Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Bir Yaratıcıya İnanıyor musunuz?

Bir yaratıcıya inanıyor musunuz?

  • Evet ve bir dine üyeyim.

    Oy: 11 37.9%
  • Evet ama bir dine üye değilim.

    Oy: 4 13.8%
  • Hayır ama varlığını imkansız görmüyorum.

    Oy: 7 24.1%
  • Hayır.

    Oy: 7 24.1%

  • Kullanılan toplam oy
    29
İki kısma ayıracağım, biri tanrı kavramı diğeri ise İslam üzerine yaptığım sorgulama olacak.12 yaşımdan beri inanmıyorum fakat bunun sebebi benim durumumda biraz farklı. Ateizm, Deizm, Agnostisizm gibi görüşleri bilmiyordum. Ailem, özellikle başta Annem olmak üzere beni bu konularda genel olarak serbest bıraktılar çoğu konuda olduğu gibi fakat yazları 3 ay boyunca köye gidiyor ve orada tamamen geleneksel bir aile ortamında bulunuyordum. İki farklı ortam sürekli kafamda çarpışsa da, direkt bir kabullenme durumu hiç yaşamadım ve bu yüzden çokça yargılandığım oldu. Din hocalarıma, İmama bir takım sorular sorardım ve bu iş çevremde Nur cemiyetinden sözcülerin doluşmasına kadar gitti.(Cidden kibarlardı) O yaşlardaki bir çocuk için garip bir durumdu ve ben ilk defa ateist sözcüğünü o Nurculardan duymuştum. Benim için sadece kafama yatmayan sorular vardı ve dinen mantıklı cevaplar vardır diye soruyordum açıkçası. Sorularımda çok temelinden yaratıcı kavramı üzerineydi aslında, herhangi bir dinle problemim yoktu. Direkt olarak ''inanma'' diye bir durum bende hiçbir zaman olmadı ve bu geçişi yaşamayamadım.

Yinede bir korkum vardı çünkü iddialar çok keskindi. Aksi durumda ne kadar iyi olursam olayım Cehenneme gidecektim ve bu ihtimal yüzünden iyi sorgulayıp arkama bakmamalıydım. Mitoloji ve ilk inanışlar hakkında kitaplar alıp incelemek ilk işim olmuştu(Yinne annem çok sıcak bakmıştı, bu tarz kitapları okumama) çünkü benim için sorun belirli bir din değildi direkt tanrı kavramının doğuşuyla ilgiliydi. Açıkça söylemek gerekirse de kronolojik olarak semavi dinlerine geldikçe içimde korkudan daha çok bir dehşet içimi kaplamıştı diyebilirim. Bu dehşeti tarif etmek zor, insan zekasına olan güvenimi yıkan bir dehşet duygusuydu bu.

İslam sorgulaması kısmı ise diğer inanmayan insanlarla internet üzerine karşılaşınca oldu diyebilirim. İnsanlar Tanrı kavramından çok, bulunduklar kültürün diniyle ilgili problemleri vardı ve görüşleri buna göre gelişiyordu. Buna pek anlam veremesem de fikirlerimi netleştirebilmek için Kuran okuması yapmak gerektiği sonucuna vardım ve bunu yaptığımda 16 yaşlarımdaydım. Burada altını çizmek istediğim nokta zaten 4-5 yıldır inanmayan biriydim, hatta durumumu anlatığım kişilere göre ben hiçbir zaman inançlı olmamış biriydim. O yüzden aynı önceki okumalarım gibi işe tarihi bir inceleme olarak baktım ve bende herhangi bir duygu oluşturmadığını itiraf etmeliyim. Mitlerden alıştığım hikayeler, diğer dinlerde bol bol olan öğütler ve okuyanları korkutmak için bol miktarda tehditler. Birde en çok ilgimi çeken aynı Budizm'de odaklanmak için yapılan Mantralar gibi(Odaklanmak için veya aklı boşaltmak için tekrar edilen söz, cümle, şiir) bir sistematiği olduğuydu. Mantra ile aynı işlevdeydi diyebilirim, aklı boşaltıp asıl meseleye odaklanmak ''Şüphesiz, Allah'ın âyetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. Şüphesiz yerde ve gökte Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz. O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. '' Bu cümleler belirli periyotlarla sürekli tekrarlanmakla birlikte eğer sürekli okursan, bu sözleri çok fazla miktarda tekrarlıyordun. Açıkçası diğer dinlerde bu kadar bu mantranın tekrarlandığını, İncil ve Tevrat okumalarımda bu miktarlarda görmemiştim ve açıkçası takdir ettiğim bir özellik oldu. Ne istediği çok belirgin.


Açıkçası bundan sonraki araştırmalarımın hepsi tarihi ve mitolojik olarak devam etti. 11-12 yaşında neler düşünüyorsam hala aynı şeyleri düşünmekle beraber, üzerine kendimi daha iyi ifade edebilecek bilgi ekledim sadece fakat hala aynı kafayım dinleri tartışmayı değil, din tarihini tartışmayı tercih ediyorum ve sorana da bazen ateist, bazen agnostik, bazen deist falan diyorum, pek umurumda değil açıkçası. Tartışmayı çok sevdiğim bir konu ama hep iş inanç kısmına gittiği için artık uzak duruyorum.

Not: Ben yazana kadar 1 sayfa şey konuşulması, vay be aktiflik be...
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
@Lorem Ipsum @KocaYusuf

NeKron'un, ugur_tatli'nın, Eru'nun ve benim dini eleştiren mesajları ikiniz tarafından eksilenmişken, bu sahte hoşgörünüz gerçekten gözlerimi yaşartıyor (hadi Lorem gene biraz daha az yapmış).
Hehe :D Pekalağğ, ama ülkede ifade özgürlüğü olmamasından şikayet edip, bir ankette "ifade özgürlüğü şartı sağlanmadığı için protesto ettiğim" mesajımı eksileyen birinden gelince çok cüretkar eleştiriler oluyor bunlar.

Eksilememin sebebi dini eleştirmen değildi ki? Konuştuğun/ tartıştığın kişiye karşı argümanlarını zayıf buldum, öyle hatırlıyorum. Zaten dini eleştirdin diye bi şey eksileyecek olsam uzun mesajını eksilerim. Niye çekineyim, aynı fikirde olmadığımızı ikimiz de biliyoruz. ;)

Diğer eksilerimde de bu durum geçerli. Dini eleştireni eksilemek falan olmadı, bi de artıladıklarıma bakarsan bunu net görürdün zaten. Nabu'nun, ugur_tatlı'nın vs bazı mesajlarına, hatta senin de bi mesajına bastım artıyı. Hakkaten bu şekilde canımı sıkman gerekli miydi? Kırk yılın başı bi başlıktan memnun ayrılmıştım... Saol.

Her neyse. Samimiyetime inanıcan diye bişe yok ki dostum. Varsın bu sefer de inanmayıver.



Alttaki mesaja not:

Karışmaz karışmaz. Diyeceğimi dedim gidiyorum. Hadi kalın sağlıcakla. Sen de kal Feindbild. Selametle.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Şaka amaçlıdır kızmayın :D
images
 
Bir yaratıcıya ihtiyaç duyuyor gibiyim daha çok. Belki büyüdüğüm ortamdan, belki yaşımdan, belki fikrilerimin oturmayışından fakat emin olduğum bir şey varsa o da semavi dinlerinin yansıttığı tanrının, tamamen objektif bir ortamda büyümüş biri için son derece kompleksli ve kompleksinden ötürü narsist gibi görünen bir figür çizeceği. Bu dinlerdeki tanrının insanlara muhtaç olduğunu düşünüyorum çünkü kendisine biat edilmesini istiyor edilmediği sürece delirip insanları yakıp yıkacağını söylüyor. Hiçbir insan kendisine biat etmezse cennet duvarlarını falan yumruklar herhalde.. Bu da kompleks ve eziklikten kaynaklı gibi tamamen
 
Kendimi Agnostik olarak tanımlıyorum. Semavi dinlere inanmıyorum ancak Tanrı'nın var olması düşüncesine tamamen karşı değilim.

