Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Sasuke'nin Kunaisi

Feindbild

無欠の果て
Üstat Kullanıcı
Uyarı! İnsan içinde okumayınız. 18+

Bölüm 1 - Kunai

Naruto odaya girdiğinde Sasuke kunaisini sıvazlıyordu.

"N'apıyosun lan!" diye bağırdı, Naruto.

Kem gözlerini ona çeviren Sasuke, bir kızın kalbini sökecek delici bir bakış attı.

"Kunaimi yağlıyorum," dedi. Sanki dediği çok normal bir şeymiş gibi. "Belki ip de bağlayabilirim ama iyice sıkmam gerekir o zaman. Sertçe."

"S-Sasuke-kun," diye geriye çekilen Naruto kızarmıştı. Neyi ima ediyordu bu çılgın çocuk. "Sen nelerden bahsediyorsun böyle!"

Uchiha delikanlısı bir an için cenneti delen nefesini verdi ve gözleri maziye dalıp gitti. Nasıl bu noktaya gelmişlerdi? Neler olmuştu da, Naruto Uzumaki bu kelimeleri sarfediyordu? Bir girdabın dönüşü gibi yavaşça anılara dalmaya başladı... lakin yüzünün ortasına, bir kuyruklu canavarı bir eniğe dönüştürecek bir şamar yemesiyle her şey yarıda kesildi.

"Şannarrooo!!"

Gözlerini açtığında, yerinden çıkmış çenesi sarkıyordu. Bir su jutsusu misali, maruz kalan herkesi ıslatabilecek gözlerini etrafta şöyle bir gezdirdi. O da neydi öyle?!

"Hhhıahhhh!!!!!" diye bir soluk verdi ağzından. "B-bu nazı oğuğ?"

Cık cık cık diye onaylamaz bir ses duyuldu odanın içinde. Naruto'nun bilinçsiz bedeninin üstünden adım atarak Sasuke'ye yaklaştı.

"Söz vermiştin, Sasuke-kun," dedi kıkırdayarak. Bir yılanı çıktığı deliğe geri döndürebilecek ama aynı zamanda kuafördeki orta yaşlı ve kısa saçlı, sahte sarışın bir kadının dedikodu yaparken çıkarabileceği bir kıkırdamaydı.

"Z-zen ölmüştün, bu nasıl olur?" diye ağzından sözler boşaldı, böğrü geniş Uchihali yiğidin. Toparlanmaya çalıştığında felç olduğunu fark etti. Hatta nefes bile alamıyordu!

"Sizin..." diyerek kollarını açtı adam ve bütün odayı işaret etti. "Öyle düşünmenizi istemiştim. Oysa gölgelerin içinden sizi izliyordum, sayın Uchiha. Bana verdiğin sözü bozdun. Bu yüzden bedelini ödeyeceksin."

Bir an bekleyerek etrafa baktı ve durakladı. Saniyeler uzadı fakat hala bir şey dememişti. Zaman akışını sürdürürken, adam canı sıkkın ve hafif sinirli bir şekilde Sasuke'ye baktı. Sanki ondan bir şey istiyor gibiydi. Derken yüzünde bir aydınlanma belirdi.

"Aa doğru ya," dedi esrarengiz figür ve parmağını şıklattı. "Seni felç etmiştim."

Sasuke nefes alarak bir kaç kez öksürdü ve boğazını tuttu. Adam felci sadece kısmen bozmuştu, hala bir teknik yapamıyordu. Bu yüzden en iyi bildiği şeyi yaptı..

"HHHIIAAAHHHH!!!" diye bir şaşırma nidası koyuverdi. "Sen!"

Adam tekrar kıkırdadı ve kollarını antisosyal bir ergen gibi bağdaştırdı.

"Evet, ben. Sakura'nın babası, Sasume! Kızımla nişanı atmayacaktın Sasuke!"

Parmağını tekrar şıklatmasıyla Sasuke yere yıkıldı. Sasume, Naruto'nun üstünden adımını atarak pencereye doğru ilerledi.

"Bunu Beşinci Dünya Savaşı'nın başlangıcı olarak bil! Bir hafta sonra başlıyor..."

Göz açıp kapayana dek -veya karşılaştırma tutkunu matematik ustalarının şaşmaz hesaplarına göre 100 milisaniyeden daha kısa bir sürede- ortadan yok oldu. Böylelikle Sasuke'nin önünde sadece tek bir şey kalmıştı. Bilinçsiz bir şekilde yere yüzüstü kapanmış, kıçına Sasuke'nin kunaisi saplanmış Naruto.

---

Ciddiye alan olursa kunaiyi ben saplarım :D
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Sen nesin ya, kahkaha attım.

Edit: Mesajı önceden attım lanet alıntı nasıl ekleniyor. Neyse "Kem gözlerini ona çeviren Sasuke, bir kızın kalbini sökecek delici bir bakış attı." sadece şurayı okuduğumda kahkaha attım.

