Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Bir Türkiye Şampiyonunun İzinde: Vahit Ceyişakar

KocaYusuf53

Kahraman Baykuş
Üstat Kullanıcı
30776.jpg









Türkiye şampiyonu olmuş bir adamın adını internette aratsanız ne bulursunuz? Neredeyse hiçbir şey. Oysa bu adam şampiyonluğunu Ankara’da, Başvekil’in huzurunda kazanmış, ödülünü Şükrü Saraçoğlu’nun elinden almıştı. Haziran 1943’te gazeteler onu Türkiye’nin ağır sıklet şampiyonu olarak duyurdu. İki ay sonra yeni bir haber çıktı: “Ağır Siklet şampiyonu Vahit Ceyişakar Adapazarı’na.” Sonra uzun bir sessizlik… Ağustos 1974’te bir vefat ilanında yeniden karşılaştık onunla.

Vahit Ceyişakar’ın hayatını gazete arşivlerinden hareketle kurmaya çalıştım. Elimizde bir hatırat, mektup veya kendi ağzından aktarılmış bir hikâye yok; müsabaka sonuçları, birkaç gazete haberi, sendika yayınları ve ölüm ilanı var. Bazı kayıtlar açık, bazılarıysa henüz ihtimalden ibaret. Yine de bu izler, unutulmuş bir Türkiye şampiyonunun hayatını ana hatlarıyla ortaya koyuyor.

31 Ekim 1936 tarihli Son Posta, İstanbul’daki serbest güreş müsabakalarında Adapazarlı Vahit’in Gölpazarlı Kara Veli’yle karşılaştığını, rakibinin kolu çıkınca güreşin iki buçuk dakikada bittiğini yazıyor. Ertesi gün Cumhuriyet, aynı güreşçinin Kaynarcalı Raif’i beş dakikada tuşla, Pehlivanköylü Mustafa’yı ise on ikinci dakikada kafakol oyunuyla yendiğini ve büyük orta birinciliğini kazandığını bildiriyor. Bu Vahit’in Ceyişakar olup olmadığını kesinleştiremiyoruz; adı ve Adapazarı bağlantısı uyuşuyor, fakat soyadı belirtilmemiş. Elimde bir de isimsiz bir döneme ait güreşçi fotoğrafı var; tarihler ve Adapazarı’nda bir güreşçi olduğu bilgisi tutuyor, ama fotoğraftakinin o olduğunu gösteren bir belge yok.

Vahit Ceyişakar’ı tam adıyla ilk kez 1938’de görüyoruz. 7 Ağustos tarihli Ulus, Ankara’daki serbest güreş teşvik müsabakalarının sonuçlarını yayımlıyor. 72 kiloda mücadele eden Vahit, Mehmet Çelik’i iki dakika yirmi iki saniyede tuşla yeniyor, ardından Celâl Atik’i sayı üstünlüğüyle geçerek birinci oluyor. Bu Celâl Atik, 1948 Londra Olimpiyatları’nda altın madalya kazanacak güreşçi. Aynı yılın başka bir Ulus haberinde Vahit, 79 kiloda Ankara adına Türkiye birincilikleri kadrosunda da yer alıyor.

1939’da hem serbest hem Greko-Romen güreşte karşımıza çıkıyor. 7 Mayıs’ta 79 kilo Greko-Romen birincisi oluyor; 29 Mayıs’taki Türkiye birinciliklerinde Enver Yener’i tuşla yeniyor, Resul Dumlupınar karşısında ise rakibinin hastalığı nedeniyle hükmen galip geliyor. 6 Ağustos’ta Ankara bölge müsabakalarında Muhafız Gücü’nden Veys’i 36 saniyede, Ankara Gücü’nden Cafer Özdemir’i iki dakika on dört saniyede tuşluyor. Ertesi gün yayımlanan tabloda birinci Vahit, ikinci Mahmut Aktaş, üçüncü Cafer Özdemir.

Ocak 1940’ta Ankara ile İstanbul güreşçilerinin karşılaşmasında Vahit, 79 kilo serbestte Mehmet Pekdemir’i bir dakika elli yedi saniyede, ertesi gün Greko-Romen’de Haydar İnceişler’i üç dakika elli yedi saniyede yeniyor. Ankara takımı toplamda İstanbul’u geçemese de Vahit iki maçını da kazanıyor. 17 Nisan’da Ankara bölgesinin 79 kilo birinciliğini yeniden elde ediyor.

1941’de İstanbul’dan Adnan Yurdaer’e 87 kiloda hakemlerin ortak kararıyla yeniliyor; Cumhuriyetin 31 Ağustos tarihli haberi bu sonucu tuşla değil, sayı üstünlüğüyle alınmış bir galibiyet olarak kaydediyor. Ekimde Ulus, Aziz Kiper’i son dakikada tuşladığını bildiriyor. 24 Ağustos 1942’de ise Ankara Gücü’nün 87 kilo serbest kadrosunda rakipsiz galip ilan ediliyor.

1943’e gelince iş değişiyor. Ankara’da düzenlenen resmî Türkiye serbest güreş birinciliklerinde ağır sıklet şampiyonu oluyor. Anadolu Ajansının haberine göre müsabakaları Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, Başvekil Şükrü Saraçoğlu ve bazı bakanlar izliyor. 28 Haziran tarihli Tasvir-i Efkâr, yedi sıkletteki sonuçları yayımlıyor: Ankara’dan Niyazi 56 kiloda, Yaşar Doğu 66 kiloda, Celâl Atik 72 kiloda, Vahit Ceyişakar ise ağır sıklette birinci. Hanefi Zapama ikinci, İstanbul’dan Samsunlu Ahmet üçüncü oluyor. Ödülleri Başvekil Saraçoğlu kendi eliyle veriyor. Şampiyonluğu iki ay sonra Ulus da doğruluyor.

Ancak turnuvanın ardından Ankara bölgesinin koyduğu kupa için Vahit ile ikinci Hanefi Zapama yeniden karşılaşıyor. Bu kez Hanefi, Vahit’i beş dakikada tuşla yeniyor. Türkiye ağır sıklet şampiyonu Vahit’tir; kupa müsabakasının galibi ise Hanefi. Bu iki sonuç ayrı şeyler.

23 Ağustos 1943 tarihli Ulus, “Ağır Siklet şampiyonu Vahit Ceyişakar Adapazarı’na” başlığını taşıyor. Habere göre Vahit, vazifesinin nakli nedeniyle memleketine dönüyor. Ankara’daki Askerî Fabrikalarda çalışan Vahit, iyi bir usta olarak tanıtılıyor; amirlerinin ve arkadaşlarının sevgisini kazanmış. Bir de çalışma hayatı var tabii.

Güreşi tamamen bırakmadığı anlaşılıyor. 29 Mayıs 1944 tarihli Cumhuriyet, Türkiye Greko-Romen güreş birinciliklerinde 87 kiloda Kocaeli adına mücadele eden Vahid Ceyşakar’ın Adnan’ı (İstanbul) ittifakla yendiğini, nihai sıralamada ise İsmail’in (Ankara) birinci, Vahid’in ikinci, Adnan’ın üçüncü olduğunu yazıyor. Adapazarı’na döndükten sonra en azından bir yıl daha minderlerde yer almış.

Sonraki yıllarda millî takıma girdiğini veya bir olimpiyat kadrosunda yer aldığını gösteren bir kayda rastlamadım.

1948’de Vahit Ceyişakar adı bu kez İstanbul’un sendika çevrelerinde karşımıza çıkıyor. İstanbul İşçi Sendikaları Birliğinin yayın organı Hürbilek, Nisan 1948’de yayımlanmaya başlamıştı. 28 Ağustos tarihli sayısında Kasımpaşa’daki bir un fabrikasının idaresiyle işçiler arasındaki tartışmayı anlatıyor. Görüşmede Haliç Bölgesi Mensucat İşçileri Sendikası Başkan Vekili Vahit Ceyişakar da bulunuyor. Çalışma Müdürü, işçinin işi bitene kadar beslenmesini sağlayıp sağlamaması gerektiğini sorunca Vahit’in cevabı tek kelime oluyor: “Beslesin.” Gazete de kendisine hak vermemek elde değil, diye ekliyor.

Aynı gazetenin 24 Nisan 1948 tarihli sayısında İzmit’ten bildirilen “Sümerbank Güreş Müsabakaları”, 4 Mayıs 1949 tarihli sayısında ise Avrupa şampiyonası seçmelerini ve millî takımın kampa girişini anlatan yazılar bu adla yayımlanıyor. İkinci yazı, on dört bölgeden gelen 119 güreşçiden ve bunların çoğunun işçi oluşundan söz ediyor. Vahit, 9 Şubat 1949’da Birliğin Devlet Yolları Ulaştırma Müdürlüğüne göndereceği heyette, 14 ve 28 Ekim 1949’da ise yeni Vali ve Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay’ı tebrik eden heyetlerde yer alıyor. Bunların tamamının Türkiye şampiyonu Vahit Ceyişakar’a ait olduğunu kanıtlayan bir belge yok; ancak nadir bir soyadıyla birlikte güreş yazılarının da aynı gazetede görülmesi, iki kişinin aynı olabileceğini düşündürüyor.

Başka iki iz daha var. Jineps gazetesinin Nisan 2013 tarihli “Oubykh Nal İzinde” yazısı, 1 Aralık 1949 tarihli bir dernek karar defterinde yedek üye olarak çağrılan Vahit Ceyişakar’dan söz ediyor. Derneğin hangisi olduğu henüz anlaşılamadı; İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin kuruluşu daha sonraki yıllara, 1952–53 dönemine tarihleniyor. 1971’de yayımlanan Kafkasya Birlik Mecmuasındaki bir bağış listesinde de “Vahit Ceyişakar” adı ve yanında 500 rakamı var; birim belirtilmemiş. Bu iki kaydın da bizim Vahit’e ait olup olmadığı belirsiz.

Doğum tarihini 23 Ağustos 1943 tarihli Ulus haberinden öğreniyoruz. Vahit, 1327 yılında Kayalar köyünde doğmuş ve orada büyümüş. Rumi takvimde 1327, Mart 1911 ile Mart 1912 arasına denk geliyor; dolayısıyla büyük ihtimalle 1911 doğumlu. Gününü ve ayını bilmiyoruz. Yörede Kayalar Memduhiye ve Kayalar Reşitbey adlarını taşıyan iki köy bulunuyor. 1974 tarihli ölüm ilanında geçen “Kayalar Reşit Bey” ifadesi, Reşitbey’i öne çıkarıyor.

29 Ağustos 1974 tarihli Cumhuriyette yayımlanan vefat ve teşekkür ilanına göre Vahit Ceyişakar “çok ani olarak” hayatını kaybetmiş; naaşı 25 Ağustos Pazar günü Adapazarı’nda Kayalar Reşit Bey’deki aile mezarlığına defnedilmiş. İlan, eşi ve çocukları adına akrabalara, dostlara ve merhumun arkadaşlarına teşekkür ediyor. Ankara’da yayımlanan Kafkasya dergisinin aynı yılki 46. sayısı da Vahit’i tanınmış bir kereste tüccarı olarak anıyor; İstanbul’da öldüğünü, cenazesinin Adapazarı’na götürüldüğünü bildiriyor. Ölümünün kesin nedeni bilinmiyor.

Vahit’in Abhaz kökenli olduğunu düşünüyorum. Kayalar Reşitbey’in Abhaz köylerinden biri olması, Atay Ceyişakar’ın bir röportajda Ceyişakar soyadını Abhazca “Çüışba” aile adıyla ilişkilendirmesi ve Vahit’in ölümünün Kuzey Kafkas kültürünü tanıtan Kafkasya dergisinde anılması bu ihtimali destekliyor. Ancak Atay Ceyişakar’la akrabalıkları belgelenmiş değil; Vahit’in kendi ağzından mensubiyetini doğrulayan bir kayıt da bulamadım.

Geriye şu sorular kalıyor: ailesi ve çocukluğu, güreşe nasıl başladığı, Askerî Fabrikalardaki görevi, Adapazarı’na naklinin sebebi, 1944’ten sonra güreşi sürdürüp sürdürmediği, İstanbul’a ne zaman taşındığı, kereste ticaretine nasıl geçtiği ve mezarının bugünkü durumu. Gazeteler hayatının belli dönemlerini aydınlatıyor, fakat aradaki yıllar hâlâ karanlıkta. Üstelik 1936’daki Adapazarlı Vâhid’in, Hürbilekteki sendikacının ve 1949 ile 1971’de kayda geçen isimlerin aynı kişiye ait olup olmadığını da kesinleştiremiyoruz.

Elimizde yine de bir şeyler var: Ankara’da yetişmiş, Celâl Atik’i geride bırakmış, 1943’te Türkiye ağır sıklet şampiyonu olmuş ve ödülünü Başvekil’in elinden almış bir pehlivan. Adapazarı’na döndükten sonra da mindere çıkmaya devam etmiş; 1944’te Kocaeli adına 87 kilo Greko-Romen’de Türkiye ikincisi olmuş. Sonra çalışma hayatına dönmüş; belki sendikal faaliyetlerini sürdürmüş, belki güreş yazıları yazmış. Nihayet 1974’te bir ölüm ilanı ve bir dergi notuyla kayıtlara geçmiş.

Bu araştırmaya girişmemin sebebi, Vahit Ceyişakar hakkında okuyacak neredeyse hiçbir şey bulamamış olmamdı. Adı arşivde kalmış bir şampiyonu hatırlatmak istedim. Gazeteleri taradım, karşıma çıkan kayıtları karşılaştırdım ve ulaşabildiklerimi bir araya getirdim. Yanlış yorumladığım yerler olabilir.

Belki bugün hayatta olan çocukları, torunları veya başka akrabaları vardır. Evlerinde bir fotoğraf, aile büyüklerinden dinledikleri bir hatıra ya da benim ulaşamadığım bir belge bulunabilir. Bu yazıyı görürlerse yorumlarda bildiklerini paylaşmalarını çok isterim. Vahit Ceyişakar’ı tanıyanların yakınları da bize ulaşabilir. Bir fotoğraf ya da aileden duyulmuş tek bir hatıra bile eksikleri tamamlar. Beni aydınlatacak, yanlışlarımı düzeltecek her katkıya memnuniyetle yer veririm.

**Başlıca kaynaklar**

Son Posta, 31 Ekim 1936; Cumhuriyet, 1 Kasım 1936.

Ulus, 7 Ağustos 1938; 7 Mayıs, 29 Mayıs, 6–7 Ağustos 1939; 12 Ekim 1941; 24 Ağustos 1942; 23 Ağustos 1943.

Son Posta, 23 Ocak 1940; Cumhuriyet, 31 Ağustos 1941; 29 Mayıs 1944.

Tasvir-i Efkâr, 28 Haziran 1943.

Hürbilek, sayı 2 (24 Nisan 1948), 17 (28 Ağustos 1948), 39 (9 Şubat 1949), 50 (4 Mayıs 1949), 70 (14 Ekim 1949), 72 (28 Ekim 1949); TÜSTAV arşivi.

Kafkasya Birlik Mecmuası, 8–9, Ocak–Şubat 1971; Cumhuriyet, 29 Ağustos 1974; Kafkasya, 1974, sayı 46.

Atay Ceyişakar röportajı, Aydınlık; “Vefat: Acusba Oktay Ceyişakar”, Jineps, 2022; Kayalar Reşitbey köyü üzerine Jineps yazısı; Kafkasya Birlik Mecmuası bağış listesiyle ilgili İstanbul Abhaz Derneğinin tarihçe yazısı; Jineps, “Oubykh Nal İzinde”, Nisan 2013; Kayalar Memduhiye ve Kayalar Reşitbey hakkındaki köy ve Abhaz yerleşimleri kaynakları.
 
Üst