COVID-19 veya SARS-CoV-2, yani yeni koronavirüs için bilgilendirme başlığıdır. Konuya koymaya uygun gördüğüm içerikleri buraya koyacağım veya linklerini vereceğim. Yanlış bilginin çok olduğu şu günlerde, bunu önlemek için şu anlık sadece ben mesaj atabiliyorum fakat güzel bir mesaj atan vb. olursa ekleyebilirim. Durumun gidişatına göre, buradaki bilgilerin hepsi güncellenebilir çünkü sürekli yeni gelişmeler oluyor. Konuyla ilgili sorusu, isteği vb. olanlar bu başlığa yazabilir.
- Sıkça sorulan sorular ve cevapları nelerdir?
Yukarıdaki başlıktan, Dünya Sağlık Örgütü'nün Korona S.S.S. çevirimi bulabilirsiniz.
- Virüsün kaynağı nedir?
- Aşı çalışmaları nasıl gidiyor?
- Dünyadaki ve ülkedeki vaka sayılarını nasıl takip edebilirim?
- Prestijli bilimsel dergi Nature'a göre, devletler üç şeye dikkat etmeli.
- Sağlık sistemlerinin çökme tehlikesi var mı?
Yukarıdaki grafik, geleceğe dair yapılan bilimsel bir simülasyonun sonuçlarından birisidir. Bu simülasyonun yayımlandığı raporda, devletlerin COVID-19 ile iki savaşma biçimi olduğundan bahsediliyor: yavaşlatma ve bastırma. Bu iki tip senaryo önemli çünkü hastanelerin bakım kapasitesi sınırlıdır. Bu yüzden, belli bir kapasitenin üstüne çıkılırsa, sağlık sistemlerinin çökme riski var. Hastalığın yayılmasını yavaşlatma senaryoları sağlık sistemi üstündeki bu baskıyı hafifletmede yetersiz kalırken, bastırma senaryoları daha başarılı kalıyor.
Yukarıda verilenler işte bu farklı bastırma senaryolarıdır. Her bir farklı çizgi, farklı bir bastırma senaryosunu gösteriyor. En alttaki düz, kırmızı çizgiyse Büyük Britanya'daki, hastalığın kabarması sırasında sahip olunan kritik bakım yatağı kapasitesini gösteriyor. Yani bir anda gelecek kritik durumdaki hastalara ayrılabilecek yatak sayısıdır.
Kabarma kapasitesi oldukça önemli bir şeydir ve bir devletin felakete hazır olması için gereken temel 37 gereklilikten birisidir. Kabarma kapasitesi, üç tane temel şeye ihtiyaç duyar: tedarik devamlılığı, yeterli derecede sağlık çalışanı ve yeterli medikal ekipmana sahip bir altyapı.
Gördüğünüz üzere, en iyimser senaryoda bile, sahip olunandan katlarca daha fazla bir kapasite gerekiyor. Üstelik bu bastırma senaryoları izlenirse olacak durum. Yavaşlatma senaryoları takip edilirse durum daha da kötü olacaktır. Grafikte aynı zamanda kahverengi-turuncu senaryonun en başarılı senaryo olduğu görülüyor.
Türkiye'nin kabarma kapasitesini (surge capacity) araştırdığımda, Büyük Britanya'nın aksine, bu konuda bir sayı bulamadım. Bu yüzden Türkiye'de durum tam olarak nasıldır bilemiyorum fakat ülkelerin gelişmişliği açısından düşündüğümde, Türkiye'deki durumun çok daha iyi olamayacağını düşünüyorum. Bu yüzden bizim sağlık sistemimizde de kapasitenin çok daha üstüne çıkılma riski var.
Diğer bir durum, ülkedeki bu sağlık sistemi kalitesinin eşit dağılmamış olması. Örneğin Van depreminde, yaralıların pek çoğunu dış hastanelere yollamak zorunda kalmışlardı. Doktor sayısı ve altyapı yeterliliği gibi şeylerin de kabarma kapasitesini belirlediği düşünülürse, şaşırtıcı değil. Zaten Imperial College raporunda da, gelir seviyesi daha düşük bölgelerin daha çok zorlanacağından bahsediliyor. Bu yüzden, hastanelerin yalnız başlarına bırakılmaları yerine, koordine olarak, ortak bir şekilde çalışmaları öneriliyor.
Rapor hakkında daha fazla şey için şu habere bakabilirsiniz.
Çok fazla vakaya sahip olan New York'taki bir doktor, sağlık sisteminin ne kadar zorlandığını şöyle açıklıyor.
Smith, hastalığın sanılandan daha yaygın olduğunu şu örneklerle anlatıyor: “Başta öksürük ve ateş olan hastaları izole ediyorduk. Onların yanında ekstra dikkatli oluyorduk. Ancak şimdi ateşi olmayıp da sadece karın ağrısı şikayetiyle gelen hastaların röntgenlerinde de Covid-19 bulgularına rastlamaya başladık. Mesela araba kazasında yaralanan biri geliyor ve röntgen çektiğimizde akciğerleri ‘corona‘sı varmış gibi görünüyor. Şimdi anlıyoruz ki birçok hastamız aslında Covid-19’du ama biz fark etmedik. 10 asistan ve birçok hemşire hasta oldu. Çoğu doktor semptom gösterse bile test yaptıramıyor. Defalarca virüse maruz kalıyoruz, koruyucu ekipmanımız eksik. Sabah taktığım n95 maskesiyle bütün hastalara bakıyorum. Bugün taktığım maskeyi cuma da takmıştım. Maskelerin bitmesinden endişe ediyoruz.“
Hastane yeni şartlara uyum sağlamaya çalışıyor. Hafif semptomları olan hastalar için dışarıda test çadırı kurulmuş.
“Her geçen gün daha ağır hastalar geliyor” diyen Smith genç hastaların çoğunun sigara içmeyen sağlıklı bireyler olduğunu söylüyor. “Bu kadar ağır hasta olacağını beklemediğimiz 30-50 yaş arası sıradan insanlar.”
Görüntüler Smith’in uyarılarıyla bitiyor: “Bu bir ay, iki ay, üç ay böyle devam ederse ne yaparız bilmiyorum. İhtiyacımız olan malzememiz yok. Bunları söylediğim için başım derde girerse de umurumda değil. İnsanların bilmesini istiyorum. Durum kötü, insanlar ölüyor. Acil servisinde hastalarla ilgilenmek için ihtiyacımız olan malzeme yok. “
İki gün önce, Fransız bir yetkili "Paris’te 48 saatte kapasite aşılacak, facia olabilir," demiş ve destek istemişti.
Bu haberleri verirken, bunların aynı zamanda destek çağrıları olduğunu da belirteyim. Yani illa bir çaresizliğe saplanmışlık değil, daha fazla destek ve koordinasyon isteği var.
- Son olarak, herkesin dinlemesi gerektiğini düşündüğüm iki röportaj var.
- Sıkça sorulan sorular ve cevapları nelerdir?
Yukarıdaki başlıktan, Dünya Sağlık Örgütü'nün Korona S.S.S. çevirimi bulabilirsiniz.
- Virüsün kaynağı nedir?
COVID-19 da denilen SARS-CoV-2, Çin'de yarasalarda bulunan bir koronavirüs ile %96 DNA ortaklığına sahip. Yani asıl kökenin yarasalar olması çok büyük ihtimal. Ancak doğrudan yarasalardan insanlara geçtiği düşünülmüyor. Arada başka bir konak hayvan türü olduğu düşünülüyor. Şu anki favori aday pangolinler ve araştırmalar sürüyor.
ABD'de ilk aşı çalışmaları 18 Mart'ta başladı. ABD'li Alman şirketler, aşı için işbirliğine başladı.AB komisyon şefi, 'aşı güz döneminden önce hazır olabilir' dedi. Ancak bu en iyimser tahmin. İngiltere'de Imperial College'ın 9. raporuna göre aşıyı bulmak 18 ay kadar sürebilir. Bu yüzden kesim bir zaman vermek zor.
Türkeye'de henüz yerel bir izleme sistemi yok. Sağlık Bakanı'nın yaptığı genel açıklamalar sayesinde sayıları öğreniyoruz. Ancak vaka, ölü, iyileşen, test sayısı gibi verileri bir araya getiren Evrim Ağacı'nın her gün güncellenen bir çalışması var. Buradan ulaşabilirsiniz.
Dünyadaki gidişatı izlemek için Johns Hopkins Üniversitesi izleme sistemi veya DSÖ izleme sistemini kullanabilirsiniz. Hopkins daha hızlı güncelleme yapmaktadır.
Dünyadaki gidişatı izlemek için Johns Hopkins Üniversitesi izleme sistemi veya DSÖ izleme sistemini kullanabilirsiniz. Hopkins daha hızlı güncelleme yapmaktadır.
1) Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) tavsiyelerine uymalılar. DSÖ, böyle durumlar için, herhangi bir hükümetin veya devletin sahip olduğundan çok daha fazla tecrübeye sahip. Onların şu an devletlere verdiği en önemli tavsiye, vakaları takip etmek ve toplumdan izole etmek. ABD ve Birleşmiş Krallık bu tavsiyeye uymuyorlar. Görünüşe bakılırsa Türkiye de, en azından, tam anlamıyla uymuyor. Örneğin, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, ilk vaka çıktıktan sonra, Türkiye'nin corona testlerini yaygın yapmadığı için ilk vakanın geç tespit edildiğini söylemişti. “Hafif seyreden vakaları da çok saptayamadık. Türkiye’de testin yaygın yapılışı da söz konusu değil.” Bu söylenilenleri, ilk vaka tespit edildikten sonra çok hızlı bir şekilde yeni vakaların bulunmasıyla birleştirince, doğru oldukları sonucuna varılıyor. Lakin test yapılma sayısında yavaş bir artış var.
2) Verilen kararlar kapalı kapılar ardında, gizli bir şekilde olmamalı. Karar verilmesine yol açan veriler açıklanmalı ve ardından kararlar verilmeli. Bu şekilde bilim dışı, zarara yol açacak kararlar önlenebilir.
3) Uluslararası işbirliği olabildiğince fazla olmalı.
Kaynak
2) Verilen kararlar kapalı kapılar ardında, gizli bir şekilde olmamalı. Karar verilmesine yol açan veriler açıklanmalı ve ardından kararlar verilmeli. Bu şekilde bilim dışı, zarara yol açacak kararlar önlenebilir.
3) Uluslararası işbirliği olabildiğince fazla olmalı.
Kaynak
Yukarıdaki grafik, geleceğe dair yapılan bilimsel bir simülasyonun sonuçlarından birisidir. Bu simülasyonun yayımlandığı raporda, devletlerin COVID-19 ile iki savaşma biçimi olduğundan bahsediliyor: yavaşlatma ve bastırma. Bu iki tip senaryo önemli çünkü hastanelerin bakım kapasitesi sınırlıdır. Bu yüzden, belli bir kapasitenin üstüne çıkılırsa, sağlık sistemlerinin çökme riski var. Hastalığın yayılmasını yavaşlatma senaryoları sağlık sistemi üstündeki bu baskıyı hafifletmede yetersiz kalırken, bastırma senaryoları daha başarılı kalıyor.
Yukarıda verilenler işte bu farklı bastırma senaryolarıdır. Her bir farklı çizgi, farklı bir bastırma senaryosunu gösteriyor. En alttaki düz, kırmızı çizgiyse Büyük Britanya'daki, hastalığın kabarması sırasında sahip olunan kritik bakım yatağı kapasitesini gösteriyor. Yani bir anda gelecek kritik durumdaki hastalara ayrılabilecek yatak sayısıdır.
Kabarma kapasitesi oldukça önemli bir şeydir ve bir devletin felakete hazır olması için gereken temel 37 gereklilikten birisidir. Kabarma kapasitesi, üç tane temel şeye ihtiyaç duyar: tedarik devamlılığı, yeterli derecede sağlık çalışanı ve yeterli medikal ekipmana sahip bir altyapı.
Gördüğünüz üzere, en iyimser senaryoda bile, sahip olunandan katlarca daha fazla bir kapasite gerekiyor. Üstelik bu bastırma senaryoları izlenirse olacak durum. Yavaşlatma senaryoları takip edilirse durum daha da kötü olacaktır. Grafikte aynı zamanda kahverengi-turuncu senaryonun en başarılı senaryo olduğu görülüyor.
Türkiye'nin kabarma kapasitesini (surge capacity) araştırdığımda, Büyük Britanya'nın aksine, bu konuda bir sayı bulamadım. Bu yüzden Türkiye'de durum tam olarak nasıldır bilemiyorum fakat ülkelerin gelişmişliği açısından düşündüğümde, Türkiye'deki durumun çok daha iyi olamayacağını düşünüyorum. Bu yüzden bizim sağlık sistemimizde de kapasitenin çok daha üstüne çıkılma riski var.
Diğer bir durum, ülkedeki bu sağlık sistemi kalitesinin eşit dağılmamış olması. Örneğin Van depreminde, yaralıların pek çoğunu dış hastanelere yollamak zorunda kalmışlardı. Doktor sayısı ve altyapı yeterliliği gibi şeylerin de kabarma kapasitesini belirlediği düşünülürse, şaşırtıcı değil. Zaten Imperial College raporunda da, gelir seviyesi daha düşük bölgelerin daha çok zorlanacağından bahsediliyor. Bu yüzden, hastanelerin yalnız başlarına bırakılmaları yerine, koordine olarak, ortak bir şekilde çalışmaları öneriliyor.
Rapor hakkında daha fazla şey için şu habere bakabilirsiniz.
Çok fazla vakaya sahip olan New York'taki bir doktor, sağlık sisteminin ne kadar zorlandığını şöyle açıklıyor.
Smith, hastalığın sanılandan daha yaygın olduğunu şu örneklerle anlatıyor: “Başta öksürük ve ateş olan hastaları izole ediyorduk. Onların yanında ekstra dikkatli oluyorduk. Ancak şimdi ateşi olmayıp da sadece karın ağrısı şikayetiyle gelen hastaların röntgenlerinde de Covid-19 bulgularına rastlamaya başladık. Mesela araba kazasında yaralanan biri geliyor ve röntgen çektiğimizde akciğerleri ‘corona‘sı varmış gibi görünüyor. Şimdi anlıyoruz ki birçok hastamız aslında Covid-19’du ama biz fark etmedik. 10 asistan ve birçok hemşire hasta oldu. Çoğu doktor semptom gösterse bile test yaptıramıyor. Defalarca virüse maruz kalıyoruz, koruyucu ekipmanımız eksik. Sabah taktığım n95 maskesiyle bütün hastalara bakıyorum. Bugün taktığım maskeyi cuma da takmıştım. Maskelerin bitmesinden endişe ediyoruz.“
Hastane yeni şartlara uyum sağlamaya çalışıyor. Hafif semptomları olan hastalar için dışarıda test çadırı kurulmuş.
“Her geçen gün daha ağır hastalar geliyor” diyen Smith genç hastaların çoğunun sigara içmeyen sağlıklı bireyler olduğunu söylüyor. “Bu kadar ağır hasta olacağını beklemediğimiz 30-50 yaş arası sıradan insanlar.”
Görüntüler Smith’in uyarılarıyla bitiyor: “Bu bir ay, iki ay, üç ay böyle devam ederse ne yaparız bilmiyorum. İhtiyacımız olan malzememiz yok. Bunları söylediğim için başım derde girerse de umurumda değil. İnsanların bilmesini istiyorum. Durum kötü, insanlar ölüyor. Acil servisinde hastalarla ilgilenmek için ihtiyacımız olan malzeme yok. “
İki gün önce, Fransız bir yetkili "Paris’te 48 saatte kapasite aşılacak, facia olabilir," demiş ve destek istemişti.
Bu haberleri verirken, bunların aynı zamanda destek çağrıları olduğunu da belirteyim. Yani illa bir çaresizliğe saplanmışlık değil, daha fazla destek ve koordinasyon isteği var.
Moderatör tarafında düzenlendi:
