Sanat Tüccarı
Not: Hikayeyi Hiluluk nicki ile Epiknovel'de de paylaşmıştım.
Burayı yazdıkça güncellerim...
Not: Hikayeyi Hiluluk nicki ile Epiknovel'de de paylaşmıştım.
Kulağındaki ucuz alternatif rock şarkısı çelişkilerle kıvranan ruhunu giderek daha da donuklaştırıyordu. Uzun zamandır kesmediği kirli tırnaklarını tarak görmemiş kahverengi saçlarına götürdü.
Elinde kalan bir tutam saçı üfledi.
Sonra, şu zalim gerçeği fark etti. Aslında uzun zamandır farkındaydı. Artık çocuk değildi, babasının olmasını düşlediği kişinin ise epey uzağındaydı. Kendini teskin etmek için, "Bunu ben seçmedim," dedi. Ancak her zerresi biliyordu ki hayatta en iyi olduğu şeydi bahaneler.
Bazasında oradan oraya dönen Suriyeli alarmın sesi ile toparlandı. Yarım yamalak bildiği Türkçe ile okkalı bir küfür savurdu.
Çankaya'nın nispeten elit bir semtinde yaşayan Suriyeli vakit kaybetmeden baba yadigarı piyanosunun başına oturdu.
Hain bir evlat... Sanırım hayırsız bir evlattan daha kötü. Belki ikisi aynı şeydir.Rahmetlinin en büyük hayali bir oğlunun virtüöz olmasıydı. Rahmetli dini bütün bir adamdı. Rahmetlnin hayalleri her şeyiydi. Ve onlarla öldü.
Peki oğlu? Dinsiz bir tüccar... Sanırım beni tanımlayan şey bu. Gurbetteki bir tüccar. Yine de bence bu bir din bezirganı olmaktan daha iyi.
Yüzüne çarptığı su kesmeyince üç hafta sonra duşa girmeye karar verdi. Küvete doldurduğu soğuk su Suriyeli'yi tiril tiril titretti. Bir nebze rahatlatsa da tam manasıyla teskin ettiği söylenemezdi.
Bunun sebebi seçime yetişmesi gereken reklam şeyleriydi...
"Yetişmezse hımbıl yine köpürecek..."
Peki para için yazılan satırların, çalınan tınılar babasının kutsalı olan "sanat"a ihanet değil miydi? Bu düşünce kuduz, inatçı bir köpek gibiydi. Piyanonun başına oturduğu, her bastığı nota sonrası kovalar dururdu.
Rahmetli büyük bir adam olamadı. Bu sebeptendir yükledi hayallerini oğluna. Yanlış anlaşılmasın, güceniyor değilim. Rahmetliyi severdim. İyi bir adamdı. Yalnız insanı çıldırtacak derecede saftı.
Bu saflığa nasıl ihanet edebilirim?
2023 yılı için çağ dışı sayılan tuşlu telefonu titredi. Mesaj hımbıldandı.
"25 Haziran yaklaşıyo beyler.... Jingle'ları hazır edin.. Bizi şunlarla papaz etmeyin, gözünüzü seveyim. Sikerler belamızı."
Suriyeli gülümsedi. "Hımbıl... Toplu mesaj atmış bir de."
Saçını kurulamak için telefonu bırakacakken telefon tekrar titredi. Ekranda gördüğü isim yüzünü buruşturmasına sebep oldu. Arayan o kadındı. telefonu geciktirmeden açtı.
"Efendim Ebru hanım?"
"Ha, Mozad... Rahatsız etmedim ya?"
"Ha estrağfirullah... Buyurun."
"Patron sağcıların Jingle artı sözleri ikimize kitlemiş...."
Bu haber, Suriyeli'yi soğuk sudan daha fazla titretmişti. Hayal kırıklığını gizlemeye çalıştı.
"Haberin var mıydı?"
"Hayır hanımım..."
Yarım saniye durumu idrak etmek için duraksadı.
"Peki her hangi bir tema belirlediler mi?"
"Ne teması oğlum? Sağ parti bunlar, savaşlı mehterli bir şeyler ayarlayacağız işte. Sözler bende. Jingle'lar elinden öper."
Besteci afalladı. "Yalnız benim işim çoktan belirlenmişti. Ana haberler için arka plan yapmam istendi sadece!"
Kadın köpürdü. "Ben mi belirliyorum kardeş bunları? Müptelası mıyım ben? Git patronla konuş derdin varsa!"
Eliyle duvara tutundu. Nefes alışverişleri hızlanmıştı. Ebru denen kadınla konuşmak, zaten pek iyi bir durumda olmayan özgüvenini fazlaca sarsıyordu. Bunun sebebi kadının sertliği miydi? Aşağılık kompleksleri mi bilmiyordu.