Edit 2: Sadece şurayı derken, bir tek oraya güldüm manasında değil, diğer manada.
 
Nasıl kaçmış bu benim gözümden oha
Ciddiye alan olursa kunaiyi ben saplarım :D
Seni bunu yazmak zorunda bırakan duvar insanlar utansın!

Valla efsane olmuş da biraz da canımı sıktın, malum hayallerimiz :'( Tam bu damardan devam edilir bence :D


Yanlışını da dile getireyim, şaşırma efekti için ''hhııaaahhhh'' yerine ''hhohaaahhh'' tercih edilmeli.
 
Nasıl kaçmış bu benim gözümden oha
Ciddiye alan olursa kunaiyi ben saplarım :D
Seni bunu yazmak zorunda bırakan duvar insanlar utansın!
Valla efsane olmuş da biraz da canımı sıktın, malum hayallerimiz :'( Tam bu damardan devam edilir bence :D


Yanlışını da dile getireyim, şaşırma efekti için ''hhııaaahhhh'' yerine ''hhohaaahhh'' tercih edilmeli.
Teessüf ederim efenim ve teşekkürlerimi iletirim.

Hayallerimizi devam ettirebiliriz. Dediğim gibi sen de dahil olursun hikayeye. Şimdiden Boruto'dan daha iyi olduğuna şüphe yok zaten.

Önerdiğin "Hhohaaahhh" efektini gördüğümde bir nefesim kesildi. Şok oldum, anlayamadım. Böyle bir öneriyi değerlendirmeye almamak elde değil.
 
Kısa Hikaye - Gaara'nın Su Kabağı

Sunagakure konseyinde gündem gene Rüzgar Ülkesi'nin askeri küçülmeye gitme kararıydı. ''Yıllardır aynı politika, artık sokaklarımızı zar zor güvenli hale getiriyor, zindanlardaki suçluların kaçmalarına bile mani olamıyoruz. Sunagakure'nin asil ninja geleneği Rüzgar Ülkesi'nin sunduğu ekonomik gerekçelerle küçültülemez!'' diye haykırdı, Gaara'ya muhalefet etmeyi huy edinmiş bir konsey üyesi. Ah diye geçirdi içinden Gaara, İki misliniz olsa ne değişir, yarınız olsa ne? Çoğunuz sadece mancınık kullanmayı biliyorsunuz. Daha derinden bir ses fısıldıyordu ''ez onu, kumlarının içine al ve ez, sorunun en kolay çözümü bu, sen de biliyorsun'' Shukaku beni asla rahat bırakmayacak. Konsey üyesi Gaara'ya o kadar karşıttı ki, Gaara birden kaybolsa aynı gün içinde başka bir Kazekage seçmeyi teklif edebilirdi. Gaara gayet serinkanlılıkla Sunagakure'nin her zaman Rüzgar ülkesinin menfaatlerine uygun hareket etmesi gerektiğini anlattı. Neyse ki konseyin çoğunluğu Gaara'dan yanaydı da konuşulan mevzu önceki toplantılardaki kadar uzamadı.

Rüzgar Daimyosu'nun bu kararı iki sene evvel Sunagakure'nin Konoha kuşatmasına girip bozguna uğramasına sebep olmuştu. O günleri hatırlamak sanki Gaara'nın kalbindeki kumları cama çeviriyordu. Naruto... Kimbilir onunla tanışmasaydı, bugün ne halde olurdu. Shukaku çocukluğunda onun zihnine öyle nüfuz ediyordu ki, uzun zamandır anılarını hatırlamayı bırakmıştı. Geriye sadece o günden bu güne boğuştuğu hisleri kalmıştı. Naruto... Kaderi ona benzese de kabullenilme yolunu bulmuş ve iki yıl önce Gaara'ya da göstermişti. İnsan en çok sevdikleri adına savaşırken güçlü olabilirdi. Naruto köyünü seviyordu, arkadaşlarını, hokage olma hayalini... Gaara'da köyüne ve kardeşlerine şans verdi, sorumluluklar üstlendi. Nihayet her şeyi yoluna koymuş gibi görünüyordu. Acaba Naruto ile bir daha ne zaman görüşecekti? Onun hayalini kendisi için gerçekleştirmiş olması Naruto'yu kıskançlık krizlerine sokmuş muydu? Bunları düşünürken zaman hızla akmaya devam etti. Gaara üstüne düşen evrak işlerini tamamlamıştı ve toplantının gerginliğini henüz üstünden atamamıştı. İnsanlara karşı, onların lideri olarak sağduyulu görünmesi gerektiğini biliyordu. Bu yüzden halkının karşısında sessiz ve vakur bir duruş sergiliyor ancak heykel gibi durmaktan sıkıldığı bazı günlerse keyif aldığı her şeyi yapabildiği özel odasına gidiyordu. Orada kumları ile oynayıp boşa geçmiş artık hatırlamak bile istemediği geçmişinin yerine çocukluğunu tekrar yaşayabiliyordu.