Tanrıyı sevmiyorum ancak eğer başka bir diyar varsa adaletin orada sağlanmasını isterdim. Gerçi içinde bulunduğumuz dünya öyle bir yer ki tek bir doğru cevap yok, olayların binbir farklı açısı var. O açıdan bilemiyorum.
 
Bunu ilk kim öğrenecek acaba. Utkan abi yaşlı ama bu işler yaşla olmuyor. Her ne kadar Allah sıralı ölüm versin deseler bile :D . Belki ben öğrenirim, belki başkası. Hepimizin öğreneceği kesin, birde inandığı şeyin tersi çıkarsa herkesin üzüleceği de kesin.

Ben hala müslümanım, bu gibi forumlarda en azından uzun süredir tanıdığım arkadaşlar arasında fikrini değiştiren çok oldu. Müslümanken ateist olan, agonostikken atesist olan, ateistken deist olan vs. İsim vermeyeceğim tabii ama buraya yazanların bir kısmını aşağı yukarı 10 yıldır tanıyorum en son bildiğim kadarıyla Mami de hala müslümandı. Onun dışında yeni arkadaşları pek bilmiyorum. Uğur, Ali, Tarık, Hasan, Mami, Utkan abi ve bir kaç kişi daha uzun süredir tanıdığım kişiler. Özellikle onlarla inançlarımız dolayısıyla sürtüşmedik, tartışmadık veya birbirimizi kırmadık. Bu bence çok önemli ve güzel bir şey. Çünkü bu tür konular hassastır ve genellikle kavga çıkar.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Mantık kullanalım

Önerme: ihtiyaç hasıl olmadan gereksinim meydana gelmez. ( ör: insanların herhangi bir makineye ihtiyacı olduğu anda o makine şartlar doğrultusunda yapılır ve bu insanın hayal gücünün yaratmasıdır.)

Tez: Tanrı her şeye gücü yetendir ( hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.)

Antitez: Tanrı insanı yarattı. (insana ihtiyacı vardır.)

Sentez: Paradoksal bir çıkmaz.

Yani Eğer Tanrının bana ihtiyacı varsa nasıl her şeye gücü yetendir? Eğer Tanrının bana ihtiyacı yoksa neden beni yarattı?
 
Mantık kullanalım

Önerme: ihtiyaç hasıl olmadan gereksinim meydana gelmez. ( ör: insanların herhangi bir makineye ihtiyacı olduğu anda o makine şartlar doğrultusunda yapılır ve bu insanın hayal gücünün yaratmasıdır.)

Tez: Tanrı her şeye gücü yetendir ( hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.)

Antitez: Tanrı insanı yarattı. (insana ihtiyacı vardır.)

Sentez: Paradoksal bir çıkmaz.

Yani Eğer Tanrının bana ihtiyacı varsa nasıl her şeye gücü yetendir? Eğer Tanrının bana ihtiyacı yoksa neden beni yarattı?
Bir şeyi yapmak için illa ki "gereksinim" duymaya gerek yok. Arzu da pekala yeterlidir. Herhangi bir resmi profil fotoğrafın yapabilecekken neden bu ne olduğunu anlamadığım resmi seçtin mesela? "Ne gerek var?" Cevap: gerek yok. İstedin ve yaptın. End of the story. Isteklerinin gerekçeleri olması, özellikle o profil resmine "gereksindiğin" anlamına gelmiyor. Demem o ki, mantığımızı kurarken böyle şeylere dikkat edelim. Neyse gittim. Hoşça kalın.
 
İnsanoğlu avcı toplayıcı iken gereksinimleri doğadan karşılıyordu. Ardından buğday yetiştirmeyi öğrenen insanoğlu yerleşik hayata geçti. Burada gereksinim buğday. Tarımla birlikte alet geliştirdi. Burada gereksinim tarım. İnsanoğlu ekmek yapabilmek için buğdayı işledi. Burada gereksinim un. Un elde edebilmek değirmeni yaptı.

Fotoğraf gereksinim değil tercihtir.
 
Mantık kullanalım

Önerme: ihtiyaç hasıl olmadan gereksinim meydana gelmez. ( ör: insanların herhangi bir makineye ihtiyacı olduğu anda o makine şartlar doğrultusunda yapılır ve bu insanın hayal gücünün yaratmasıdır.)

Tez: Tanrı her şeye gücü yetendir ( hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.)

Antitez: Tanrı insanı yarattı. (insana ihtiyacı vardır.)

Sentez: Paradoksal bir çıkmaz.

Yani Eğer Tanrının bana ihtiyacı varsa nasıl her şeye gücü yetendir? Eğer Tanrının bana ihtiyacı yoksa neden beni yarattı?
Bahsettiğiniz mantık tamamen kendi ön kabulleriniz içinde mantıklı. Öncelikle tanrı her şeye gücü yeten değildir, bu sadece insanlık tarihinde olan binlerce tanrı yorumundan bir tanesidir. İnsanlık yaratılan tek şey değil evrenin(veya gerçeklik) yaratılması demek daha doğru olur. Evrenin yaratılmasını insanlığın hayatını sürdürebilmesine yarayan ihtiyaçlara indirgeyerek basitleştiriyorsun. İhtiyaç olmadan gereksinim olmayacağı eylem olmayacağı anlamına gelmiyor. İhtiyacın olmadan bir sürü şey yapabilirsin. İnsanlığın tüm varlığı gereksinimler yüzünden bir şey icat etmekten veya keşfetmekten ibaret değil. Üstte belirtildiği gibi arzular var ama bu da bir yanılgı çünkü eğer bir tanrı varsa ve bu evrenden bağımsızsa neden onu bu evrenin içinde ve kurallara mahkum bir şey olarak düşünüyorsunuz. Bunlar insanın kendi mahkum olduğu sınırlar içinde kurduğu basit varsayımlardan ibaret.

Bunun dışında kullandığınız diyalektik mantık sağlıklı bir yöntem değil. Çünkü sen kurduğun bu mantığı sonuçtan başlayıp geriye giderek kurdun. En azından sunuş şeklin bana bunu gösteriyor. Bu tamamen varoluşa/hayata bakış açına bağlı, şöyle örnek vereyim. Eğer idealist isen bu mantığı formüle eden Hegel kendi teolojisini kurmuştu bile istersen bakabilirsin hristiyan-panteizm karışımı bir şey. Eğer materyalistsen aynı mantığı kullanan Marx gibi tüm metafiziği reddedersin.
 
Eğer materyalistsen aynı mantığı kullanan Marx gibi tüm metafiziği reddedersin.
Materyalist yaklaşım kendiyle çelişiyor.Materyalist yaklaşımın sonu yine tanrıya çıkıyor.

En basit fizik kurallarına göre enerji yok olmaz,yoktan da var olmaz.Birbirine dönüşüm gerçekleşir.
Zamanda evrenin oluşumuna kadar geri gittiğimizde, şimdiki evren içindeki enerji nasıl oluştu?Bunun fiziksel bir açıklaması yok.Her şeye gücu yeten, zaman,mekandan ve fizik kurallarında bağımsız bir veya birçok varlığın bu enerjiyi oluşturmasından başka bir yol var mı elimizde?
 
@Shrimp Belki matrixteyiz. Fizik kurallarından,zamandan mekandan bağımsız olmak zorunda değil. Hayal gücüyle sonsuz olasılıktan bahsedilebilir. Bence bu işin tek çıkar yolu ya koşulsuz şartsız iman etmek ya da bilmiyorum demek. Bilinmeyeni akla yatkın hale getirmeye çalısamazsın, elde işleyecek veri yok çünkü.
 
Felsefik şeyleri anlamakta zorlandığım için direk badoslama çok basit günlük örnekler vereceğim.

Bir gün kendi kendinize otururken bir karar verip bir pc programı yazıyorsunuz. Bu programa belli başlı yazılımsal kurallar koyarak çalışmasını bir şarta bağlıyorsunuz ve program çalışıyor.
O kadar.

Yazdığım programın "koyulan şartlara (atıyorum şu kadar veri yersen, şu kadar büyürsün vs)" ve çalışması için bir pcye, pcnin de çalışması için elektriğe ihtiyacı var.
Peki benim o pcye koyduğum şartlara ihtiyacım var mı? Dahası sadece canım istediği için yaptığım o programa, o pcye ihtiyacım var mı? O pc olmazsa ben acizlikten yok mu oluyorum?

Şimdi diyebilirsiniz ki program yazmak için programlama diline ve pcye ihtiyaç var.
Hah işte, insanın (program) varolabilmesi için pc/bilgisayar (evren) ihtiyacı oluyor.
Ama bunu yapanın bunlara hiçbir şekilde ihtiyacı yok. Sadece "istemesi" yeterli oluyor. İstediğini yapabilecek gücü varsa, istemesi yeterli. İhtiyaç duymasına gerek yok.

Biraz daha derine girelim, "ihtiyaç" kavramı.
O programın çalışması için biz belli başlı şartlar koymuştuk değil mi? Yani biz "şartları" diğer bir deyişle ihtiyaçları kodlamıştık. Burada ihtiyaç kavramı da o bilgisayar "içindeki" program gibi bir koddan ibaret.
Peki ben o programı kodlarken hiç "ihtiyaç" diye bir kavram kodlamasaydım, böyle bir durumda ihtiyaçtan bahsedebilir miydik? Peki hadi bi çılgınlık yapıp ihtiyaç kavramını koyduk ki, bir katalizör gibi görev görsün ve programın bir şeyler başarmasını sağlasın. O pcyi kapattığımızda, ihtiyaç kavramı da o pc ile birlikte gitmez mi?

Özetle eğer ki, (benim kabul ettiğim gibi siz de) her şeyi yaratan ve sınırsız gücü olan bir tanrıyı kabul ederseniz şu sonuca ulaşırsınız muhtemelen;
- Her şey yaratıldıysa, ihtiyaç vb. kavramlar da yaratılmıştır. Dolayısıyla yaratılan şey, bağımlı olduğu şeyler için ve bağımlı olduğu yerler geçerlidir. Tıpkı pcyi kapattığınızda programın hiçbir şartı, davranışı sizi bağlamıyorsa, evreni kapattığınızda evrenin içindeki hiçbir şartın, kuralın, vb şeylerin evrenden ve zamandan tamamen bağımsız olan bir varlığı da bağlamasından bahsedilemez. Onun için bu sadece basit bir bilgiden ibarettir.
 
Hocam öncelikle merhaba ben var olduğu fikrine karşı çıkmam ama şahsen inanmıyorum benim anlayışıma göre tanrı insanları değil insanlar tanrıyı yaratır.Sonuçta onu yüceleştiren ve zamanı geldiğinde irademizi kullanıp inanmayan da biziz.
 
Eğer yaratıcı bana ve potansiyelime inanıyor, teşvik ediyorsa ben de ona inanıyorum aynı şekilde. Aksi durumda pek iyi şeyler düşünmüyorum. Agnostik bir bireyim.

Umarım tanrı ve aynı zamanda bu dünyada asla var olmamış adalet vardır ve bir şekilde görürüz.
 