"Özür dilerim, ben..."
Kadın sesini yumuşattı. "Patladıysam kusura bakma... Ama 25 Hazirana yetişmezse bunlar sürerler bizi. Sen de beni anla."
Elinde kalan bir tutam saçı üfledi.
Sonra, şu zalim gerçeği fark etti. Aslında uzun zamandır farkındaydı. Artık çocuk değildi, babasının olmasını düşlediği kişinin ise epey uzağındaydı. Kendini teskin etmek için, "Bunu ben seçmedim," dedi. Ancak her zerresi biliyordu ki hayatta en iyi olduğu şeydi bahaneler.
Bazasında oradan oraya dönen Suriyeli alarmın sesi ile toparlandı. Yarım yamalak bildiği Türkçe ile okkalı bir küfür savurdu.
Çankaya'nın nispeten elit bir semtinde yaşayan Suriyeli vakit kaybetmeden baba yadigarı piyanosunun başına oturdu.
Hain bir evlat... Sanırım hayırsız bir evlattan daha kötü. Belki ikisi aynı şeydir.Rahmetlinin en büyük hayali bir oğlunun virtüöz olmasıydı. Rahmetli dini bütün bir adamdı. Rahmetlnin hayalleri her şeyiydi. Ve onlarla öldü.
Peki oğlu? Dinsiz bir tüccar... Sanırım beni tanımlayan şey bu. Gurbetteki bir tüccar. Yine de bence bu bir din bezirganı olmaktan daha iyi.
Yüzüne çarptığı su kesmeyince üç hafta sonra duşa girmeye karar verdi. Küvete doldurduğu soğuk su Suriyeli'yi tiril tiril titretti. Bir nebze rahatlatsa da tam manasıyla teskin ettiği söylenemezdi.
Bunun sebebi seçime yetişmesi gereken reklam şeyleriydi...
"Yetişmezse hımbıl yine köpürecek..."
Peki para için yazılan satırların, çalınan tınılar babasının kutsalı olan "sanat"a ihanet değil miydi? Bu düşünce kuduz, inatçı bir köpek gibiydi. Piyanonun başına oturduğu, her bastığı nota sonrası kovalar dururdu.
Rahmetli büyük bir adam olamadı. Bu sebeptendir yükledi hayallerini oğluna. Yanlış anlaşılmasın, güceniyor değilim. Rahmetliyi severdim. İyi bir adamdı. Yalnız insanı çıldırtacak derecede saftı.
Bu saflığa nasıl ihanet edebilirim?
2023 yılı için çağ dışı sayılan tuşlu telefonu titredi. Mesaj hımbıldandı.
"25 Haziran yaklaşıyo beyler.... Jingle'ları hazır edin.. Bizi şunlarla papaz etmeyin, gözünüzü seveyim. Sikerler belamızı."
Suriyeli gülümsedi. "Hımbıl... Toplu mesaj atmış bir de."
Saçını kurulamak için telefonu bırakacakken telefon tekrar titredi. Ekranda gördüğü isim yüzünü buruşturmasına sebep oldu. Arayan o kadındı. telefonu geciktirmeden açtı.
"Efendim Ebru hanım?"
"Ha, Mozad... Rahatsız etmedim ya?"
"Ha estrağfirullah... Buyurun."
"Patron sağcıların Jingle artı sözleri ikimize kitlemiş...."
Bu haber, Suriyeli'yi soğuk sudan daha fazla titretmişti. Hayal kırıklığını gizlemeye çalıştı.
"Haberin var mıydı?"
"Hayır hanımım..."
Yarım saniye durumu idrak etmek için duraksadı.
"Peki her hangi bir tema belirlediler mi?"
"Ne teması oğlum? Sağ parti bunlar, savaşlı mehterli bir şeyler ayarlayacağız işte. Sözler bende. Jingle'lar elinden öper."
Besteci afalladı. "Yalnız benim işim çoktan belirlenmişti. Ana haberler için arka plan yapmam istendi sadece!"
Kadın köpürdü. "Ben mi belirliyorum kardeş bunları? Müptelası mıyım ben? Git patronla konuş derdin varsa!"
Eliyle duvara tutundu. Nefes alışverişleri hızlanmıştı. Ebru denen kadınla konuşmak, zaten pek iyi bir durumda olmayan özgüvenini fazlaca sarsıyordu. Bunun sebebi kadının sertliği miydi? Aşağılık kompleksleri mi bilmiyordu.
"Özür dilerim, ben..."
Kadın sesini yumuşattı. "Patladıysam kusura bakma... Ama 25 Hazirana yetişmezse bunlar sürerler bizi. Sen de beni anla."
Burayı yazdıkça güncellerim...