Bu gece o geceydi, Gaara makam odasını içi kıpır kıpır ancak ağır ağır adımlarla terk etti. Bütün köyü yönettiği kumdan sarayının alt katlarına doğru indikçe adımlarını sıklaştırdı. Hatta bir ara neredeyse yere düşüyordu ama lanet olasıca kum savunması onu tutup tekrar düzeltti. Kum gücüyle gizli kapısını açıp nihayet özel odasına ulaştı. Burası odadan çok, geniş bir salona benziyordu. Şimdi önünde sadece kum vardı. Gaara kumlardan yaptığı küçük köyünde, içinden geldiği gibi minik insanlar yaratıp, kuklalar gibi oynattı. Ailesini oluşturdu. Gaara sanki doğarken hiç annesini öldürmemiş gibi. Ablasını ve ağabeyini yarattı, annesini ve babasını... Sevgi dolu ve hep bir aradaydılar. Birinin eksikliğini hissetti ardından hatırladı. Dayım! Onu nasıl unuturum? Dayısını yaratması birden içini hoşlanmadığı duygularla doldurdu. Oyuncak dayısı ona dönüp ''Lütfen ölün Gaara sama'' diyerek kendini infilak etti. Minik kum taneleri diğer oyuncaklara sıçradı. Birden tüm kum ailesi biçimlerini kaybedip kum yığınına döndüler. Kısa bir süre onlardan geriye kalanlara bakakaldı. Hayaller sonsuza dek süremezdi ve Gaara asla başka bir hayat yaşayamayacaktı. Bununla birlikte iki yıl öncesindeki gibi de görünemezdi. Bu yüzden bu kat vardı.

Ayağa kalkıp salondaki bir odayı gene kum gücüyle açtı. İçinde kum zincirleriyle bağlanmış adamı kendine doğru çekti. Korkudan nefes nefese kalmış adam çığlık atmak için kendini zorlasa da kumla dolmuş ağzı duyulabilecek sesleri bile çıkarmasını zorlaştırıyordu. Suçlular bazen hücrelerinden kayboluveriyordu. Özellikle de idama mahkum edilenler. Kumdan yapılmış bir şehirde Gaara hiç iz bırakmadan yürüyebilirdi. İnsan sevdiğinin yanında güçlüdür ama onun sevdiği ne kendisine cehennem olmuş köyü ne de kardeşleriydi. Sadece ve sadece öldürmekti. Su kabağındaki kum taneleri artık yerinde duramıyordu. Onlar ki tüm geçmişinin şahitleri ve kayıt tutucularıydı. Kuma, öldürdüğü her insanın kan kokusu sinmişti. Gaara kumlarını yavaşça adamın bedeninin üzerinde gezdirdi. Gövdesinden kalçalarına doğru sürdü. Sabaku Kyuu ve Sabaku Sousou, bunlar eskimiş ve sıkıcı tekniklerdi. Bu odada kumla insanları ezmek yerine artık Gaara'nın zihni yenilik istiyordu. Shukaku bile bu odada konuşmaya cesaret edemiyor. Gaara'nın kumları azar azar adamın bağırsaklarını doldurmaya başladı. Birazdan yapacağı şeyi düşünmek bile onun çılgınca kıkırdamasına sebep oluyordu. Ne de olsa iki yıl öncesinden kalan tatlı hisleri tamamen açığa çıkmıştı. Adam hissettikleri karşısında kollarını parçalarcasına kurtulmaya çabaladı ama nafile, Gaara'nın gücü onun çok ötesindeydi. Gaara adamın içindeki kumları birden şişirdi. Ninjalar iç organlarını güçlendiremezdi. Bu yüzden vücudu bu jutsuya hiç direniş gösteremedi. Bir su balonu gibi patlayıp etrafa kan, et ve kemik parçaları saçtı. Sonra kafası yere düştü. Gaara zevkten titriyor, kocaman kocaman nefes alıp veriyordu. Kendine gelmesi birkaç dakikayı buldu. Düşen kafayı kumuyla tutup, odanın köşesindeki raflardaki diğer kafalardan kalan boşluğa yerleştirdi. Buradaki kafalarla birlikte kuruyup mumyalanabilirdi.

Hep biliyordu. İçindeki canavar sadece Shukaku değildi, gerçek canavar insanları parçalama hissiydi ve onunla gündelik yaşamında baş etmek için bulduğu yol buydu. Şimdi yine güven verici Kazekageyi oynamaya devam edip, sevmek istediği köyüne ve kardeşlerinin arasına karışabilirdi. Kumu yeniden su kabağını doldururken, Naruto'yu düşündü. Belki bir gün onunla bile tekrar görüşebilirdi.


Naruto, ya o olmasaydı... O olmadan yapması gerekeni asla anlayamazdı. Kabullenilmek bir jinchuuriki için en hayati koşul. Ne pahasına olursa olsun. Gerisi daha sonra gelebilir.
 
Üst