Naruto serisinde fikirlerin değişimi büyük bir önem kapsıyor bildiğiniz üzere. Naruto ile konuşan pek çok karakter düşüncelerinde değişikliğe gitti ve farklı bir yol izlemeyi tercih etti. Bu olay birden fazla kez olduğu için insanlar arasında TNJ (Talk no Jutsu) şeklinde bile bilinmeye başladı. Kimine göre serinin kötü yanlarından biriyken kimine göre de özel yapan yanlarından biri. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Eğer seviyorsanız en beğendiğiniz fikirsel değişimler hangileri?
Zabuza
Hayatını suikastçilik ile geçiren Zabuza ninjaların sadece birer araç olduğunu düşünüyordu. Onun için önemli olan tek şey görevini yerine getirmekti, bunun uğruna herkesi harcayabilirdi. Ninjalık dünyasında duygulara yer yoktu. Fakat yanında büyüyen Haku'nun ölümü sonrası Naruto'nun ona söyledikleri kendisini bir hayli etkiledi. Kendisi için hayatını feda eden Haku'ya verdiği değeri hatırlattı ve onun için son bir kez bu düzene baş kaldırarak Gato'ya saldırmasına sebep oldu. Ölüm anında ise Haku'yu görmek istemişti, öyle de oldu ve onun yanında hayata ninjaların da duygularının olduğunu hatırlayarak gözlerini yumdu.
Neji
Neji doğduğu aileden ötürü insanların kaderinin önceden belirlendiğini ve hiçbir şeyin bunu değiştiremeyeceğine inanıyordu. Kaderinde zayıf olmak olan biri varsa o kişi mutlaka zayıf olarak kalacaktı, güçlü olan ise güçlü. Naruto ile olan dövüşünde Naruto'nun azmi ve ne olursa olsun pes etmemesi onun inandığı şeyi sorgulamasını sağladı. Naruto Neji'yi yenerek insanların kaderlerini değiştirebileceğini kanıtlamış oldu. Bunun üzerine babasının mektubunu okuyunca babasının kendisini isteyerek feda ettiğini öğrenen Neji'nin kader ve özgürlük hakkında ki düşünceleri değişmiş oldu.
Gaara
Gaara korkunç bir çocukluk geçirmişti. Jinchuriki olarak büyüdüğü için insanlar tarafından korkuyla bakılıyordu, birçok kez babası tarafından suikast girişimine uğramıştı. Kendisi köyün bir silahı olarak görülüyordu. Değer verdiği son kişi olan dayısı da onu öldürmeye çalışınca Gaara sevgiden ümidini tamamen kesmişti. Tek önemli şeyin kendisi olduğuna inanıyor ve sadece kendisini seviyordu. Naruto ile savaşırken Naruto'nun arkadaşlarını koruma içgüdüsüyle ne kadar güçlendiğini fark etti. Naruto adeta sevdiklerinden güç alıyordu, onların iyiliği için kendi sınırlarını aşıyordu. Bu sayede Gaara Naruto'ya hem fiziken hem de mental olarak yenilmişti. Naruto onunla benzer bir hayat yaşadığı için yalnızlığın ne kadar acı olduğunu biliyordu ve bunu Gaara'ya hatırlattı. Gaara o andan sonra etrafındakilere daha iyi davranmaya başladı. Naruto'yu ise gerçek bir dost olarak kabul etti.
