İki kısma ayıracağım, biri tanrı kavramı diğeri ise İslam üzerine yaptığım sorgulama olacak.12 yaşımdan beri inanmıyorum fakat bunun sebebi benim durumumda biraz farklı. Ateizm, Deizm, Agnostisizm gibi görüşleri bilmiyordum. Ailem, özellikle başta Annem olmak üzere beni bu konularda genel olarak serbest bıraktılar çoğu konuda olduğu gibi fakat yazları 3 ay boyunca köye gidiyor ve orada tamamen geleneksel bir aile ortamında bulunuyordum. İki farklı ortam sürekli kafamda çarpışsa da, direkt bir kabullenme durumu hiç yaşamadım ve bu yüzden çokça yargılandığım oldu. Din hocalarıma, İmama bir takım sorular sorardım ve bu iş çevremde Nur cemiyetinden sözcülerin doluşmasına kadar gitti.(Cidden kibarlardı) O yaşlardaki bir çocuk için garip bir durumdu ve ben ilk defa ateist sözcüğünü o Nurculardan duymuştum. Benim için sadece kafama yatmayan sorular vardı ve dinen mantıklı cevaplar vardır diye soruyordum açıkçası. Sorularımda çok temelinden yaratıcı kavramı üzerineydi aslında, herhangi bir dinle problemim yoktu. Direkt olarak ''inanma'' diye bir durum bende hiçbir zaman olmadı ve bu geçişi yaşamayamadım.
Yinede bir korkum vardı çünkü iddialar çok keskindi. Aksi durumda ne kadar iyi olursam olayım Cehenneme gidecektim ve bu ihtimal yüzünden iyi sorgulayıp arkama bakmamalıydım. Mitoloji ve ilk inanışlar hakkında kitaplar alıp incelemek ilk işim olmuştu(Yinne annem çok sıcak bakmıştı, bu tarz kitapları okumama) çünkü benim için sorun belirli bir din değildi direkt tanrı kavramının doğuşuyla ilgiliydi. Açıkça söylemek gerekirse de kronolojik olarak semavi dinlerine geldikçe içimde korkudan daha çok bir dehşet içimi kaplamıştı diyebilirim. Bu dehşeti tarif etmek zor, insan zekasına olan güvenimi yıkan bir dehşet duygusuydu bu.
İslam sorgulaması kısmı ise diğer inanmayan insanlarla internet üzerine karşılaşınca oldu diyebilirim. İnsanlar Tanrı kavramından çok, bulunduklar kültürün diniyle ilgili problemleri vardı ve görüşleri buna göre gelişiyordu. Buna pek anlam veremesem de fikirlerimi netleştirebilmek için Kuran okuması yapmak gerektiği sonucuna vardım ve bunu yaptığımda 16 yaşlarımdaydım. Burada altını çizmek istediğim nokta zaten 4-5 yıldır inanmayan biriydim, hatta durumumu anlatığım kişilere göre ben hiçbir zaman inançlı olmamış biriydim. O yüzden aynı önceki okumalarım gibi işe tarihi bir inceleme olarak baktım ve bende herhangi bir duygu oluşturmadığını itiraf etmeliyim. Mitlerden alıştığım hikayeler, diğer dinlerde bol bol olan öğütler ve okuyanları korkutmak için bol miktarda tehditler. Birde en çok ilgimi çeken aynı Budizm'de odaklanmak için yapılan Mantralar gibi(Odaklanmak için veya aklı boşaltmak için tekrar edilen söz, cümle, şiir) bir sistematiği olduğuydu. Mantra ile aynı işlevdeydi diyebilirim, aklı boşaltıp asıl meseleye odaklanmak ''Şüphesiz, Allah'ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. Şüphesiz yerde ve gökte Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz. O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. '' Bu cümleler belirli periyotlarla sürekli tekrarlanmakla birlikte eğer sürekli okursan, bu sözleri çok fazla miktarda tekrarlıyordun. Açıkçası diğer dinlerde bu kadar bu mantranın tekrarlandığını, İncil ve Tevrat okumalarımda bu miktarlarda görmemiştim ve açıkçası takdir ettiğim bir özellik oldu. Ne istediği çok belirgin.
Açıkçası bundan sonraki araştırmalarımın hepsi tarihi ve mitolojik olarak devam etti. 11-12 yaşında neler düşünüyorsam hala aynı şeyleri düşünmekle beraber, üzerine kendimi daha iyi ifade edebilecek bilgi ekledim sadece fakat hala aynı kafayım dinleri tartışmayı değil, din tarihini tartışmayı tercih ediyorum ve sorana da bazen ateist, bazen agnostik, bazen deist falan diyorum, pek umurumda değil açıkçası. Tartışmayı çok sevdiğim bir konu ama hep iş inanç kısmına gittiği için artık uzak duruyorum.
Not: Ben yazana kadar 1 sayfa şey konuşulması, vay be aktiflik be...
Yinede bir korkum vardı çünkü iddialar çok keskindi. Aksi durumda ne kadar iyi olursam olayım Cehenneme gidecektim ve bu ihtimal yüzünden iyi sorgulayıp arkama bakmamalıydım. Mitoloji ve ilk inanışlar hakkında kitaplar alıp incelemek ilk işim olmuştu(Yinne annem çok sıcak bakmıştı, bu tarz kitapları okumama) çünkü benim için sorun belirli bir din değildi direkt tanrı kavramının doğuşuyla ilgiliydi. Açıkça söylemek gerekirse de kronolojik olarak semavi dinlerine geldikçe içimde korkudan daha çok bir dehşet içimi kaplamıştı diyebilirim. Bu dehşeti tarif etmek zor, insan zekasına olan güvenimi yıkan bir dehşet duygusuydu bu.
İslam sorgulaması kısmı ise diğer inanmayan insanlarla internet üzerine karşılaşınca oldu diyebilirim. İnsanlar Tanrı kavramından çok, bulunduklar kültürün diniyle ilgili problemleri vardı ve görüşleri buna göre gelişiyordu. Buna pek anlam veremesem de fikirlerimi netleştirebilmek için Kuran okuması yapmak gerektiği sonucuna vardım ve bunu yaptığımda 16 yaşlarımdaydım. Burada altını çizmek istediğim nokta zaten 4-5 yıldır inanmayan biriydim, hatta durumumu anlatığım kişilere göre ben hiçbir zaman inançlı olmamış biriydim. O yüzden aynı önceki okumalarım gibi işe tarihi bir inceleme olarak baktım ve bende herhangi bir duygu oluşturmadığını itiraf etmeliyim. Mitlerden alıştığım hikayeler, diğer dinlerde bol bol olan öğütler ve okuyanları korkutmak için bol miktarda tehditler. Birde en çok ilgimi çeken aynı Budizm'de odaklanmak için yapılan Mantralar gibi(Odaklanmak için veya aklı boşaltmak için tekrar edilen söz, cümle, şiir) bir sistematiği olduğuydu. Mantra ile aynı işlevdeydi diyebilirim, aklı boşaltıp asıl meseleye odaklanmak ''Şüphesiz, Allah'ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. Şüphesiz yerde ve gökte Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz. O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. '' Bu cümleler belirli periyotlarla sürekli tekrarlanmakla birlikte eğer sürekli okursan, bu sözleri çok fazla miktarda tekrarlıyordun. Açıkçası diğer dinlerde bu kadar bu mantranın tekrarlandığını, İncil ve Tevrat okumalarımda bu miktarlarda görmemiştim ve açıkçası takdir ettiğim bir özellik oldu. Ne istediği çok belirgin.
Açıkçası bundan sonraki araştırmalarımın hepsi tarihi ve mitolojik olarak devam etti. 11-12 yaşında neler düşünüyorsam hala aynı şeyleri düşünmekle beraber, üzerine kendimi daha iyi ifade edebilecek bilgi ekledim sadece fakat hala aynı kafayım dinleri tartışmayı değil, din tarihini tartışmayı tercih ediyorum ve sorana da bazen ateist, bazen agnostik, bazen deist falan diyorum, pek umurumda değil açıkçası. Tartışmayı çok sevdiğim bir konu ama hep iş inanç kısmına gittiği için artık uzak duruyorum.
Not: Ben yazana kadar 1 sayfa şey konuşulması, vay be aktiflik be...
Moderatör tarafında düzenlendi:
