Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Naruto'da Fikirsel Değişimler

Ronny

Kahraman Baykuş
Üstat Kullanıcı
Naruto serisinde fikirlerin değişimi büyük bir önem kapsıyor bildiğiniz üzere. Naruto ile konuşan pek çok karakter düşüncelerinde değişikliğe gitti ve farklı bir yol izlemeyi tercih etti. Bu olay birden fazla kez olduğu için insanlar arasında TNJ (Talk no Jutsu) şeklinde bile bilinmeye başladı. Kimine göre serinin kötü yanlarından biriyken kimine göre de özel yapan yanlarından biri. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Eğer seviyorsanız en beğendiğiniz fikirsel değişimler hangileri?

Zabuza
tumblr_orq8h312jL1sm0e2io2_500.gifv

Hayatını suikastçilik ile geçiren Zabuza ninjaların sadece birer araç olduğunu düşünüyordu. Onun için önemli olan tek şey görevini yerine getirmekti, bunun uğruna herkesi harcayabilirdi. Ninjalık dünyasında duygulara yer yoktu. Fakat yanında büyüyen Haku'nun ölümü sonrası Naruto'nun ona söyledikleri kendisini bir hayli etkiledi. Kendisi için hayatını feda eden Haku'ya verdiği değeri hatırlattı ve onun için son bir kez bu düzene baş kaldırarak Gato'ya saldırmasına sebep oldu. Ölüm anında ise Haku'yu görmek istemişti, öyle de oldu ve onun yanında hayata ninjaların da duygularının olduğunu hatırlayarak gözlerini yumdu.

Neji
neji.gif

Neji doğduğu aileden ötürü insanların kaderinin önceden belirlendiğini ve hiçbir şeyin bunu değiştiremeyeceğine inanıyordu. Kaderinde zayıf olmak olan biri varsa o kişi mutlaka zayıf olarak kalacaktı, güçlü olan ise güçlü. Naruto ile olan dövüşünde Naruto'nun azmi ve ne olursa olsun pes etmemesi onun inandığı şeyi sorgulamasını sağladı. Naruto Neji'yi yenerek insanların kaderlerini değiştirebileceğini kanıtlamış oldu. Bunun üzerine babasının mektubunu okuyunca babasının kendisini isteyerek feda ettiğini öğrenen Neji'nin kader ve özgürlük hakkında ki düşünceleri değişmiş oldu.

Gaara
tumblr_mojslfV6CE1rat1m0o1_500.gif


Gaara korkunç bir çocukluk geçirmişti. Jinchuriki olarak büyüdüğü için insanlar tarafından korkuyla bakılıyordu, birçok kez babası tarafından suikast girişimine uğramıştı. Kendisi köyün bir silahı olarak görülüyordu. Değer verdiği son kişi olan dayısı da onu öldürmeye çalışınca Gaara sevgiden ümidini tamamen kesmişti. Tek önemli şeyin kendisi olduğuna inanıyor ve sadece kendisini seviyordu. Naruto ile savaşırken Naruto'nun arkadaşlarını koruma içgüdüsüyle ne kadar güçlendiğini fark etti. Naruto adeta sevdiklerinden güç alıyordu, onların iyiliği için kendi sınırlarını aşıyordu. Bu sayede Gaara Naruto'ya hem fiziken hem de mental olarak yenilmişti. Naruto onunla benzer bir hayat yaşadığı için yalnızlığın ne kadar acı olduğunu biliyordu ve bunu Gaara'ya hatırlattı. Gaara o andan sonra etrafındakilere daha iyi davranmaya başladı. Naruto'yu ise gerçek bir dost olarak kabul etti.

Nagato
animesher.com_nagato-naruto-gif-1311079.gif

Nagato acılarla dolu bir hayat yaşamıştı. Büyük ulusların savaş alanına dönen Yağmur köyünde yaşadığı için küçük yaşta ailesini kaybetmişti, sonrasında edindiği arkadaşları ile bu düzeni değiştirmeye çalışırken Yahiko'yu da kaybetmesi ile tamamen yoldan saptı. İnsanların birbirlerini yalnızca aynı acıyı paylaşarak anlayabileceğini düşünüyordu. Bu yüzden Konoha köyüne saldırarak binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Gücü elinde bulundurarak dünyayı yönetmek istiyordu, gerçek barışın ancak bu şekilde sağlanabileceğine inanıyordu. Naruto ile olan savaşında ona nefret döngüsünden bahsetmişti, aslında ikisinin de intikam aradığını vurgulayarak Naruto'yu afallatmıştı. Bu nefret zincirini kırmak için Naruto'dan bir cevap bekliyordu. Naruto ikisinin de Jiraiya'nın öğrencisini olduğunu vurgulayarak Jiraiya'nın zamanında yazdığı kitabı gösterdi. Kitabın ana karakteri asla pes etmeyen ve barışı sağlamak adına bildiği yoldan ödün vermeyen biriydi. Kitabın sonunda yazılana göre bu karakter Nagato'dan ilham alınmıştı. Fakat ne tesadüftür ki ana karakterin adı Naruto'ydu. Bunun üzerine Naruto'nun ustasının inandığı şeye inanmaya devam edeceğini, bu yüzden Nagato'yu öldürmeyeceğini söylemesi ile Nagato düşüncelerinde değişikliğe gitti. Barışı sağlayacak kişi olarak Naruto'ya inanmayı seçti ve aldığı canları telafi ederek hayata veda etti.

Kurama
kurama-naruto.gif


Kurama kuyruklu canavarlardan biri olarak insanlar tarafından korkulan, nefret edilen bir canlıydı. İnsanlar onları güçlerinden dolayı her daim kendi çıkarları adına kullanmak istiyordu. Kontrol altına alarak köylere saldırtıyor, insanların içine hapsederek özgürlüklerini elinden alıyorlardı. Bu sebepler yüzünden Kurama'da insanlardan haz etmiyordu, içinde yaşadığı Naruto'nun da onlardan farklı olmadığını düşünüyordu. Ancak Naruto farklıydı, bir canavar olmasına hatta ailesinin ölümüne sebep olmasına rağmen Kurama'dan nefret etmiyordu. Onun nefretini yok edeceğini söyleyip duruyor ve diğer kuyruklu canavarlara karşı arkadaşça yaklaşıyordu. Kurama Naruto'nun kendisini canavar tilki değil Konoha köyünün bir yoldaşı olarak gördüğünü anlayınca düşünceleri değişti ve Naruto ile tam anlamıyla kaynaştı.