Nagato
Nagato acılarla dolu bir hayat yaşamıştı. Büyük ulusların savaş alanına dönen Yağmur köyünde yaşadığı için küçük yaşta ailesini kaybetmişti, sonrasında edindiği arkadaşları ile bu düzeni değiştirmeye çalışırken Yahiko'yu da kaybetmesi ile tamamen yoldan saptı. İnsanların birbirlerini yalnızca aynı acıyı paylaşarak anlayabileceğini düşünüyordu. Bu yüzden Konoha köyüne saldırarak binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Gücü elinde bulundurarak dünyayı yönetmek istiyordu, gerçek barışın ancak bu şekilde sağlanabileceğine inanıyordu. Naruto ile olan savaşında ona nefret döngüsünden bahsetmişti, aslında ikisinin de intikam aradığını vurgulayarak Naruto'yu afallatmıştı. Bu nefret zincirini kırmak için Naruto'dan bir cevap bekliyordu. Naruto ikisinin de Jiraiya'nın öğrencisini olduğunu vurgulayarak Jiraiya'nın zamanında yazdığı kitabı gösterdi. Kitabın ana karakteri asla pes etmeyen ve barışı sağlamak adına bildiği yoldan ödün vermeyen biriydi. Kitabın sonunda yazılana göre bu karakter Nagato'dan ilham alınmıştı. Fakat ne tesadüftür ki ana karakterin adı Naruto'ydu. Bunun üzerine Naruto'nun ustasının inandığı şeye inanmaya devam edeceğini, bu yüzden Nagato'yu öldürmeyeceğini söylemesi ile Nagato düşüncelerinde değişikliğe gitti. Barışı sağlayacak kişi olarak Naruto'ya inanmayı seçti ve aldığı canları telafi ederek hayata veda etti.
Kurama
Kurama kuyruklu canavarlardan biri olarak insanlar tarafından korkulan, nefret edilen bir canlıydı. İnsanlar onları güçlerinden dolayı her daim kendi çıkarları adına kullanmak istiyordu. Kontrol altına alarak köylere saldırtıyor, insanların içine hapsederek özgürlüklerini elinden alıyorlardı. Bu sebepler yüzünden Kurama'da insanlardan haz etmiyordu, içinde yaşadığı Naruto'nun da onlardan farklı olmadığını düşünüyordu. Ancak Naruto farklıydı, bir canavar olmasına hatta ailesinin ölümüne sebep olmasına rağmen Kurama'dan nefret etmiyordu. Onun nefretini yok edeceğini söyleyip duruyor ve diğer kuyruklu canavarlara karşı arkadaşça yaklaşıyordu. Kurama Naruto'nun kendisini canavar tilki değil Konoha köyünün bir yoldaşı olarak gördüğünü anlayınca düşünceleri değişti ve Naruto ile tam anlamıyla kaynaştı.
Obito
Obito çocukken Hokage olma hayaline sahipti, savaşları bitirmeyi istiyordu. Arkadaşlarına göre ninjalık konusunda daha zayıf kalmasına rağmen hayali konusunda ciddiydi, bunu gerçekleştirirken yanında olmasını istediği kişi ise aşık olduğu Rin'den başkası değildi. Fakat hayatı Madara ile tanışınca tamamen değişti. Madara tarafından bu dünyada sadece ıstırap olduğunu işitmişti, kazananlar olduğu gibi her daim kaybedenlerde olacaktı. Obito Rin'i ölümünü gördükten sonra bu sözlere inandı ve tüm umudunu kaybetmiş oldu. Gerçeklik bir cehennemdi. O yüzden herkesin iyiliği için bu gerçekliği değiştirebilecek bir illüzyona bel bağlayarak dünyaya savaş açtı. Sadece barış ve sevginin olduğu bir dünya yaratma girişimi sırasında Naruto ile fikirleri çatıştı. Obito'ya göre bu dünyada barış diye bir şey mümkün değildi, bu sebeple direnmeye çalışmak anlamsızdı. Fakat kendisi ile aynı hayale sahip olan Naruto'nun kararlılığına şahit oldukça kendi geçmişini hatırladı. Naruto Obito'nun umudunu yitirmemiş versiyonuydu adeta. Naruto ona Hokage olmanın kestirme bir yolu olmadığını, şuan yaptıklarının hayali ile tamamen ters düştüğünü anlattı. Obito Naruto'nun ne kadar acı yaşarsa yaşasın değişmediğini görünce zamanında Rin'e verdiği sözü hatırlayarak bildiği yoldan vazgeçti. Tekrardan kendi benliğini kabullenip Uchiha Obito olarak hikayesini tamamladı.
Sasuke
Sasuke'nin hayatı daha çocukken abisinin yaptığı katliamda ailesini ve tüm klanını kaybettikten sonra tamamen değişti. O andan itibaren kalbi sadece nefret duygusuyla doldu ve tek amacı abisinden intikam almaktı. Bu intikam uğruna tüm bağlarını koparmaya karar vermişti. Buna Naruto ile olan arkadaşlığı da dahildi, ona göre bu tarz hisler kendisini güçlenmekten ve asıl hedefinden alıkoyuyordu. Sonunda intikamını aldıktan sonra gerçekleri öğrenince nefret duygusu daha da körüklendi ve tüm köyü cezalandırmaya kadar ulaştı. Bu noktada karşısında onu her zaman köye geri getirmek için canla başla uğraşan bir Naruto vardı fakat Sasuke için bu anlamsız bir çabaydı. Buna rağmen Naruto'yu tek arkadaşı olarak kabul ediyordu ve onu öldürmesiyle tüm bağlarını koparmış olacaktı. Bir devrim yaparak tüm ulusların karşısında ki ortak düşman olmaya karar veren Sasuke için aynı abisi gibi tüm nefreti sırtladığı bu yöntem barışı sağlamanın tek yoluydu. Buna izin vermeyen Naruto ile girdiği son savaşta ikisi de hareket edemeyecek noktaya gelince birbirlerini dinleme kararı aldılar. Sasuke Naruto için arkadaşlığın ne ifade ettiğini öğrenmiş oldu. Naruto Sasuke'yi her canı yanarken gördüğünde kendi canı da yanıyordu. Yalnız bir çocuk olan Naruto'nun edindiği ilk arkadaş Sasuke olduğu için bu bağa bu kadar önem veriyor ve bu kadar çabalıyordu. O anda Sasuke'de bastırdığı duygularını itiraf ederek aslında Naruto ile benzer hislere sahip olduğunu vurguladı. Naruto ile vakit geçirdikçe ailesini hatırlıyordu, özellikle de abisini. İşin aslında kendisinin önünde yürüyen her daim Naruto olmuştu çünkü kendisinin sahip olamadığı bir şeye sahipti. O şeylerden biride kendini kabullendirdiği insanlardı. Sasuke o an arkadaşlığın önemini kavradı ve Naruto'nun yanındaki o insanlardan biri olmaya karar verdi.
Zabuza
Hayatını suikastçilik ile geçiren Zabuza ninjaların sadece birer araç olduğunu düşünüyordu. Onun için önemli olan tek şey görevini yerine getirmekti, bunun uğruna herkesi harcayabilirdi. Ninjalık dünyasında duygulara yer yoktu. Fakat yanında büyüyen Haku'nun ölümü sonrası Naruto'nun ona söyledikleri kendisini bir hayli etkiledi. Kendisi için hayatını feda eden Haku'ya verdiği değeri hatırlattı ve onun için son bir kez bu düzene baş kaldırarak Gato'ya saldırmasına sebep oldu. Ölüm anında ise Haku'yu görmek istemişti, öyle de oldu ve onun yanında hayata ninjaların da duygularının olduğunu hatırlayarak gözlerini yumdu.
Neji
Neji doğduğu aileden ötürü insanların kaderinin önceden belirlendiğini ve hiçbir şeyin bunu değiştiremeyeceğine inanıyordu. Kaderinde zayıf olmak olan biri varsa o kişi mutlaka zayıf olarak kalacaktı, güçlü olan ise güçlü. Naruto ile olan dövüşünde Naruto'nun azmi ve ne olursa olsun pes etmemesi onun inandığı şeyi sorgulamasını sağladı. Naruto Neji'yi yenerek insanların kaderlerini değiştirebileceğini kanıtlamış oldu. Bunun üzerine babasının mektubunu okuyunca babasının kendisini isteyerek feda ettiğini öğrenen Neji'nin kader ve özgürlük hakkında ki düşünceleri değişmiş oldu.