Şöyle ki: Tanrı ve Yaratıcı benim nezdimde farklı kavramlardır. Ulaşma istencim olan, mantığımın yöneldiği tanrı; oksimoron,paradoksal,sonsuz (algımdan öte bir sonsuzluk),sınırsız ve tüm insani seviyelere çektiğimiz sıfatlardan (iyi,kötü,merhametli,cani vb.) bağımsız olmak zorunda.

Fakat yaratıcıya geldiğimiz zaman insani bir seviyeye çekmek mümkün. Yaratan kişi bu bahsettiğim "tanrı" da olabilir, -fakat evreni ona karşı sorumluluk içinde varlıklar olsun niyetiyle yaratmamıştır- insani duygular taşıyan; üzülen,sevinen,anlaşma yapan,iddiaya giren,kızan,helak eden,ödül-ceza sistemleri koyabilen,hile yapan ama bizi yaratacak kudrete sahip bir varlık da olabilir.

Tabii burda kelimelere bizim yüklediğimiz anlam da öne çıkıyor. Mesela "Tanrı"ya her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, uçsuz bucaksız değil derseniz semavi dinlerdeki (en popülerleri olduğu için bundan bahsediyorum) Tanrının gerçek olabilme potansiyeli artıyor.

Toparlarsak ve birleştirirsem: Tanrı her şeye gücü yetmeyen, insani duygulara sahip olması kaynaklı (-ki eğer tanrı kavramını az önce tanıttığım boyuta çekersek biz tanrısal duygulara sahip oluruz) her şeye gücü yetmediği halde gücüm yetiyor, her şeyi görüyor ve biliyorum diyen bizden üstün ama anlattığı gibi yüce olmayan bir varlık da olabilir. En başta tanımını yaptığım bir varlık da olabilir. Ben deistik bir tanrının var olabileceğine fakat teistik tanrının var olsa bile onun da farklı bir yaratıcıya ihtiyaç duyacağını düşünüyorum.

Son olarak Agnostiğim diyebilirim, hiçbir şekilde o varlığı bulamayacağımızı, hiçbir kusurlunun kusursuza kapı açamayacağını savunurum çünkü.. Aslında tam olmasa da negatif agnostik de diyebiliriz
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Bir yaratıcının olmasını zorunlu görüyorum.
Basitçe bir örnek vermek gerekirse evrenin her yerinde bizim tespit ettiğimiz kuralları %100 uygulayan trilyonlarca atomun neden hiç başka bir şeyi yapmadığını düşünüyorum. En basitinden bu bile trilyonlarca farklı maddeyi aynı kurallara uymaya -tabiri caizse- zorlayan bir Tanrı’nın olmasını benim için zorunlu kılıyor.
Din konusuna gelirsek, ben safkan bir müslümanım elhamdülillah. Diğer tüm canlılar kendileri hakkında bir bilgiye sahipken ve buna göre hayatını doğduğu andan itibaren idame ettirirken insanın bu düzende kendisi hakkında ve amacı hakkında hiçbir şey bilmeden doğması dikkatimi çekiyor. İnsanın diğer canlılardan farklı olarak irade ve akıl sahibi olmasıyla Tanrı’nın onlara diğer canlılardan farklı olarak öğrenip uygulayacakları şekilde bir din göndermesini birbiriyle uyumlu buluyorum. İnsanın kendine has özelliği olan akıl ve irade ile hayat amacını yerine getirmesini ona uygun olarak görüyorum.
Tanrı’nın vahiy göndermesine gelince, her şey o öyle istediği için olan bir zatın bu gibi bir şeyi yapması neden abes olsun. Aslında bizim gibi basit canlıları kaale almak bakımından normal değildir, doğru. Ben bunu bir lütuf olarak görüyorum. Sonuçta bizi yiyip içip çiftleşen ve aklını da bunlara fayda sağlayacak şekilde kullanan, arada da felsefe yapıp ölen canlılar olarak başıboş da bırakabilirdi.
Teşekkürler.
 
Üst