Obito
obito-death.gif

Obito çocukken Hokage olma hayaline sahipti, savaşları bitirmeyi istiyordu. Arkadaşlarına göre ninjalık konusunda daha zayıf kalmasına rağmen hayali konusunda ciddiydi, bunu gerçekleştirirken yanında olmasını istediği kişi ise aşık olduğu Rin'den başkası değildi. Fakat hayatı Madara ile tanışınca tamamen değişti. Madara tarafından bu dünyada sadece ıstırap olduğunu işitmişti, kazananlar olduğu gibi her daim kaybedenlerde olacaktı. Obito Rin'i ölümünü gördükten sonra bu sözlere inandı ve tüm umudunu kaybetmiş oldu. Gerçeklik bir cehennemdi. O yüzden herkesin iyiliği için bu gerçekliği değiştirebilecek bir illüzyona bel bağlayarak dünyaya savaş açtı. Sadece barış ve sevginin olduğu bir dünya yaratma girişimi sırasında Naruto ile fikirleri çatıştı. Obito'ya göre bu dünyada barış diye bir şey mümkün değildi, bu sebeple direnmeye çalışmak anlamsızdı. Fakat kendisi ile aynı hayale sahip olan Naruto'nun kararlılığına şahit oldukça kendi geçmişini hatırladı. Naruto Obito'nun umudunu yitirmemiş versiyonuydu adeta. Naruto ona Hokage olmanın kestirme bir yolu olmadığını, şuan yaptıklarının hayali ile tamamen ters düştüğünü anlattı. Obito Naruto'nun ne kadar acı yaşarsa yaşasın değişmediğini görünce zamanında Rin'e verdiği sözü hatırlayarak bildiği yoldan vazgeçti. Tekrardan kendi benliğini kabullenip Uchiha Obito olarak hikayesini tamamladı.

Sasuke
68747470733a2f2f73332e616d617a6f6e6177732e636f6d2f776174747061642d6d656469612d736572766963652f53746f7279496d6167652f5249384861686b793873454865513d3d2d32372e313565633131393965636632303165383239333034383334373835302e676966

Sasuke'nin hayatı daha çocukken abisinin yaptığı katliamda ailesini ve tüm klanını kaybettikten sonra tamamen değişti. O andan itibaren kalbi sadece nefret duygusuyla doldu ve tek amacı abisinden intikam almaktı. Bu intikam uğruna tüm bağlarını koparmaya karar vermişti. Buna Naruto ile olan arkadaşlığı da dahildi, ona göre bu tarz hisler kendisini güçlenmekten ve asıl hedefinden alıkoyuyordu. Sonunda intikamını aldıktan sonra gerçekleri öğrenince nefret duygusu daha da körüklendi ve tüm köyü cezalandırmaya kadar ulaştı. Bu noktada karşısında onu her zaman köye geri getirmek için canla başla uğraşan bir Naruto vardı fakat Sasuke için bu anlamsız bir çabaydı. Buna rağmen Naruto'yu tek arkadaşı olarak kabul ediyordu ve onu öldürmesiyle tüm bağlarını koparmış olacaktı. Bir devrim yaparak tüm ulusların karşısında ki ortak düşman olmaya karar veren Sasuke için aynı abisi gibi tüm nefreti sırtladığı bu yöntem barışı sağlamanın tek yoluydu. Buna izin vermeyen Naruto ile girdiği son savaşta ikisi de hareket edemeyecek noktaya gelince birbirlerini dinleme kararı aldılar. Sasuke Naruto için arkadaşlığın ne ifade ettiğini öğrenmiş oldu. Naruto Sasuke'yi her canı yanarken gördüğünde kendi canı da yanıyordu. Yalnız bir çocuk olan Naruto'nun edindiği ilk arkadaş Sasuke olduğu için bu bağa bu kadar önem veriyor ve bu kadar çabalıyordu. O anda Sasuke'de bastırdığı duygularını itiraf ederek aslında Naruto ile benzer hislere sahip olduğunu vurguladı. Naruto ile vakit geçirdikçe ailesini hatırlıyordu, özellikle de abisini. İşin aslında kendisinin önünde yürüyen her daim Naruto olmuştu çünkü kendisinin sahip olamadığı bir şeye sahipti. O şeylerden biride kendini kabullendirdiği insanlardı. Sasuke o an arkadaşlığın önemini kavradı ve Naruto'nun yanındaki o insanlardan biri olmaya karar verdi.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Bu benim biraz "dolu" olduğum bir konu. Dolu derken, bilgi, birikim, alaka olarak kastetmedim. Duygu ve de içerlenme babında dolu.


Talk No Jutsu meme yapılmış bir şeydir ancak aslında Naruto'nun benzersizliğinin çok önemli bir mihenk taşıdır. Hatta buna dair bir anektod paylaşayım. Ben Ablama ilk defa Naruto izlettiğimde bana dedi ki; "Eğer her elemente hükmediyorlarsa, içlerindeki enerjiyi açığa çıkartabiliyorlarsa ve de bu kadar da bilge karakterlere sahipse neden sorunları şiddet ile çözsünler ki ? Enerji ve kaynak sorunu yok bir şey yok. Ve herkes bir nevi süper keşiş, neden ? " gibi bir soru sormuştu. Ben de ona; "Yo tam aksine, diğer serilere kıyasla burada sorunlar genelde konuşarak çözülüyor. Konuşma ve İstişare savaş sanatı içine gizlenmiş bir şey" demiştim. Ve Pain kısmını izleyince, bu dediğimin gerçekliğini onaylamıştı. Ablama göre hala yeterince olgun ve de bilge bir seri değildi ancak akran işlere göre farkını o da görmüştü.


Protagonistin, kolunu antagonistin içinden geçirdiği edgy bir şey peşinde değilseniz aslında Talk no Jutsu o kadar da kötü değil.

Hatta Talk no Jutsu'nun seriye olan katkısına dair şu güzel 2 video'yu atayım.





TnJ ile ilgili bir diğer konuda bunun çok daha dandik ve ezbere bir versiyonu zaten her "romantik" seride yaşanıyor. Misal One Piece de adam akıllı bir "konuşma" dahi olmadan yönünü değiştiren karakterler oldu. Bon Clay, Crocodile, Zoro, Vegapunk, Katakuri, Chopper (Chopper kötü adam değildi ancak Luffy'nin "konuşmayı kes hadi gideliiiiiiim" diye bağırmasıyla aldığı kararı anında değiştirmişti), Bellamy, Eustass Kidd, Bege vs vs vs


Misal Aizen'e hiç TnJ yapılmadı ve Aizen safını da değişmedi ancak günün sonunda gene başkahramanın baş yardımcısı idi. Naruto'nun Kaguya'ya karşı savaşında Obito ne yaptıysa , Ichigo'nun Yhwach savaşında Aizen onu yaptı. Hatta son savaşta Grimmjow bile bizden yanaydı.

Misal Aizen, Yhwach'ın öldürülmesi ile seri bittiğinde en güçlü varlık idi. Aizen'in nasıl halledildiğini biz seride gördük mü ? Yooo, öyle üstü kapatıldı gitti. Böyle bir şeyden ise Obito'nun TnJ halini tercih ederim.



Ayrıca Naruto'da TnJ bir karakteri olduğu şeyin yüzde yüz tersine çevirmiyor. Böyle bir yanlış algı var. Ki içlerinde bazı TnJ'ler zaten iyi olan ve henüz çok aşırı uçta bozunmamış kişilere karşı yapıldı. Tsunade, Neji, Gaara,Haku gibi. Bunları bir Obito ya da Nagato ile bir tutamayız.


Zabuza'nın olayı ise bambaşka bişi, Zabuza değişmedi, Zabuza, konuşulup sonra yolunu değiştirmiş biri değil. Zabuza zaten sadece konuşma ile de o hale gelmiyor. Haku'nun onun için kendini feda edişi onda bir travma yaratıyor ve Naruto onun üzerine konuşunca Zabuza çok kısa bir anlığına maskesini düşürüyor.

Zabuza kötü biri olduğunun, yaptığının ideal olmadığının, Haku ile sefalet ve de acı içinde bir yaşamları olduğunun zaten bilincinde idi. Nagato ve Obito gibi kendi yolunun doğru yol olduğunu söyleyen biri değildi. Ancak Zabuza "ninjalık budur" , "bu sistem beni buna evirdi" diyebilen biriydi çünkü Kanlı Sis'in bir ürünü idi. Yani orada bir TnJ yok orada çok güzel bir "realization" yani "kavrayış" var.


Zaten TnJ eleştirisi ile ilgili bir sorun da bu, bu olayların hepsi birbirinin aynı değil. Tsunade - Obito - Zabuza üç farklı olay zaten. Zabuza başından beridir olduğu şey olmaya devam ediyor, başka türlü bir hayat hiç görmemiş, deneyimlememiş. Obito ise çarpık bir idealist, Zabuza gibi bu ninja dünyasının çarpıklığını farketmiş ancak bunu çok travmatik bir biçimde farkedip o andan itibaren bir manipülatör tarafından bir "sahte hayal" e inandırılmış bu uğurda bir "crusade" başlatmıştır. Tsunade ise ne Obito gibi extreme bir noktaya varıp kendinden başka birine zarar verecek kadar kaybolmuştur ancak ne de Zabuza gibi hayatında hiç daha iyi bir yol ve yaşam görmemiş biri değil. Daha iyisini görmüş onu kaybetmiş ve sonra kendini de kaybettirmiştir.

3 farklı şey. Hatta Tsunade'nin köye geri getirilişinde, Jiraiya'nın Naruto'yu yanında getirmesi stratejik bir kurnazlık gibi aktarılmıştır. Çünkü Tsunade'yi ve çevresini çok iyi tanıyan Jiraiya. Nawaki ve Dan'a çok benzeyen bu gürültülü ve yüreğinin dibini konuşan çocuğu götürerek Tsunade'nin geçmiş duygularını yeşertmiştir. Burada "şapkadan tavşan çıkartmak" ya da "plot device" olma durumu yoktur. TnJ denilen şey her kurgusal eser de olan bir "Intervention" dan öteye gitmemiştir.


Gaara ve Neji'nin de olayları Tsunade'nin kategorisine yakındır. Bir tek Gaara biraz farklı Gaara , Zabuza ile Tsunade'nin davasının tam karışımıdır.


Nagato'nunkine gelince bence Naruto ile Nagato arasındaki ikisinin de savaş yetimi olması ve ikisinin de elinden tutanın Jiraiya olmasının verdiği müthiş bir bağlantı vardı. Zaten Nagato'ya Talk No Jutsu'yu Naruto yapmadı. Jiraiya yaptı, Naruto sadece Jiraiya'nın kitabını anlattı NAgato'ya.

Obito ile de benzer bir şey olmuştu, "Sensei senin de, bana ihanet eden Nagatonun ve Naruto'nun da hocası Jiraiya idi. Bİr diğer deyişle ben onun fikirlerine yenildim" diyecekti.

OBito ile Nagato arasındaki fark ise, Nagato mükemmel işlenmiş bir ark iken, Obito da işin içine Kakashi'nin girmesi, Madara'nın girmesi, Nagato'nun manipülatörünün de Obito oluşu vesaire derken o doğal dokunuşu yitirdi. Ancak ne olursa olsun, bence Kishimoto yeterince kuvvetli bir şekilde altını çizmediğinden okurlar tarafından üstünkörü geçilen bir şey vardır.


Tobi, savaşı bir an önce bitirmek ister çünkü Naruto'nun, Minato'nun konuşmaları, Kakashi'nin genjutsuları derken biraz çözülmeye başlar ve bu çözülme onu rahatsız eder bir an önce Juubi Jinc olmak ister, Madara ile arasında da bir güç mücadelesi var , işte bu kısım iyi işlenmedi. Obito, Madara'nın mühüründen kurtulmaya çalışıyordu ve MAdara'da onu o mühürden kurtulmuş halde Juubi'nin üzerinde görünce hemen rinnegan demir çubukları ile Obito'yu iğne yastığına çevirmişti. Yani Obito'nun TnJ'sinin başarısının ardında Madara'nın gerçek yüzünü çok çabuk göstermesi ve de milleti kendi keyfi için dövüp onları incitmeleri oldu. Bu da Obito'da "Abi bu mu bizim kurtarıcımız ?" gibi bir sorgulama başlatmış olabilir çünkü Obito hiç Madara'yı aksiyon da görmedi. Ama buralar çok üstün körü geçildiğinden , Obito'ya bir konuştular adam laps diye değişti gibi oldu.

Aslında Obito'nun kendini sorgulamaya başlaması davaya en sadık askeri olan Nagato ve Konan'ın ihanetleri ile başlıyor. Zaten kaç defa "Nagato nasıl oldu da bunu yaptı" diye sorduğunu görüyoruz. Naruto ile Demir Ülkesine , ilk karşılaştığında bile bunu dile getiriyor. Konan ile dövüşürken de bunun nedenini soruyor. Çünkü Nagato'nun dönüşümü , Obito'nun , ona Madara tarafından öğretilen çözüm sürecine inancında ilk çatırdama oluyor.

Yani iş Naruto'nun TnJ'sine gelene kadar Obito'nun kabuğu ve de ideolojisi çatır çatır çatırdıyor zaten.

Zaten bu , Naruto'da çok olan bir şey. Nagato için de ilk çatırdama Jiraiya dövüşü idi. Neji için ilk çatırdama , Hinata'nın pes etmeyen dövüşü idi, Gaara için ilk çatırdama Lee ile Gai arasındaki bağ idi. Tsunade için ilk çatırdama, Orochimaru'nun Dan ve Nawaki'yi geri getirme sözü idi. Zabuza için ilk çatırdama Haku'nun kendini feda edişi idi.


Nitekim, bu karakterler gittikleri yola %100 adanmış haldelerdi, Naruto geldi bunların kulaklarına üfledi ve bunlar iyi oldu. Böyle bişi yok.


--------------------------------------------------

Gel gelelim talk no jutsu yapmadığı tek davaya. Sasuke. Sasuke zaten, Itachi-Orochimaru-Obito üçlüsünün Talk No Jutsuları ile o hallere düşmüş biriydi. Naruto bu adamı tanıdığında bu iyi bir çocuktu zaten. Naruto bu adamı konuşarak adam etmedi ki, döve döve pes ettirdi sadece. Sasuke'den vaz geçmeyerek , her olayda karşısına çıkarak, her şekilde ondan pes etmeyerek, ondan umudunu yitirmeyerek bildiğiniz Sasuke'nin direncini kırdı, Sasuke'nin, Naruto'yu aşamayacağını kavramasını sağladı. Duygusal bir marathon koştu Naruto ve Sasuke, Naruto resmen fark atarak geçti Sasukeyi oradaki olay buydu.


Haaaa ama bana sorarsanız tüm bu vakalar içinde en kötü işlenen maalesef aralarındaki en önemli olandı. O da Sasuke, Sasuke neden sonunda bizimkilerin safına geçti bu kısmı anladım bu ok. Naruto duygusal dayanıklılık savaşını kazandı ve daha güçlü bir ideoloji ile geldi . Bu ok. Ancak Sasuke'nin düzen değiştirme üzerine , kendi deyimiyle "devrim" olacak olan fikrinden ve de tavrından sonra. Naruto ve Sasuke ikilisinin beraber yepyeni bir dünya düzeni ile çıkagelmemeleri , Naruto'nun, Sasuke'nin adres gösterdiği sorunların varlığını kabul etmesine rağmen bunun hakkında ortak çaba göstermeyişi bildiğin Kishimoto'nun tembellik edip, seri sonunun üzerine yatmasıdır. Bu da Sasuke karakterini çok zayıf ve önemsiz kıldı. Nerede Zuko'nun yolculuğu nerede Sasuke'nin.

Naruto serisinde Sasuke ile benzer bir arka sahip olup, Naruto'nun duygusal dayanıklılık ve masumiyeti ile uzun uğraşlar sonunda kazandığı biri daha var aslında, Sasuke'ye kıyasla bence bu çok daha iyi işlendi ancak Boruto'da onun da içine ettiler.

O da Kurama idi.


----------------------------------------------------------------------------


Hafif off-topic sonunda, konu başlığında sorulan soruya gelirsek; eğer Neji yaşayıp Hyuuga'nın başı olsa ve köyü değiştirme de Naruto'nun yardımcılarından olsa idi (çünkü Naruto'nun verdiği söz buydu) o zaman mükemmel bir ark olurdu ancak karakteri Shippuden'de hiç işlemediler, üzerine de gidip öldürdüler o yüzden o olmaz.

Etrafında oluşturulan senaryo anlamında yani Yağmur Köyü, Hanzo, Sanninler, Jiraiya'nın hocalığı, Naruto, Yahiko, Akatsuki'nin ilk kuruluşu, Rinnegan ile Senjutsu'nun tanıtımı, Jiraiya'nın ilk kitabı , çarpışan ideolojiler. Görsel olarak bile Amegakure ile Konoha'nın ne kadar farklı göründüğü, köyün yıkılışı, köyün Naruto'yu kahramanı olarak kabul edişi vesaire her şeyi ile Nagato'nun ki çok güzeldi. Ancak, Nagato'nun ikna oluşu bir tık hızlı oldu ve finalinde Rinne Tensei çekip her şeyi normale döndürmesi biraz Jiraiya'nın ölümünü çok az da olsa garip bir duruam düşürdü. Yani Nagato'nun değişimi için etrafında oluşturulan build up serinin en iyisi ancak execution yani bitiriş bir tık kötü.


Bence TnJ'nin en çok yaradığı ve de uzun soluklu sağlıklı sonuçlarını en çok alabildiğimiz isim Gaara idi. Gaara benim bu konudaki favorim, ayrıca Sasuke için ağlaması, Babası ile karşılaşması, Shinobi ordusuna yaptığı konuşma ve resmen ordu generali oluşu vesaire ile Gaara'nın ki mükemmel bir ark oldu. Zuko'ya en yakın şeydir.


Gaara diyeceğim.

Bu arada Naruto'da her villain talk no jutsu kurbanı izlenimi yaratıldı ancak Kisame, Sasori, Deidara, Kakuzu, Zetsu, Madara, Orochimaru, Danzo, Hanzo (edo hali değil) vesaire pek de öyle olmadılar.


Edit: @Ronny Çok güzel bir konu ve güzel de hazırlanmış ellerine sağlık. Kurama'da eklenebilir bu arada
 
@Nabu Rica ederim bende güzel yorumların için teşekkür ederim. Seriyi ilk okuduğum zamanlar biraz gözüme batsa da dönüp bakınca aslında o kadar da rahatsız edici bir şey olmadığını fark ettim bu mevzunun. Detaylara inince hepsinin o yola zaten girdiğini sadece Naruto'nun sözleri ile değişmediklerini anlıyorsun. Obito ve Sasuke en çok zaman harcananlar olsa da bencede en zayıf kalanlar o ikisi. Sasuke'yi soktuğu yolu pek tutmuyorum açıkçası karakteri fazla yıprattı bence, Zuko gibi temiz bir redemption arkı çizemedi. Obito'nun ki ise zaten serinin en zayıf dönemlerine denk geldiği için çoğumuz da bir kızgınlık ve hayal kırıklığı vardı. Öyle araya kaynadı gitti.

Kurama'yı eklemiştim bu arada ama Tsunade'yi unutmuşum. O da iyi örneklerden biri olarak eklenebilir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Serinin teması ve felsefesine uygun bir şey olsa da yer yer suyu çıkmadı değil. Tabii bu yazarın kendi tercihidir, seveni olur sevmeyeni olur ancak benim sürekli her kötü adama olması hoşuma gitmemişti. Ever nefret zinciri temasına uygun ancak bazıları çok eğreti duruyordu yani.

Gaara'yı ayırıyorum o gerçekten ilmek ilmek işlenmiş güzel bir değişimdi. Zabuza'nınki zaten sonda olan anlık bir şey hoş bir andı. Neji de iyiydi. Bunlar haricindekiler eh işte ya da kötü. Obito özellikle kötü. Sasuke anlaşılabilir ancak iyi yediremedi. Ki zaten Sasuke'nin köye dönüp doğru yolu bulması serinin ana konusu gibi bir şey yani o allahın emri tabii ki olacaktı. Nagato ve Obito en hoşuma gitmeyenler. Naruto'nun değil de direkt kendisi değişenleri düşünürsek Oroçimaru'nun ki de çok ani ve temelsizdi. Birden bire Sasuke'nin değişimini ve yolunu izlemeye karar verdi, en son animede adama sinek kovalatıyorlardı lel.

Yani nefret zinciri ve bu zinciri kırma teması için uygun bir konsept ama bir noktadan sonra fena bayıyor. Benim için tadında kalmamış bir şey ancak yazarın kendi anlatmak istediği hikaye için uygun. Fanlar açısından bakarsak çoğu insanın memnun olmadığı bir olay benim gördüğüm. Ama dalga malzemesi yapılacak kadar abartılı bir şey olduğunu da düşünmüyorum, serinin konsepti bu. Benim tarzım değil der geçersin. Benim için tadında kalmadığı için "özel" yerine "farklı" yapıyor Naruto serisini. Tabii benim evrene olan ilgim biteli de oluyor yani, yine de Naruto serisi aklımda kötü kalmış bir seri değil. Güzel anlar yaşattı ve izlerken okurken çok iyi vakit geçirtti. Ama kritik kusurları da bir hayli fazla olan bir seriydi. Yani benim tuttuğum bir konsept değil ama yazarı da anlamak lazım, adamın anlatmak istediği şey bu. Bir şey diyemezsin.
 
@Uncle Paulie
Senin eleştirini de anlıyorum ki bende yer yer benzer düşünüyorum. Özellikle güncel takip ederken beni de baymıştı biraz bu kadar tekrar etmesi. Fakat serinin konseptine uygun olduğu için saygı duyuyorum. Geçenlerde bazı kesitler izlerken biraz üzerine düşündüm bu mevzunun. Aralarında iyi işlenmiş olanlarda var ama hepsinin iyi işlenmediği bir gerçek. Çok daha iyi yedirilebilirdi.

Gaara'yı ayrı tutuyorum onun değişimini beğenmeyen yoktur herhalde en iyi işlenen oydu. Neji'yi de bence iyi kılan şeylerden biri bir düşman karakter olmamasıydı. O da aynı köyün vatandaşı olan bir öğrenciydi neticede. O yüzden Naruto'nun dediklerini dikkate alması pek sırıtmıyordu. Tabi sonradan Naruto'nun seçilmiş kişi çıkması ile o kader mesajı havada kaldı maalesef.

Seriyi bu kadar uzatmamış olsa daha tadında kalırdı muhtemelen. Part 1 içinde olanlardan bir şikayetim yok mesela. Her ne kadar serinin özünde bu olsa da insanların bu konseptten sıkılmasını da az çok anlayabiliyorum. Orochimaru'nun son halini görünce bir tadı kaçıyor insanın. O kadarına da gerek yoktu bence.
 
@Uncle Paulie
Senin eleştirini de anlıyorum ki bende yer yer benzer düşünüyorum. Özellikle güncel takip ederken beni de baymıştı biraz bu kadar tekrar etmesi. Fakat serinin konseptine uygun olduğu için saygı duyuyorum. Geçenlerde bazı kesitler izlerken biraz üzerine düşündüm bu mevzunun. Aralarında iyi işlenmiş olanlarda var ama hepsinin iyi işlenmediği bir gerçek. Çok daha iyi yedirilebilirdi.

Gaara'yı ayrı tutuyorum onun değişimini beğenmeyen yoktur herhalde en iyi işlenen oydu. Neji'yi de bence iyi kılan şeylerden biri bir düşman karakter olmamasıydı. O da aynı köyün vatandaşı olan bir öğrenciydi neticede. O yüzden Naruto'nun dediklerini dikkate alması pek sırıtmıyordu. Tabi sonradan Naruto'nun seçilmiş kişi çıkması ile o kader mesajı havada kaldı maalesef.

Seriyi bu kadar uzatmamış olsa daha tadında kalırdı muhtemelen. Part 1 içinde olanlardan bir şikayetim yok mesela. Her ne kadar serinin özünde bu olsa da insanların bu konseptten sıkılmasını da az çok anlayabiliyorum. Orochimaru'nun son halini görünce bir tadı kaçıyor insanın. O kadarına da gerek yoktu bence.
Neji'yi unutmuşum, o da sırıtmayanlardan biriydi bence.

Ben zaten dediğim gibi yazarın anlatmak ve yapmak istediği şeyi anlıyorum, hatta MT'de daha 16 yaşındayken yazmıştım bu yazdıklarımın aynısını. İşleniş meselesi biraz. Nereden baktığına göre değişir. Zaten bu olaya karşı çok radikal bakanlar serinin ne anlatmak istediğini anlamayan insanlardan oluyor. Ha, burada "Naruto vermek istediği mesajı ne kadar iyi verdi" ye geliyor soru. Bu kişiden kişiye göre değişir. Ben zamanında izlediğimde sevmiştim. Ama savaş arkının son 100 bölümünü de bitse de gitsek havasında okumuştum.

Bilemiyorum Naruto serisi hakkında duygularım karmaşık biraz, evet çok hoş anlar yaşatmış, çok eğlendirmiş, duygulandırmış, küçükken izlediğimde hayata bakışımı etkilemiş bir eser. Ama işte...

Bak şimdi böyle yazarken seriye ilgim her ne kadar sönse de bi tekrar bakasım geldi. :D
 
Benim pek beğendiğim bi konsept değil çok keskin buluyorum.

Aralarında en doğal olan Zabuza'ydı, ilk olmasının da etkisi de var ve direkt bir yön değişimi olmadı, daha çok iç dünyasının dışavurumu oldu Zabuza için, çoğu kişi için efsanedir zaten.

Neji ve Gaara için kötü değildi ama çok tek yönlüydü, ilk fikirlerini çabuk terk ettiler, benim için biraz eğreti geliyordu, özellikle Neji, bu karaktere fazla fırsat verilmediği için göremedik belki de bileimyorum.

Sasuke, Obito ise basbas bağırıyordu bir yorumum yok.

Kurama da biraz güç için araya kaynadı.

Gelgelim gözümün nuru serinin zirvesi Pain. Her şeyden önce Pain bir karakter değil bir fikir idi, Nagato da bunun taşıyıcısıydı, Yahiko'nun iradesini almış biriydi buraya kadar getirip 15 yaşındaki bir çocuktan etkilenip her şeyi ona bırakması yani göze batıyor. Nagato'nun karakterine veriyorum bunu da ama beni sarmadı. Pain için olacaksa da daha iyi olmalıydı.

Dediğim gibi sevdiğim bir konspet değil ama bir kurtarıcı, bir mesihi anlatacaksanız çok normal bir konsept zaten amma velakin fazla ve yanlış kullanıldığını düşünüyorum.
 
@Uncle Paulie
Senin eleştirini de anlıyorum ki bende yer yer benzer düşünüyorum. Özellikle güncel takip ederken beni de baymıştı biraz bu kadar tekrar etmesi. Fakat serinin konseptine uygun olduğu için saygı duyuyorum. Geçenlerde bazı kesitler izlerken biraz üzerine düşündüm bu mevzunun. Aralarında iyi işlenmiş olanlarda var ama hepsinin iyi işlenmediği bir gerçek. Çok daha iyi yedirilebilirdi.

Gaara'yı ayrı tutuyorum onun değişimini beğenmeyen yoktur herhalde en iyi işlenen oydu. Neji'yi de bence iyi kılan şeylerden biri bir düşman karakter olmamasıydı. O da aynı köyün vatandaşı olan bir öğrenciydi neticede. O yüzden Naruto'nun dediklerini dikkate alması pek sırıtmıyordu. Tabi sonradan Naruto'nun seçilmiş kişi çıkması ile o kader mesajı havada kaldı maalesef.

Seriyi bu kadar uzatmamış olsa daha tadında kalırdı muhtemelen. Part 1 içinde olanlardan bir şikayetim yok mesela. Her ne kadar serinin özünde bu olsa da insanların bu konseptten sıkılmasını da az çok anlayabiliyorum. Orochimaru'nun son halini görünce bir tadı kaçıyor insanın. O kadarına da gerek yoktu bence.
Neji'yi unutmuşum, o da sırıtmayanlardan biriydi bence.
Ben zaten dediğim gibi yazarın anlatmak ve yapmak istediği şeyi anlıyorum, hatta MT'de daha 16 yaşındayken yazmıştım bu yazdıklarımın aynısını. İşleniş meselesi biraz. Nereden baktığına göre değişir. Zaten bu olaya karşı çok radikal bakanlar serinin ne anlatmak istediğini anlamayan insanlardan oluyor. Ha, burada "Naruto vermek istediği mesajı ne kadar iyi verdi" ye geliyor soru. Bu kişiden kişiye göre değişir. Ben zamanında izlediğimde sevmiştim. Ama savaş arkının son 100 bölümünü de bitse de gitsek havasında okumuştum.

Bilemiyorum Naruto serisi hakkında duygularım karmaşık biraz, evet çok hoş anlar yaşatmış, çok eğlendirmiş, duygulandırmış, küçükken izlediğimde hayata bakışımı etkilemiş bir eser. Ama işte...

Bak şimdi böyle yazarken seriye ilgim her ne kadar sönse de bi tekrar bakasım geldi. :D
Radikal bakılmaması lazım bence de. Sevip sevmemek kişiye kalmış tabi tercih meselesi ama anlatmak istediği şey bu olduğu için saçma gelmiyor bana. Sadece birden fazla karaktere bunu düzgün yedirebilmek kolay iş değil, Kishimoto'da hepsinin altından kalkamadı doğal olarak. Bazıları yapay hissettirdi. Yine de Naruto'nun okuduğum diğer shonenlere göre bu konuda farklı bir şeyler yapmaya çabaladığı bir gerçek, o yüzden en azından bu çabasını takdir ediyorum.

Normalde benimde eski ilgimin çeyreği yoktur belki ama bazen Naruto ile ilgili önüme bir video düştüğünde bakınırken serinin içine dalmış oluyorum. Yine öyle olduğu için bu konuyu açmak istedim. Ne kadar eksikleri olsa da seviyoruz be bu seriyi. Anısı bol. :D
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Yine de Naruto'nun okuduğum diğer shonenlere göre bu konuda farklı bir şeyler yapmaya çabaladığı bir gerçek, o yüzden en azından bu çabasını takdir ediyorum.
Evet ben de demiştim ilk mesajımda daha farklı yapıyor seriyi. Gerçi yeni nesilde o da kalmadı ya, eski seriyi mumla arar olduk.


Ne kadar eksikleri olsa da seviyoruz be bu seriyi
Yani elbette, hayatımın 11 yılı bu seriyi tartışarak geçti, zaten sevmesem şimdiye çoktan salardım. Mesela Biliç'i de severim ama bu kadar üstüne tartışmam, bilgim de kısıtlıdır seriyle ilgili.


Anısı bol bir de ilklerden olduğu için otomatikman özel oluyor.
 
Neji ve Gaara için kötü değildi ama çok tek yönlüydü, ilk fikirlerini çabuk terk ettiler, benim için biraz eğreti geliyordu
Bence burada bir eksik bilgi durumu var.

Çabuk terketmediler, daha doğrusu terketmemeleri gereken bir durum yoktu.

Gaara zaten bir fikre sahip değildi, bir "yetiştirilişe" sahipti. Neji de öyle ancak Neji bu yetiştiriliş sonucunda bir fikre varmıştı ancak bu fikrinde yeterince düşünmemişti, ikiyüzlülük vardı ve Naruto bundan faydalandı zaten attığım video da, TnJ yapılan kişilerin kendi fikirleri olan uyuşmazlıklarının yüzeye çıkması ile TnJ nin devreye girmeye başladığını güzel açıklıyor.

Nitekim, Neji'nin söylediği ile yaptığı bir değildi, sağlam bir temeli yoktu kaldı ki Neji, Naruto onu dövünce değişmedi. Naruto dövüşünce Neji'nin potansiyelini , Hinata'nın çabasını vesaire gören Hiashi, sonunda Hizashi'ye verdiği sözü çiğneyip, Babası ile ilgili gerçeği anlattı ve Babasının kendi tercihi ile hareket ettiğini, ölümünün kaderi olmadığını öğrenince Neji değişti. O nokta da değişmemesi zordu çünkü zaten tüm fikri Babasının , Hiashi yerine seçilmesi üzerine kurulmuştu. Haa daha sonra Hyuga'nın bu alt-üst olayının sorgulanmaması, üzerine gidilmemesi serinin eksisi , ona bir şey diyemem. Zaten, kendi mesajımda belirtmiştim, Neji, Naruto'nun ona söz verdiği şekilde kullanılsa idi, Gaara gibi karakter arkı tam bir yarı daire çizmiş olacaktı maalesef olmadı. Ancak "terketme" gibi bir sorun yok.

Gaara'ya gelince, Gaara zaten çok yakın bir geçmişe kadar iyi bir çocuk, dayısının ölümüne kadar yani 4-5 yaşlarına kadar. Ondan sonra sıyırıyor oda Babasının manipülasyonu ve içindeki canavar yüzünden. Gaara doğar doğmaz nefretin ve savaşın içine doğmuyor (kimimaro, zabuza, haku gibi). Nitekim, Gaara'nın içinde bir yerde zaten o değerler vardı. Ancak bu değerlere sahip olmak sadece acı çekmek demek mi olacaktı ? Kısmında kuşkulu idi ve pes edip, villain pozu kesen bir canavar çocuk olmuştu. Başka bir canavar çocuğun bunun zıttını başarabildiğini görünce de zaten çözüm çok ortada idi.

Ki Gaara çabuk vazgeçmedi, Olay Lee ile başlıyor (ki temelde de ona yaklaşmaya çalışan Temari, Kankuro dinamiği ve de Dayısının ölümü var. Lee bunlar üzerine tuz biber oluyor gibi). Lee'den sonra daha pek çok Konoha şinobisinin yardımlaştığını, birbirlerine dostane olduklarını görüyor.. En son Naruto, Jinc olduğunu açık ederek zaten Gaara'ya müthiş bir paralellik kuruyor, bu noktadan sonra Gaara dönmese zaten kalıcı bir biçimde villain olması gerekirdi.




Yahiko'nun iradesini almış biriydi buraya kadar getirip 15 yaşındaki bir çocuktan etkilenip her şeyi ona bırakması yani göze batıyor.
İyi de ideolojisini takip ettiğin Yahiko daha bile küçük bir çocuktu Nagato, onun etkisi altına girdiğinde. Yahiko öldüğünde bile bunlar ergen denebilecek yaşlardaydı. Yani Nagato zaten çok olgun bir fikir inşa etmedi ki karşısındakinin 16 yaşında olması dert olsun. Kaldı ki Naruto evreni gereği kişilerin yaşının çok çok üzerinde olgunlaştığı bir yer. O yüzden "16 yaşındaki çocuk" yakıştırması bu evrenin yapısında o kadar da "iğreti" bir şey değil.

Kaldı ki onu 16 yaşındaki çocuk tek başına başarmadı. Bir de 50 küsür yaşında hocaları vardı. Olayı basitçe "etkilenme" olarak ele alamayız. İkisi ideolojilerini çarpıştırdı. Başta Naruto'nun bir cevabı yoktu ancak Nagato'da ondan saklanıyordu (tıpkı gerçeklerden saklandığı gibi). Naruto, Pain'i (Acı) yenerek aslında kendi acısını da yendi metaforik olarak ve Nagato ile yüzleştiğinde bu sefer mükemmel olmasa da yenilir yutulur bir cevabı vardı. Naruto kendi yolunda istikrarlı iken Nagato'nun söylemlerinde çatlaklar açığa çıkmaya başlamıştı yüzyüze geldiklerinde.

Ha işin "hızı" bakımından katılırım. Bence orada bir şekilde Nagato kaçsa, Nagato, Obito'ya karşı planlarını sorgulasa, bir arayışa düşse sonra üzerine tekrar Naruto ile karşılaştıklarında son çiviyi çaksa idi belki daha vurucu ve gerçekçi dururdu. Ona bir lafım yok.

Ancak olay kesinlikle "15 yaşındaki çocuktan etkilenip her şeyi ona bıraktı" gibi bişi değil. Bu bakış açısı ile Nagato zaten tüm varlığını 9-10 yaşındaki bir çocuğun fikirlerinden etkilenip onun yoluna kendini adamakta bulmuş biriydi. O zaman karakter Naruto'nun karşısına çıkmadan öncesinde sorunlu demektir. Ancak bunu sorun etmeyip, Naruto'yu edersek işte o algıda seçicilik oluyor.




---------------------------------------------

Şimdi genel , öylesine konuşacağım.

TnJ seri içinde tutarsız bir şey olsa ve Naruto tarafından plot device olarak kullanılsa ben de yerden yere çalardım zaten. Ancak TnJ'nin performe edilişi ve aksiyona girdiği şartlar aşağı yukarı hep istikrarlıydı ve hiç Naruto'yu dönülmez bir beladan kurtarmadı. O tarz plot device şekşinde TnJ'yi genelde kötülerden gördük aslında Naruto'dan değil. Nitekim bu istikrar ve de evrenin içine oturtuluşu sebebiyle olay tamamen kişisel zevke geliyor. Yoksa hikaye açısından çok tutarsız bir şey yok sadece uygulamanın iyi olması ve kötü olması var işte .


Bir diğer olay da Naruto'nun TnJ attığı iddia edilen kişilerin hepsi daha önceden başkaları tarafından TnJ'lenerek o hale gelmesi zaten.


Zabuza & Haku -> Kanlı Sis Politikasının Sonucu
Neji -> Hiyerarşik Kast Yapısının Sonucu
Gaara -> Babasının ve Shukaku'nun Manipülasyonu
Nagato -> Yahiko (iyi anlamda), Obito ve Madara'nın (kötü anlamda) influansının sonucu
Obito -> Aşkı'nın harcanması (ki arkasında Madara var, olmasa daha iyi olurdu bence), Madara'nın Manipülasyonu sonucu.
Sasuke, Itachi, Oroc, Obito'nun ortak manipülasyonları ile

Bir tek Tsunade, gerçekten doğal ve de manipülasyondan uzak sebeplerle yolunu yitirmiş bir tipti, zaten o yüzden de en kolayı o oldu. Ancak burada bile, Orochimaru'da Tsunade'ye TnJ yapmaya gelmişti.


Yani bu kötülerin seçtikleri yolları neden seçtiklerini eleştirmiyorsanız, Naruto'nun yolunu neden seçtiklerini de eleştiremeyiz. Tek eleştirebileceğimiz bunun nasıl idare edildiği, ne kadar iyi yedirildiği olabilir. Ancak "neden bu var" olamaz. Çünkü evrenin yapısı böyle, dünyanın yapısı da böyle, insanlar hayatlarına giren kişiler tarafından değiştirilirler.

Ha iyi hikaye ile ortalama hikaye arasındaki farkı ne yaratıyor ? Avatar evreninden bu işin en iyi başarılmış hali olan Zuko'ya bakarsak Iroh bunla 3. konuşmasında Zuko dönse ya da Aang ile 2. , 3. karşılaşmarında dönse aynı şey olur muydu ? Olmazdı.

Azula ile Ozai buradan işliyor, Iroh öbür taraftan işliyor. tam bir kişilik çatışması. Sonra üstüne Aang ve diğerlerini tanıyor, dünyayı geziyor ve ateş ulusunun yankısının ihtişam ve kudret değil. Zorbalık ve de Çirkinlik olduğunu görüyor kendi ile çelişiyor, döner gibi oluyor ama dönmeyip ihanet ediyor vs. İyice yediriliyor.

Ancak orada şöyle bir durum var. Avatar 60 bölüm ve tek bir bölüm sonu canavarı, düşmanı var ve de plot'u Naruto'ya göre oldukça basit (daha güzel o ayrı). Karakter sayısı da çok çok çok daha az. Nitekim, bu Zuko'ya zoom yapma şansı tanıyor.


Bu fırsatlar elinde olmayan (ya da belli bir noktadan sonra elinden uçan diyeyim, çünkü başta vardı) Naruto hikayesi için bu kadar ince ince süzülmüş bir kefaret hikayesi yazmak kolay iş değil. Çünkü Naruto ne Avatar gibi tek bir amaç ve o amacın karşısında duran sadece 2 ana villain barındıran bir iş değil. Ya da diğer açıdan One Piece gibi gideceği rotayı yolda çizen, her bir ark bosunu yenmeye 100-150 sayı ayıran bir seri de değil. Bu ikisinin ortasında, nitekim, bu "çok çabuk oldu" durumu biraz buradan geliyor.

O yüzden bence Naruto ile ilgili yapılacak 2 sağlıklı seçenek vardı. Seriyi temiz bitirebilmek için.

Ya shippuden'deki yola hiç girilmeyecek, Akatsuki için acele edilmeyecek Sasuke-Itachi ilişkisi retkon yemeyecek ve de çok daha uzun bir seri yazıp, world building yapıp bazı şeyleri yedirmeye vakit ayıracaklardı.

Ya da madem seriyi uzatmayacaklardı. Bence Pain Arkı'nın sonu Naruto'nun gerçek sonu olacaktı. Ancak işte o zaman da Sasuke havada kalacaktı. Bu seri ile ilgili her sorun Sasuke'ye bağlanır bunu unutmayın :D
 
Çabuk terketmediler, daha doğrusu terketmemeleri gereken bir durum yoktu.

Gaara zaten bir fikre sahip değildi, bir "yetiştirilişe" sahipti. Neji de öyle ancak Neji bu yetiştiriliş sonucunda bir fikre varmıştı ancak bu fikrinde yeterince düşünmemişti, ikiyüzlülük vardı ve Naruto bundan faydalandı zaten attığım video da, TnJ yapılan kişilerin kendi fikirleri olan uyuşmazlıklarının yüzeye çıkması ile TnJ nin devreye girmeye başladığını güzel açıklıyor.

Nitekim, Neji'nin söylediği ile yaptığı bir değildi, sağlam bir temeli yoktu kaldı ki Neji, Naruto onu dövünce değişmedi. Naruto dövüşünce Neji'nin potansiyelini , Hinata'nın çabasını vesaire gören Hiashi, sonunda Hizashi'ye verdiği sözü çiğneyip, Babası ile ilgili gerçeği anlattı ve Babasının kendi tercihi ile hareket ettiğini, ölümünün kaderi olmadığını öğrenince Neji değişti. O nokta da değişmemesi zordu çünkü zaten tüm fikri Babasının , Hiashi yerine seçilmesi üzerine kurulmuştu. Haa daha sonra Hyuga'nın bu alt-üst olayının sorgulanmaması, üzerine gidilmemesi serinin eksisi , ona bir şey diyemem. Zaten, kendi mesajımda belirtmiştim, Neji, Naruto'nun ona söz verdiği şekilde kullanılsa idi, Gaara gibi karakter arkı tam bir yarı daire çizmiş olacaktı maalesef olmadı. Ancak "terketme" gibi bir sorun yok.

Gaara'ya gelince, Gaara zaten çok yakın bir geçmişe kadar iyi bir çocuk, dayısının ölümüne kadar yani 4-5 yaşlarına kadar. Ondan sonra sıyırıyor oda Babasının manipülasyonu ve içindeki canavar yüzünden. Gaara doğar doğmaz nefretin ve savaşın içine doğmuyor (kimimaro, zabuza, haku gibi). Nitekim, Gaara'nın içinde bir yerde zaten o değerler vardı. Ancak bu değerlere sahip olmak sadece acı çekmek demek mi olacaktı ? Kısmında kuşkulu idi ve pes edip, villain pozu kesen bir canavar çocuk olmuştu. Başka bir canavar çocuğun bunun zıttını başarabildiğini görünce de zaten çözüm çok ortada idi.

Ki Gaara çabuk vazgeçmedi, Olay Lee ile başlıyor (ki temelde de ona yaklaşmaya çalışan Temari, Kankuro dinamiği ve de Dayısının ölümü var. Lee bunlar üzerine tuz biber oluyor gibi). Lee'den sonra daha pek çok Konoha şinobisinin yardımlaştığını, birbirlerine dostane olduklarını görüyor.. En son Naruto, Jinc olduğunu açık ederek zaten Gaara'ya müthiş bir paralellik kuruyor, bu noktadan sonra Gaara dönmese zaten kalıcı bir biçimde villain olması gerekirdi.
Aslında Gaara konusunda böyle düşünüyorum, o yaşta o kadar dışlanmış haliyle şiddet yanlısı vahşi birine dönüşmüş bir çocuğun asıl dönüşümünün -arkadaşlarım yanımda- diye başlaması garip geliyor yoksa gelişiminin seri boyunca ayrıntısıyla gördük buna okeyim. Naruto onu anlayan, ona benzeyen biri etkilemesi normal ama kendi adıma garip geliyor biraz da kişisel bu sanırım.

Neji konusunda hemfikiriz, dediğim gibi yeterince göremedik.


İyi de ideolojisini takip ettiğin Yahiko daha bile küçük bir çocuktu Nagato, onun etkisi altına girdiğinde. Yahiko öldüğünde bile bunlar ergen denebilecek yaşlardaydı. Yani Nagato zaten çok olgun bir fikir inşa etmedi ki karşısındakinin 16 yaşında olması dert olsun. Kaldı ki Naruto evreni gereği kişilerin yaşının çok çok üzerinde olgunlaştığı bir yer. O yüzden "16 yaşındaki çocuk" yakıştırması bu evrenin yapısında o kadar da "iğreti" bir şey değil.

Kaldı ki onu 16 yaşındaki çocuk tek başına başarmadı. Bir de 50 küsür yaşında hocaları vardı. Olayı basitçe "etkilenme" olarak ele alamayız. İkisi ideolojilerini çarpıştırdı. Başta Naruto'nun bir cevabı yoktu ancak Nagato'da ondan saklanıyordu (tıpkı gerçeklerden saklandığı gibi). Naruto, Pain'i (Acı) yenerek aslında kendi acısını da yendi metaforik olarak ve Nagato ile yüzleştiğinde bu sefer mükemmel olmasa da yenilir yutulur bir cevabı vardı. Naruto kendi yolunda istikrarlı iken Nagato'nun söylemlerinde çatlaklar açığa çıkmaya başlamıştı yüzyüze geldiklerinde.

Ha işin "hızı" bakımından katılırım. Bence orada bir şekilde Nagato kaçsa, Nagato, Obito'ya karşı planlarını sorgulasa, bir arayışa düşse sonra üzerine tekrar Naruto ile karşılaştıklarında son çiviyi çaksa idi belki daha vurucu ve gerçekçi dururdu. Ona bir lafım yok.

Ancak olay kesinlikle "15 yaşındaki çocuktan etkilenip her şeyi ona bıraktı" gibi bişi değil. Bu bakış açısı ile Nagato zaten tüm varlığını 9-10 yaşındaki bir çocuğun fikirlerinden etkilenip onun yoluna kendini adamakta bulmuş biriydi. O zaman karakter Naruto'nun karşısına çıkmadan öncesinde sorunlu demektir. Ancak bunu sorun etmeyip, Naruto'yu edersek işte o algıda seçicilik oluyor.
Ama Yahiko savaş içinde büyürken, Naruto daha çok yalnızlığın ne olduğunu biliyordu, Yahiko dediğin Nagato'ya bir fikiri verdi, temeli o oluşturdu.

15 yaş bu evren için az değil ama Naruto için az, Oroçi'nin saldırısı gördü bir de Jiraiya etkisi , kendi çektiği acılar da var haliyle ama en azından bunlar Nagato'yu ikna etmek için yeterli olmamalıydı, bu yazdıklarımın temel noktası olayın -hız-ıydı zaten.
 
Üst