Gaara
Gaara korkunç bir çocukluk geçirmişti. Jinchuriki olarak büyüdüğü için insanlar tarafından korkuyla bakılıyordu, birçok kez babası tarafından suikast girişimine uğramıştı. Kendisi köyün bir silahı olarak görülüyordu. Değer verdiği son kişi olan dayısı da onu öldürmeye çalışınca Gaara sevgiden ümidini tamamen kesmişti. Tek önemli şeyin kendisi olduğuna inanıyor ve sadece kendisini seviyordu. Naruto ile savaşırken Naruto'nun arkadaşlarını koruma içgüdüsüyle ne kadar güçlendiğini fark etti. Naruto adeta sevdiklerinden güç alıyordu, onların iyiliği için kendi sınırlarını aşıyordu. Bu sayede Gaara Naruto'ya hem fiziken hem de mental olarak yenilmişti. Naruto onunla benzer bir hayat yaşadığı için yalnızlığın ne kadar acı olduğunu biliyordu ve bunu Gaara'ya hatırlattı. Gaara o andan sonra etrafındakilere daha iyi davranmaya başladı. Naruto'yu ise gerçek bir dost olarak kabul etti.
Nagato
Nagato acılarla dolu bir hayat yaşamıştı. Büyük ulusların savaş alanına dönen Yağmur köyünde yaşadığı için küçük yaşta ailesini kaybetmişti, sonrasında edindiği arkadaşları ile bu düzeni değiştirmeye çalışırken Yahiko'yu da kaybetmesi ile tamamen yoldan saptı. İnsanların birbirlerini yalnızca aynı acıyı paylaşarak anlayabileceğini düşünüyordu. Bu yüzden Konoha köyüne saldırarak binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Gücü elinde bulundurarak dünyayı yönetmek istiyordu, gerçek barışın ancak bu şekilde sağlanabileceğine inanıyordu. Naruto ile olan savaşında ona nefret döngüsünden bahsetmişti, aslında ikisinin de intikam aradığını vurgulayarak Naruto'yu afallatmıştı. Bu nefret zincirini kırmak için Naruto'dan bir cevap bekliyordu. Naruto ikisinin de Jiraiya'nın öğrencisini olduğunu vurgulayarak Jiraiya'nın zamanında yazdığı kitabı gösterdi. Kitabın ana karakteri asla pes etmeyen ve barışı sağlamak adına bildiği yoldan ödün vermeyen biriydi. Kitabın sonunda yazılana göre bu karakter Nagato'dan ilham alınmıştı. Fakat ne tesadüftür ki ana karakterin adı Naruto'ydu. Bunun üzerine Naruto'nun ustasının inandığı şeye inanmaya devam edeceğini, bu yüzden Nagato'yu öldürmeyeceğini söylemesi ile Nagato düşüncelerinde değişikliğe gitti. Barışı sağlayacak kişi olarak Naruto'ya inanmayı seçti ve aldığı canları telafi ederek hayata veda etti.
Kurama
Kurama kuyruklu canavarlardan biri olarak insanlar tarafından korkulan, nefret edilen bir canlıydı. İnsanlar onları güçlerinden dolayı her daim kendi çıkarları adına kullanmak istiyordu. Kontrol altına alarak köylere saldırtıyor, insanların içine hapsederek özgürlüklerini elinden alıyorlardı. Bu sebepler yüzünden Kurama'da insanlardan haz etmiyordu, içinde yaşadığı Naruto'nun da onlardan farklı olmadığını düşünüyordu. Ancak Naruto farklıydı, bir canavar olmasına hatta ailesinin ölümüne sebep olmasına rağmen Kurama'dan nefret etmiyordu. Onun nefretini yok edeceğini söyleyip duruyor ve diğer kuyruklu canavarlara karşı arkadaşça yaklaşıyordu. Kurama Naruto'nun kendisini canavar tilki değil Konoha köyünün bir yoldaşı olarak gördüğünü anlayınca düşünceleri değişti ve Naruto ile tam anlamıyla kaynaştı.
