanılandan %40 daha fazla olabilir. Sebebi: fosil yakıt ve gaz sektörlerinin sayıları düşük bildirmesi

Şu ana kadarki en kapsamlı analiz: kutup buz örtüleri 1990'lara kıyasla 6 kat daha hızlı eriyor

İklim değişikliği okyanus derinliklerinde 2050 itibariyle 7 kat hızlı olabilir

Bulut verilerine göre, en kötü iklim senaryoları bile yetersiz olabilir

Yukarıdaki yazı özellikle önemli ve ilgi çekici. 'İklim hassasiyeti' denilen bir kavramdan bahsediyor. İklim hassasiyeti, basitçe, iklimde yarattığımız değişikliklerin (örn. karbon dioksit salmak) ne kadar sıcaklık değişimine yol açacağıdır. Şu ana kadar, bulutların bu konudaki etkisinin nötr olacağı düşünülüyordu ama aynı zamanda bir veri yetersizliği vardı. Yeni veriler, bulutların küresel ısınmayı arttırıcı etkileri olabileceğini gösteriyor. Çalışmaların daha detaylı incelenmesi ve tekrarlanmaları gerekiyor, o yüzden şimdilik kesin bir şey yok ama bilim camiasının oldukça ilgisini çekmiş durumda. Önümüzdeki sene çıkacak olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 6. raporunda bu durumdan bahsedilmesi bekleniyor.

Tek bir ülkede tarımın çöküşü bütün dünyayı ciddi etkileyebilir

İklim değişikliği sonucu ekinlerin ciddi manada azalmasını ele alan varsayımsal bir çalışma, tek bir ülkedeki çöküşün bütün dünyadaki yiyecek teminini etkileyebileceğini buldu.

Küresel altıncı kitle tükeniş gerçekleşirken, omurgalılar çöküşün eşiğinde

Kimi türler için yokoluş bir anda olabilir
 
Üst