Obito
Obito çocukken Hokage olma hayaline sahipti, savaşları bitirmeyi istiyordu. Arkadaşlarına göre ninjalık konusunda daha zayıf kalmasına rağmen hayali konusunda ciddiydi, bunu gerçekleştirirken yanında olmasını istediği kişi ise aşık olduğu Rin'den başkası değildi. Fakat hayatı Madara ile tanışınca tamamen değişti. Madara tarafından bu dünyada sadece ıstırap olduğunu işitmişti, kazananlar olduğu gibi her daim kaybedenlerde olacaktı. Obito Rin'i ölümünü gördükten sonra bu sözlere inandı ve tüm umudunu kaybetmiş oldu. Gerçeklik bir cehennemdi. O yüzden herkesin iyiliği için bu gerçekliği değiştirebilecek bir illüzyona bel bağlayarak dünyaya savaş açtı. Sadece barış ve sevginin olduğu bir dünya yaratma girişimi sırasında Naruto ile fikirleri çatıştı. Obito'ya göre bu dünyada barış diye bir şey mümkün değildi, bu sebeple direnmeye çalışmak anlamsızdı. Fakat kendisi ile aynı hayale sahip olan Naruto'nun kararlılığına şahit oldukça kendi geçmişini hatırladı. Naruto Obito'nun umudunu yitirmemiş versiyonuydu adeta. Naruto ona Hokage olmanın kestirme bir yolu olmadığını, şuan yaptıklarının hayali ile tamamen ters düştüğünü anlattı. Obito Naruto'nun ne kadar acı yaşarsa yaşasın değişmediğini görünce zamanında Rin'e verdiği sözü hatırlayarak bildiği yoldan vazgeçti. Tekrardan kendi benliğini kabullenip Uchiha Obito olarak hikayesini tamamladı.
Sasuke
Sasuke'nin hayatı daha çocukken abisinin yaptığı katliamda ailesini ve tüm klanını kaybettikten sonra tamamen değişti. O andan itibaren kalbi sadece nefret duygusuyla doldu ve tek amacı abisinden intikam almaktı. Bu intikam uğruna tüm bağlarını koparmaya karar vermişti. Buna Naruto ile olan arkadaşlığı da dahildi, ona göre bu tarz hisler kendisini güçlenmekten ve asıl hedefinden alıkoyuyordu. Sonunda intikamını aldıktan sonra gerçekleri öğrenince nefret duygusu daha da körüklendi ve tüm köyü cezalandırmaya kadar ulaştı. Bu noktada karşısında onu her zaman köye geri getirmek için canla başla uğraşan bir Naruto vardı fakat Sasuke için bu anlamsız bir çabaydı. Buna rağmen Naruto'yu tek arkadaşı olarak kabul ediyordu ve onu öldürmesiyle tüm bağlarını koparmış olacaktı. Bir devrim yaparak tüm ulusların karşısında ki ortak düşman olmaya karar veren Sasuke için aynı abisi gibi tüm nefreti sırtladığı bu yöntem barışı sağlamanın tek yoluydu. Buna izin vermeyen Naruto ile girdiği son savaşta ikisi de hareket edemeyecek noktaya gelince birbirlerini dinleme kararı aldılar. Sasuke Naruto için arkadaşlığın ne ifade ettiğini öğrenmiş oldu. Naruto Sasuke'yi her canı yanarken gördüğünde kendi canı da yanıyordu. Yalnız bir çocuk olan Naruto'nun edindiği ilk arkadaş Sasuke olduğu için bu bağa bu kadar önem veriyor ve bu kadar çabalıyordu. O anda Sasuke'de bastırdığı duygularını itiraf ederek aslında Naruto ile benzer hislere sahip olduğunu vurguladı. Naruto ile vakit geçirdikçe ailesini hatırlıyordu, özellikle de abisini. İşin aslında kendisinin önünde yürüyen her daim Naruto olmuştu çünkü kendisinin sahip olamadığı bir şeye sahipti. O şeylerden biride kendini kabullendirdiği insanlardı. Sasuke o an arkadaşlığın önemini kavradı ve Naruto'nun yanındaki o insanlardan biri olmaya karar verdi.
Moderatör tarafında düzenlendi:
